YAZARLAR

Bu ülke insanının en güzel hasletlerinden birisi mağdura, mazluma, yolda kalmışa hemen elini uzatmasıdır. On gün kadar önce Elazığ-Sivrice merkezli ve Malatya’da da şiddetle hissedilen deprem sonrası yıkılan binalar oldu, bazı vatandaşlar evsiz kaldı. Evi ciddî hasar görmese de korkudan insanlar evlerine giremedi. Tüm kurtarma çalışmaları sonrasında ortaya çıkan tablo Elazığ’da ve Malatya’da olmak üzere elliye yakın vatandaşımız hayatını kaybetti, binbeşyüz civarında kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlere Allah (C.C.)’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, depremi fiilen yaşayan tüm vatandaşlara ve Milletimize başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi bir arada iletiyorum. Bu vesîle ile de herkese hayırlı haftalar diliyorum…

Bu acı olaydan hareketle, yaşananlara ilişkin kısa bir tahlil yapmak isterim. En önemli husus milletçe kenetlenmemiz. Devletimizin en başından bakanlarına, resmî kurumlardan sivil toplum kuruluşlarına, sağlıkçısından itfaiyecisine, diyanet işleri başkanından derneklere ve vakıflara kadar uzayan çok sayıda kurum ve kuruluş temsilcisi saatler içerisinde organize oldu ve müdahalede bulundu. Krizi yönetme konusunda son derece başarılı bir sınav verildi. Yıkılan ev sayısı fazla olmayınca arama kurtarma çalışmaları hızla tamamlandı. Bu esnada hepimizi duygulandıran sahnelere tanık olduk.

Evi yıkılan sahibinin başında bekleyen köpekten tutun da müdahale ettiği depremzedeleri kurtarmak için zamanla yarışan sağlıkçısından askerine, AFAD görevlisinden Suriye’li gence kadar her hikayede duygulandık, gözyaşlarımız hareketlendi.

Sonuç? Geçmiş depremlerden çıkardığımız dersler sayesinde yapı stoğumuzun kalitesi yükselmiş. Bunu nereden söylüyorum diye sorabilirsiniz, haklısınız teknik analiz gerektiren bu çıkarım kolay yapılacak bir çıkarım değildir. Ama yüksek şiddette bir deprem sonrası yıkılan bina sayısının azlığı bana bunu söyletiyor. Tartışılabilir ama benim kanaatim bu. Onun dışında en önemli sonuç, oluşan krizi yönetmede son derece başarılı olduk. Cumhurbaşkanımızın ilk saatlerde olay mahallerini ziyaret etmesi her ne kadar bazılarınca “protokol öncelikleri kurtarma çalışmalarını geciktirir” endişesi ile eleştirilse de televizyonlardan canlı yayınlanan ziyaretlerde hiç te öyle bir görüntü yoktu. Üç bakanımızın olayın hemen akabinde deprem bölgesine intikalleri ve yaklaşık bir hafta süreyle yeri geldiğinde hizmet zincirinin halkası halinde, yeri geldiğinde de devlet ciddiyeti ile son derece şeffaf bir şekilde hem kendi hem de dünya kamuoyunu düzenli bilgilendirmeleri takdire şâyan hareketlerdi. AFAD Başkanımız mütevazi yapısı ile her zaman işine odaklanıp bir an önce işleri yoluna koyma derdindeydi. Diyanet İşleri Başkanımızın ilk saatlerden itibaren bölgede olup manevî destek çalışmalarında bulunması ve birçok cenaze namazını bizzat kıldırması psikolojiyi yönetme açısından son derece önemliydi. Anadolu tabiriyle “keyfe keder” misali ve polemik yapmak isteyenlere küçük malzemeler verir nitelikte münferit olaylar olsa da, muhalefet partilerinin liderlerinden yönettikleri belediyelere kadar sahada olmaları güzel bir tabloydu. Can Azerbaycan’ın kardeşliğini ispat edercesine hemen yaralarımızı sarmaya koşması da başka bir güzellikti.

Kısacası keşke hiç yaşanmasaydı ama “krizi doğru yönettik.” Bundan sonra yapmamız gereken “depremle yaşamaya alışmalıyız” gerçeğinden hareketle, çocuklarımızdan başlayarak davranış eğitimi, mevcut yapı stoklarının hızla elden geçirilip depreme dayanıklı hale getirilmesi, yeni yapılarda depreme dayanıklılığa mutlaka riayet, kentsel dönüşümün hızlandırılması ve bu şekilde yaşanabilecek olumsuzluklara karşı daha da hazırlıklı olmamızdır.

Kahramanlara teşekkürlerimizle yazımızı sonlandıralım. İsimsiz birçok kahramanın olduğu bu olayda çocuklarını korumak ve hayatta kalmalarını temin için bedenlerini siper eden ve ölen anne babalar en başta gelen kahramanlardır. Bunlar dışında Adıyamanlı UMKE personeli Emine Kuştepe, Suriyeli Mahmut El Osman, Türkiyeli Jandarma Binbaşı JAK Tabur Komutanı Burak Özer, Türkiyeli Jandarma Yüzbaşı JAK Bölük Komutanı Yusuf Mataracı, Türkiyeli Jandarma Astsubay Çavuş Zehra Yıldız, Bilecikli Paramedik Hatice Yücel isimsiz yüzlerce kahraman arasından sembolleşen isimler oldular. Hepsine şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunarım. Bir başka teşekkürüm de başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, olayın ilk anlarından kurtarma çalışmalarının sonuna kadar bölgede ter döken üç bakanımıza, kendi alanlarıyla ilgili hemen müdahil olan bakanlarımıza, diyanet işleri başkanımıza, kısacası devletimize. “Zaten görevleridir” diyenleriniz olabilir ama işini “duygu ve aşkla” yapmak ta fark yaratıyor. Milletimizin kenetlenmesi zaten her türlü takdir ve tebriği hak ediyor. Kendimize de küçük bir pay çıkaralım, kriz yönetiminin odağındaki üç ismin Konya’lı olması da bizim mutluluğumuz ve gururumuz olsun.

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı (Konuşmaya dair görgü kurallarına devam…)

“Yalan yere bir söz vermemek, yapamayacağı bir şeyi söylememek, yalan söylemekten, yeminden, gıybet etmekten, koğuculuktan sakınmak, başkalarıyla alay etmemek, kimseye kötü bir ad takmamak..”

> Yeni Meram >Yazarlar > Acıların Pekiştirdikleri!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.