Herkesin sorduğu bir soru. Bize neler oldu, toplum bozuldu diye. Bir toplumu, milleti, devleti bozmak istiyorsanız önce en küçük, en çekirdek biriminden başlayacaksınız. Herkes her şeyden şikayetçi. Evlat atadan, ata evlattan, tebaa kendini yönetenlerden, idareciler idare edilenlerden.
İşin en kolayı toplumda her şey kötüye gidiyorsa bunun sebebi ekonomiktir. Kapitalizm bize böyle öğretti. Bunu söyleyen zevata şunu söylemek lâzım. Kurtuluş Savaşından çıkmışız. Durumumuz da Çanakkale Savaşındaki hoşaf ve kuru ekmek menüsünden pek farklı değil. Ülkede üretim yok, fabrika yok. Kişi başı milli gelirimiz yüzlü dolarlı rakamlarda. Ya şimdi binli dolarlı rakamlardayız ancak toplumda huzursuzluk milli gelirimize paralel olarak artıyor.
Kurtuluş Savaşı sonrasında çoğu şehit olmuş memleketin genç askerleri yok. Ancak öyle bir aile düzeni ki Osmanlı ruhlu anneler hem annelik, hem babalık yapmışlar. El hak atalık yapmışlar. Yaşanmış bir olayı aktarayım. Eş şehit olmuş, ailede tek bir erkek evlat var. Onun da askerliği gelmiş. Asker adayı rahmetli Durmuş ağlıyor. Problemi evi kim çekip çevirecek, kızlar daha küçük. Osmanlı anası Pembe oğluna dönüp diyor ki: "Durmuş yapamayacaksan sen kal da ben gideyim askere."
Hülâsa böyle ailelerden, imkansızlık nedeniyle tek bilemedin iki odada bütün aile fertlerinin kaldığı, tezek yakıtlı evlerden geldik. Şimdiki nesilde herkese ayrı oda, kaloriferli evler, internet erişimli, cep telefonlu evler. Zenginleştik, imkanlarımız katbekat arttı ancak huzur yok, yere göre edep yok.
Yaşı biraz daha müsait olanlar iyi bilirler. Büyüklerimiz konuşurken araya girmezdik. Onların yanında oturmamıza, kalkmamıza, yememize, içmemize dikkat ederdik. O zamanlardan kalma alışkanlık olsa gerektir. Bendeniz ayak ayak üstüne atmayı unuttum. Bırakın kendinizden büyükleri, kendinizden küçüklerin karşısında ayak ayak üstüne atmak bile onlara değer verilmediğinin göstergesi gibi gelir bize.
Şimdi bırakın ayakları büyüklerin yanında sigara, içki içmek dahi normalleşme aşamasında. Ailelerin tek kabullenemedikleri ise bağımlılık yapan uyuşturucular. Hakikaten ne oldu bize, bizim ailelerimize. Sigara, içki ve uyuşturucu kullanma yaşı sürekli düşüyor. İntihar olayları artış göstermesine rağmen, infial yaratmasın diye gizleniyor olabilir mi?
Yükseköğrenimde çok fazla tercih edilmeyen psikoloji içerikli bölümler şu anda çok tercih ediliyor ki anti depresan ilaç kullanımı gün geçtikçe artıyor. Dostlar dahi birbirleri ile sohbetlerinde terapiden, seanstan bahsediyorlar.
Eskiden ailelerimizde dededen toruna aynı evlerde, büyük evlerde yaşanırdı. Çocuklar kontrol altında ve ebeveyn şefkati altında büyürlerdi. Şimdilerde anne-babası çalışan ailelerde bebeklerimiz, çocuklarımız bakıcılar tarafından büyütülmekte. Bu düzeni biz hazırlamadık mı? Daha evlenirken ayrı ev isteriz. Kaynana sevilmez ki. Halbuki sen de kayınvalide olacaksın! Gerçek bir Osmanlı kayınvalidesi anneden ötedir. O kayınvalideler ki haklı da haksız da olsa hep gelinlerini tutarlardı.
Türkiye Yüzyılını inşa edeceksek önce ailenin düzelmesi lazım. Nasıl başarılır, büyüklerimiz daha iyi bilirler. Aile Yılı mı ilan edilir? Eğitici diziler, filmler ve kamu spotları mı yapılır? Biz şunu biliriz; toplum sıkıntıda. Bilhassa bağımlı insanlar toplumda çok büyük problem oluşturuyor.
Görevde iken neler gördük. Annesine babasına para vermedi diye gözünü kırpmadan öldüren gençler ve evladının ölmesi için dua eden eli öpülesi anneler gördük!
Bizde öğretim eğitimin önüne geçti. En önemlisi ise”İlla edep,illa edep”
Saygılarımla