YAZARLAR

Tüm dünya 2020’e yeni umutlar ve istekler ile girdi. Kimi bu hediyeleri Noel babadan istedi kimi ise dua ederek Allah’tan. Yılbaşına nasıl girersem öyle gider diyerek eğlenceler düzenleyenler de oldu, bunları eleştirip evinde rutinini gerçekleştirenler de.
Ve 2020’e bir girdik, pir girdik.
Uçak kazaları, depremler, salgınlar, yangınlar…
İşin eleştirisini osunu busunu kenara bırakalım, yüzlerce can gitti. Binlercesi ise ölümle burun buruna geldi…
Aslında kötü tablo bizim dışımızda dünyada gerçekleşiyordu. Bizlerde izleyip, üzülüp; bir şeyler yapsak diyorduk. Rutin ülke problemlerimizle haşır neşir oluyor, artçı depremler ile korkuyorduk. Ta ki 24 Ocak akşam saatlerine kadar… Elazığ ve Malatya çevresinde bir deprem meydana geldi. 41 vatandaşımız can verdi, 1607 si ise yaralandı.
5 Şubat 2020’nin ilk saatlerinde ise Van’dan bir kaza haberi ile sarsıldık. Minibüs içerisinde ki vatandaşlarımızın üstüne çığ düşmüştü. Tam bu haberi alıp neler oluyor acaba derken ikinci bir çığ haberi ama bu sefer daha da vahim! Ben bu yazıyı yazarken ölü sayımız 38 idi…
5 Şubatın akşam saatlerine geldik. Sosyal medyada bir kargaşa daha “ne oldu? neler oluyor?” derken bir uçak kazası haberi… “Ne nedir” derken yine kaza yapan aynı şirketmiş muhabbetleri dönmeye başladı. Yolcu uçağımız pistten çıkmıştı. 3 ölü, 179 yaralı.
Yazık… Ben bu cümleleri yazarken ölü sayıları artıyor. Dönüp dönüp güncelleme yapmak zorundayım. Ne acı ki ‘ölüm’ bu kadar kolay oldu!
Dünya’da ise neler olmuştu neler… Çin’de ise bir salgındır aldı başını gidiyor. Çin devleti muhtemel ki sayıyı saklıyor.Net bir bilgi alamasak da durum şuan için karışık…
Avusturalya da söndürülemeyen yangın, dünyada gerçekleşen depremler, savaş ilanları…
Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünmek lazım geliyor. Sizce bu olaylar bir lanet ürünü mü? Yoksa Allah insanları mı cezalandırıyor?
Hayır hayır tabi ki bunlar değil. Doğanın kuralları belli… Basit ve sade!
İnsanlar ise bu kurallara uymak zorunda. Savaşmak yerine barış yapmak gerekir. Uzmanların araştırılmalarına bakıldığında bir İstanbul depremi çok büyük ihtimal…Çünkü faylarda olan sıkışma o bölgeye doğru ilerliyor… Çığ tehlikesi ise o bölge için gayet olağan bir durum. Vadinin yapısı, yağan kar miktarı… Gerekli şartlar yerine getirilmedikçe doğa aynı cezayı vermeye devam edecek. Uçak kazaları için konuştuğumuzda da durum farklı değil. 2 yılda 3 kere aynı durum yaşanıyorsa bir yerde hata vardır.
Eleştirilecek çok şey olsa da şu saatler için bunun zamanı değil. Giden canlar var, hüzün vaktidir. Fakat yaralarımızı sarar sarmaz herkes şapkasını önüne koysun! Artımızı eksimizi bir bir yazalım, çizelim…
Herkes üzerine düşeni yapmak zorunda. Devlet önlemlerini alacak; vatandaş depremde, çığda ne yapacağını öğrenecek; müteahhitler, mühendisler, arama kurtarma ekipleri, pilotlar, jeologlar ve herkes işlerini hakkıyla yapacak… Doğayla savaşmak yerine onun sade kurallarına sarılmak gerekir. Buda ancak onu tanımakla mümkün… Araştırmak, incelemek ve tecrübelenmek… Unutmayalım bunca kazayı belayı…
Unutmayalım ki bu durumlar tekrarlanmasın!
Sevgi ve saygı ile…
Bu yazıdan ayrı olarak son bir söz daha etmek isterim. Önceden bu temennileri çok ettik, üzüldük, ağladık. Ama her şeyi unuttuk gitti. Bizlere sadece acılar ve hatıralar kaldı. Bu sefer unutmayalım, unutturmayalım…
mutlumuhammethabib@gmail.com

> Yeni Meram >Yazarlar > 2020 kehanetleri
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.