Adem Esen

'Sencer Divitçioğlu İktisada Veda, Tarihi Yolculuk' kitabı

Adem Esen

Ahmet Güner Sayar’ın İstanbul İktisat Fakültesi İktisat kürsüsünden hocası ve çalışma arkadaşı Sencer Divitçioğlu'nun biyografisini ele aldığı kitabı Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından 2026 Şubat'ında yayınlandı, 336 sayfa.

Ahmet Güner Hoca aynı kürsüde Sabri Ülgener  hakkında yazdığı kitaptan sonra İdris Küçükömer hakkında da biyografi çalışması yapmıştı. Bu çalışmalar Türkiye'deki iktisat öğretimi, İktisat siyaset ilişkisi konularını ele alma bakımından önem taşımaktadır. Sayar,  Sence Divitçioğlu’nu  (1927-2014) (SD) dört hocasından birisi olarak ifade eder.  

Kitabın dikkat çekici özelliklerinden birisi  SD aile kökenlerini, tahsilini, etkilendiği fikir hareketlerini,  akademik çalışmaları ve akademik hayata katkılarını, sosyal faaliyet ve siyasi faaliyet eserlerinin etkilerini  detaylıca ele almasıdır. Kitabın sonunda SD çalışmaları bir bibliyografisi ile birlikte vefatından sonra hakkında yazılanlar yer almaktadır.

SD Divitçi İsmail Hakkı Paşa ve Ahmet Zühdü Paşa'ya  kökü dayanmakta, babası doktordur. Babası, 1930'da Orta Asya'ya gidiyor ve SD'nin ifadesi ile Turancıdır.   Milli sınırlar dışındaki Türklerin dağınıklıktan kurtulması için tek bir hükümet idaresi altında bulunmasını önermiştir, hasbi halkçıdır Samsun'da kaldığı dönemde belediye başkanlığına seçiliyor; bu dönemde havuzlu dükkanlar yaptırıp havuzlarda canlı balık satışı yaptırmış, başıboş hayvanlarla mücadele etmiş ve dilenciliği yasaklamıştır. Hatta Doktor CHP yönetimini beğenmeyip bunların Rumlardan kalan mallara el  koyduklarını bile söylemiş.

SD İktisat Fakültesini bitirdikten sonra doktora öğrenimi için Paris'e gitmiştir.  Başında babasının sıkı Türkçülüğünün simgesi olarak kalpağı vardır.  Burada Marksist iktisatla gönül bağını kurmuştur.  Aynı zamanda eşi  aracılığıyla sanat çevreleri ile irtibatını devam ettirmiştir.

Bir görüşe göre Fransız Komünist Partisine de üye olmuştur

Dönüşünde İstanbul İktisat Fakültesi’ne öğretim üyesi olmuştur.  Sayar, SD’nin doçentlik kadrosuna atanması hikayesini ve bu konudaki hocaların görüşlerini kaynaklarıyla zikreder.
27 Mayıs 1960 askeri darbesinin 1961 Anayasası ile özgürlükler getirmesi ardından da terörü ortaya çıkmasında Sosyalist düşüncenin ve akımların etkisi konu edilmiştir. Aynı kürsüde Mahir Kaynak da çalışmıştır, onunla ilgili bilgiler de yer almaktadır.
SD Türkiye İşçi Partisi'nin bilim kurulunda yer almıştır. Hatta Mehmet Ali Aybar ile ilgili sözleri şeyledir: O demokratik bir adam değildi. Ben (SD) işçilere ders verirken arkama casuslar koydu, bilmem neler oldu kepazelikler oldu”.

1960'ların başından 1975'lere kadar İstanbul Üniversitesi'ndeki öğrenci olayları, okul işgalleri gibi konular bu kapsamda kitapta yer almaktadır. SD profesörlük tartışmaları dönemin hocalarının gözünden değerlendirilmektedir.

SSCB'nin 1968 yılında Çekoslovakya’yı işgali ile birlikte sosyalizm anlayışındaki farklılıklar, kontrol dışı hareketler, hatta görünmez bir elin ayrı kamplardaki öğrencileri şehirlere ve kırsal kesimleri çekerek bir diğer elinde zinde kuvvetlerle işbirliği içerisinde darbe ile kurulacak tepeden inme jakoben sosyalizmin peşinde oldukları da ifade edilir Bu kapsamda TİP (Türkiye İşçi Partisi) içerisinde bir yanda demokratik sosyalizmi savunan Aybar, Küçükömer ve SD buna karşılık Moskova çizgisinde davalarını sürdüren Boran, Sadun Aren fraksiyonları olmuştur.

1980 yılında alınan 24 Ocak Kararları konusunda da SD, Demirel'in görüşlerinin Ecevit’e göre daha gerçekçi olduğunu ifade eder.  1982 yılında 1402 sayılı yasa sıkı yönetim tarafından SD öğretim üyeliğinden alınır.  Sayar, aynı kürsüde görev yapan SD’yi  İstanbul'da oturduğu bölgeler ve sosyal çevresi bakımından da değerlendirir.

Üniversiteden ayrıldıktan sonra bir süre Fransa'da doktora derslerine katılan SD burada tarihi maddeciliğe ve Marksist iktisada da veda eder.

Sayar kitabını “Sencer Divitçioğlu İktisata Veda, Tarihi Yolculuk” başlığını koymuştur. Zira artık 1984'ten sonra SD Kök Türkler kitabını yazmıştır, devlet sorununu çözmek için bilinmeyenden hareket etmek isteyerek Jön Türkler yerine Gök Türklere gitmiştir. Devlet felsefesi ya da devlet hakkında öğrenmek için çalışmalara başlamıştır. En sonunda Türk devlet geleneğiydi 1453'te değil araştırmıştır.

SD Fransa'da profesörler “Marx'ın hangi kitapta, kaçıncı sayfada cümlesi var” diye sorarlar yani bir anlamda hafız-ı Kapital’den  kopuş sebepleri de ele alınmaktadır. Marksizm insandan bahsederken sadece iktisat içerisinde yer verir ama insanı unuttuğundan bahseder. Böylece Marksist iktisada dayanan görüşlerin de ülkemizde neden yer bulamadığını bir anlamda zımnen  ele alınmaktadır.

SD ve bir grup sosyalist iktisatçı tarafından, ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı) bir dönem Osmanlı ve İslam dünyası izah edilmeye çalışılmıştır.  Ancak  hala üniversitelerimizde Toprak Hukuku ve bunun Osmanlı'daki Arazi Kanunnamesi ele alınmamaktadır.  Bu yönüyle de tarihi araştırmaların yetersizliğini söylemek güç değildir

SD iktisatçıların felsefe tarihi, yöntem, sosyoloji, siyaset bilimi gibi disiplinlerle yakın işbirliği içinde olmalarını iktisadın diğer toplumsal birimlerle bir sentez arayışına girmesini önermektedir. Belki bunlara biz de teoloji yani din bilimlerini ekleyebiliriz. 

Sayar aynı SD'nin çevre ile ilişkilerini mesela o dönemde Sabri Ülgener ile irtibatını, Marksist ve materyalist düşünceden metafiziğe doğru zorunlu yuvarlanışını ele alırken hocasına karşı derin saygısını ifade etmektedir.

SD, cumhuriyetin ilanından hemen sonra dünyaya gelmiş, dönemin değerleri ile yetişmiş, Batı kültüründen nasibini almış birisi olarak Osmanlı  zihniyet dünyasında hızla uzaklaşıldığı bir dönemde tarihe ilgi duyan ve sonunda Türk devlet felsefesini incelemeye çalışan bir düşünür ve akademisyen olarak düşünce dünyasını hatta sol siyaseti etkilediği anlaşılmaktadır.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları