Oyunları izleyen ama sadece izleyen bir ülke olmaktan çıkarak, oyun kurucu bir ülke olduk. İtibarlı, sözü dinlenir, saygın bir devlet olmak bu olsa gerektir. Birleşmiş Milletler oturumunda tüm devlet temsilcilerinin pür dikkat dinledikleri bir lider var. T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Aynı toplantıda terörist devletin terörist başbakanının konuşmasını dinlememek adına devlet temsilcileri salonu boşalttılar.
Salondan çıkmayıp terörist başbakanın konuşmasını pür dikkat dinleyen, saygıda kusur etmeyen Azerbaycan temsilcisi müstesna. Türkiye Cumhuriyetinin hangi ferdine sorarsanız Azerbaycan değil, Can Azerbaycan der. Gardaş ülke der. Ama karşılığında beklentilerimize hiç değer verilmemektedir. Otuz seneden fazladır Ermenistan'ın işgalinde ve yönetiminde olan Karabağ'ı kendin mi kurtardın sanıyorsun?
Devletimizin tek millet iki devlet felsefesi ve yaklaşımı dahil Azeri kuvvetlerin eğitimi, İHA'lar SİHA'lar ve diğer askeri teçhizat olmasaydı sen o Karabağ'ı zor kotarırdın hatta teşebbüs dahi edemezdin. İnsanlar gibi devletlerde işi bitene kadar. Karabağ'ı fethettiğini (kendi başına) sandın o zamanlar qardaş ülkeye övgüler düzüyordun. Şimdi ne oldu işin bitti. Aliyev efendi bu ülke işi bitince buruşturulup kenara atılacak müsvette bir kağıt parçası değildir.
Ermenistan başkanı Paşinyan kadar aklınız yok mu? Adam devlet başkanımız ile görüşmek adına 40 takla atıyor. Sen balık hafızalı olabilirsin. Çabuk unutursun hatırlatalım. Daha önceki gün İran gibi köklü bir devletin yetkilileri açıkladılar. Türkiye bizi bölünmekten kurtardı diye. Suriye'de yapılanlar ortada. Kafanı iki elinin arasına alda bir düşün. Orada yıllardır çöreklenen Rusya ve İran bir haftada Suriye'yi terk ettiler. Şimdi sıra Irak'ta. Irak'taki asayişi de sağlayacağız. Bir taraftan da ülke içinde barışın sağlanması için gereken yapılıyor.
Düz Azerbaycan dış ticaretinin % 60’ını İsrail ile yapıyor. Güvenlik ve istihbarat birimlerini terörist devlete teslim etmişler. Siz hiç Azerbaycan'dan KKTC'yi tanıdığını ya da Filistin davası ile ilgili, Gazze katliamı ile ilgili bir cümle kurduğunu gördünüz mü? Halbuki bu yüce devlet rahmetli babası Haydar Aliyev'den bu tarafa hep qardaşının yanında oldu.
Başörtülü öğrencilerin devlet okullarına girmesi yasaklandı. En garibi Azerbaycan baş müftüsü bu yasağı savundu. Allahu Ekber! Devlet televizyonları bir açıklama yaparak Arap kültürünü, örf ve adetlerini ülkemizde uygulattırmayacağız açıklaması geldi. Sonrasında sayın Bahçeli'nin " yanlışın yanında durmayız" açıklaması geldi. Sonrasında yıllarca başörtüsünü kamuya ve meclise sokmama mücadelesi veren Sayın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu biz hata yaptık, siz yapmayın açıklaması geldi. Sonra Aliyev'den nezaket kurallarını hiçe sayan bir açıklama geldi. İç işlerimize kimse karışamaz. Herkes kendi halkına hizmet etsin.
Sayın baş müftü. Sizin ilmihal kitaplarınızda ne yazar bilmeyiz ancak başörtüsü Arap kültürü, örf ve adeti değildir. İslama inananlar için uygulanan ve emri ilahi olan bir örtünme şeklidir.
Devlet olmanın gereği midir bilinmez. Ancak uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer olmuyor. Diplomatik dil ve ülke çıkarları ön plana çıkıyor. Örnek mi? Biz yıllarca Filistin Kurtuluş Örgütünün yanında duruyoruz maddi manevi. Kimse kimseyi kandırmasın rahmetli olan Filistinli liderler Kıbrıs davasında hem KKTC'yi tanımadılar hem de Güney Kıbrıs devletinin lehine açıklamaları var?
Azerbaycan'da böyle Filistin'de böyle. Biz Mısır ile niçin kötü olduk. Demek ki uluslararası ilişkilerde duygusallığı bir kenara bırakarak, milli, manevi ve insani ile değerlere saygılı bir şekilde politika üretmek lazım.
Yapmazsak senin kan kardaşın senden gördüğünü unutur, terörist başı ile dirsek teması hizaya geçer.
Ayıptır yahu!