Mehmet Hançerli

GÜZ GÜNDEMİ

Mehmet Hançerli

    Öncelikle cumhuriyetimizin kuruluşunun 103. yıldönümünü kutluyoruz. 1923 yılındaki Cumhuriyetimiz ile 2026 yılı ulu Cumhuriyetimiz çok değişti. Yedi düvelle savaşmış olan atalarımız neticede Anafartalar ve Başkomutanlık meydan muharebelerinde başarılı olmuştur. Başka bir alternatifimiz var mıdır? Yoktur maalesef. Zira bu millet için en önemli unsur ve yönetim şekli bağımsızlıktır. Başkaları tarafından yönetilememektir. Kendi kararlarını kendisi vermesidir. Şehitlerimize rahmet diliyoruz. Vefat edenlere de dualarımızı, saygılarımızı sunuyoruz. Rabbim mekanlarını cennet eylesin.

    Ülkemiz sınırları içerisinde 4 farklı mevsim biliyoruz. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. Birde teoride iki farklı mevsim vardır. Bahar ve güz. Şairler ve edebiyat ehli bunları daha iyi bilir. Gah "Baharın gülleri açtı, yine mahzundur bu gönlüm" der. Gah canı sıkılır "Güz gülleri gibiyim, hiç bahar yaşamadım" der!

 

    Bahar adı üzerinde devinimdir, depreşmedir, tabiatın doğmasıdır. Güz mü? Sararan yaprakların toprağa düşmesidir. Tabiatın yeni bir bahara kadar kış uykusuna yatmasıdır. Güzde bazan mevsiminden midir nedir bilinmez bir karamsarlık vardır. Yağmurlar, kar, tipi ve dolu gibi farklı yağış türleri ile gökyüzü ağlar mı? yoksa bereketi toprağa mı iletir bilinmez. Her mevsimin kendine göre bir güzelliği vardır. Belkide 'hazan'ı' sevenler daha az olabilir.

 

    Mevsim güz olunca gündem biter mi? Bitmez! Bazen seçim yaparız bazen gereksiz gündemlerde oluştururuz. Yıllardır değişmeyen bir mevsim ve ayı olan güzün kasım ayında da seçim yapmayı daha çok severiz. Yanlış anlaşılmasın 2026'nın kasımında seçim yok. Zaten seçim takvimi de yetişmez. Belki de 2027'nin kasımında da olmayabilir. Sayın Bahçeli'nin tabiri ile 2028'in mart ayında bir "Yenilenen Seçim" yapılabilir.

 

    Sayın Bahçeli belki de tecrübesini konuşturarak grup toplantısında yine bilgeliğini konuşturdu. Bazen olması gerekenleri herkes en ince ayrıntılarına kadar biliyor. Ancak bazen siyaset, bazen de farklı konular işe sekte vuruyor, yapılamıyor. Örnek mi sosyal hizmetler, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ve bazı spor okulları yerel yönetimlere devredilebilir mi? Bilmeyiz, uzun vadede bakıp göreceğiz.

 

    MHP lideri dedi ki biz yada vatandaş desteği ile 30 büyükşehir belediye başkanı seçilsin. Sonrasında ilçe belediye başkanları seçimini büyükşehir belediyesi yapsın. Ne faydası olur. Hizmete öyle bir etkisi olur ki. Es kaza Konya'da merkez ilçelerden farklı partilerden belediye başkanları gelmiş olsa ayıkla pirincin taşını. İstanbul'u ele alalım 38 ilçeden maşaallah her büyük partiden belediye başkanlığı var. Zaten realitede Büyükşehir kaynakları ve yatırımları kendi partisine ait ilçe başkanlarına akmıyor mu? Peki farklı siyasi partiye mensup belediye sınırları içerisinde yaşayan vatandaş hizmetlerden mahrumsa suçu ne!

 

    Bir gerçek daha. Nüfusu 3 milyonun altında olan büyükşehirlerde tek bir büyükşehir belediye başkanı olmalı. İlçe Belediye Başkanlıkları ve meclis üyeliklerine ne gerek var. Merkez ilçe Kaymakamlıklarını da bu kategoriye alabiliriz. Vali bey merkez ilçelere atasın veya görevlendirsin birer vali yardımcısı o ilçeleri idare etsin.

 

    Sayın Bahçeli Büyükşehirlerde mahalle muhtarlıklarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. 19 Ekim Muhtarlar günü kutlamaları yaparken bu haklı teklif ne kadar gündemde kalır bilemeyiz. Kaldı ki sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığını kazanmış olsaydı her muhtarımıza birer özel kalem müdürü kadrosu tahsis edecekti.

 

    Bir gerçeği vurgulamakta fayda var. Köyde resmi ikametgahı olan muhtarlarımızın bir çoğu şehirde yaşamakta.

 

Demokrasimiz daha da evrildiğinde, katılımcı demokrasiye geçtiğimizde Vali ve Belediye başkanı aynı kişide toplanacak.Hizmet için bu gerekli.
 

İnşaallah kısa vadede o günleride görürüz!…

 

    Saygılar efendim.

Yazarın Diğer Yazıları