Lütfi Ayhan

Cezayir : Dayıların Ülkesi

Lütfi Ayhan

1830 yılına kadar Osmanlı idaresinde kalan Cezayir'in yöneticilerine "Dayı" denirdi. ( Osmanlı'da Cezayir Toprakları bu günkü Fas ve Tunusu da içine alırdı) 
Birkaç gün önce 
Cumhurbaşkanımız, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’u Esenboğa Havalimanı’nda (bu dikkat çekici bir ayrıntı) karşıladı.
Bu karşılamadan birkaç gün önce, bendeniz de Cezayirli hac arkadaşım Boudades El Mokhtar kardeşimi  Konya’da karşılamıştım. Kendisiyle 2023 hac döneminde Kâbe’de tanışmıştım. Telefonlarımızı almış, hacdan sonra da WhatsApp aracılığıyla görüşmelerimizi sürdürmüştük.

Artık tercümana ihtiyaç duymadan, internet üzerinden Türkçeden Arapçaya, Arapçadan Türkçeye çeviri yaparak birbirimize mesajlar atıyoruz. Dijitalleşmenin böyle güzel faydaları da var.
(Bu konuda ilgilenenlere şöyle bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Bizler müminler olarak, yeryüzündeki 8 milyar insanı; Âdem’in evlatları, Allah’ın kulları olmaları hasebiyle kardeş bilmek zorundayız. Tebliğe muhtaç kardeşlerimizle iletişimin bu imkânlarını kullanarak rahatça irtibat kurabilir, onlara ulaşabiliriz.)
Boudades El Mokhtar kardeşim maşallah; çalışkan,  tarihi ve biz Türkleri seven, kültüre sanata  ilgi duyan; ticaretle mühendisliği bir arada yürüten aktif ve gezgin bir arkadaş. Kendisi Konya Ereğli’ye bir iş için geleceğini söyleyince çok sevindim ve kendisini misafir etmek istediğimi ifade ettim. O da sağ olsun, yorgun ve meşgul olmasına rağmen bunlara  aldırmadan arabasıyla bizim eve kadar geldi.
Yağmurlu ve bereketli bir günde bize bereketi ile birlikte misafir oldu. Azerbaycanlı kardeşim ve komşum Şamo Bey de evimize teşrif etti. Üç mümin olarak uzun ve güzel bir sohbet yaptık. Şamo Bey’in lisan bilmesi işimizi oldukça kolaylaştırdı.

MEVLANAYI ZİYARET ETTİK
Daha sonra Boudades El Mokhtar kardeşimle Mevlânâ Müzesi’ni, Konya Panorama Müzesi’ni ve İrfan Medeniyeti Araştırma ve Kültür Merkezi’ni gezdik. Hava yağmurlu, misafirim de yorgun olduğu için gezimizi kısa kestik. Bu sebeple ona, Akyokuş Tepesi’nden Konya’yı yüksekten seyrettirme vaadimi yerine getiremedim.

CEZAYİR VE TÜRKİYE

Sohbet sırasında Hacı kardeşim,
“Hocam, niçin Cezayir ile ilgili yazı yazmıyorsun?” deyince hem sevindim hem de bu konuyu ihmal ettiğim için üzüldüm.
Tam bu sırada Cezayir Devlet Başkanı Tebbun Türkiye’ye geldi. Üstelik Cumhurbaşkanımız Erdoğan, teamüllerin dışına çıkarak büyük önem verdiği Cezayir Devlet Başkanı Tebbun’u havaalanında bizzat karşıladı.
Bendeniz de hem bu hoş tevafuka binaen hem de Cumhurbaşkanımızın gösterdiği bu ihtimama dayanarak bu kısa yazıyı kaleme almaya başladım.

( Cezayir ( 1517-1518 yıllarında Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılarak 1830'a kadar yaklaşık 300 yıl boyunca Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki en önemli eyaletlerinden biri olmuştur. )

Bu kısa bilgiden sonra Acaba Yemen örneğinde olduğu gibi burada da kültürümüze ve edebiyatımıza yansıyan hikâyeler var mı diye Google’da araştırınca karşıma şu ilginç türkü çıktı:

Cezayir Türküsü’nün Hikâyesi

Hikâye, Osmanlı’nın Cezayir üzerindeki hâkimiyeti döneminde, bölgeye sefer düzenleyen Türk askerlerinin ve leventlerin yaşadığı hasret ve hüzne dayanır. Anadolu’dan Cezayir’e giden askerler; yardan, anadan ve babadan ayrı düşmenin özlemiyle nice türküler söylemiş, nice mektuplar yazmışlardır kim bilir…
Lakin bunlardan söze ve saza gelenler ne kadar azdır. Diğerleri kaybolup gitmiştir. İşte kaybolmayan bir türkü, bizi o döneme bağlamaktadır.
Bu mısralar; Anadolu’dan, çıkarak anadan,  yardan uzun süre ayrı kalan Afyonlu Mehmet’in ve yavuklusunun özlemini ve hasretini dile getiriyor.  Türkünün sözlerinde hasret, özlem, ayrılık ve hüzün adeta bir destana dönüşüp ölümsüzleşiyor.

Hikâyeye göre; Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesine bağlı Yaylabağı yöresinden Cezayir’e giden ve orada şehit düşen Mehmet adlı bir yiğidin nişanlısı, kara haberi aldıktan sonra aklını yitirir ve şu ağıdı yakar:

“Cezayir’in ufak ufak evleri,
İçindedir ağaları beyleri,
Türkçe bilmez mâni söyler dilleri,
Tunus, Trablus, Cezayir…

Yaz gelince gemilerimiz yağlanır,
Kış olunca tersaneye bağlanır,
Koç yiğitler Cezayir’de eğlenir,
Tunus, Trablus, Cezayir…”

Evet, tarihte sürurlu yıllarla hüzünlü seneler hep iç içe olmuştur.

GÜNÜMÜZDE CEZAYİR

Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti

Nüfus: Yaklaşık 45 milyon
Yüzölçümü: 2.381.741 kilometrekare
Dil: Arapça, Berberice
Din: İslam (Sünnî)
Ekonomi: Cezayir, Kuzey Afrika’da bölgesel bir güç; küresel ölçekte ise orta düzeyde etkili bir aktördür. İnsani Gelişmişlik Endeksi açısından Afrika’nın önde gelen ülkelerindendir. Afrika kıtasının üçüncü büyük ekonomisine sahiptir. Bu gücünü büyük ölçüde petrol ve doğal gaz rezervlerinden elde etmektedir. Ayrıca Cezayir ordusu, Afrika’nın en büyük ordularından biri kabul edilmektedir.

Not 1 : 
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'un, 6-7 Mayıs 2026 tarihlerinde Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret ile Benim Cezayirli Hac arkadaşımı Konya'da ağırlamam güzel bir tevafuk oldu. 
Cumhurbaşkanımız düzenlenen törenle Tebbun'a Devlet Nişanı takdim etti. Biz de misafirimize  sevgi ve muhabbet sunduk.
Not 2: Cezayir'in Tarihi de bu günü de ilginç ve faydalı  bilgilerle dolu. Umarım bu yazıyı okuyanlar Barbaros Hayrettin Paşa'dan başlamak üzere bu kardeş ülke hakkında daha fazla bilgi edinirler.


Not 3: 
Uzman folklorcu Seyit Küçükbezirci Bey'in derlediği Konya' ya ait gösterilen 
Cezayir Türküsü de şöyledir:

Cezayir'in harmanları savrulur,

Savrulur da sağ yanına devrilir.

İller annem dirde başım çevrilir,

Çelenleri mermer daşlı Cezayir.

Güzelleri hilal gaşlı Cezayir.  

Cezayir'in menekşesi top biter,

Arasında eğlim eğlim ot biter.

Bu ayrılık annem bize çok gider,

Çelenleri mermer daşlı Cezayir,

Güzelleri hilal gaşlı Cezayir.

Cezayir'in yüksek olur evleri,

İçindedir ağaları beyleri;

Türkçe bilmez Arapça'dır dilleri,

Çelenleri mermer daşlı Cezayir,

Güzelleri hilal gaşlı Cezayir.

Yazarın Diğer Yazıları