Joseph Nye'ın 1980’li yılların sonunda uluslararası ilişkiler literatürüne kazandırdığı yumuşak güç (soft power) kavramı, bir devletin askeri ya da ekonomik baskı yerine kültür, değerler ve dış politika çekiciliği gibi çeşitli araçlarla diğer devletleri etkileme kapasitesini ifade eder (Nye, 2004). Yumuşak gücün araçlarından biri olan insani yardımlar da bu çerçevede diplomasinin temel araçlarından biri hâline gelmiştir. Yetimlere, hastalara, işsizlere yönelik ayni ve nakdi yardımlar hem resmi kurumlar hem de cemaatler ve sivil toplum vasıtasıyla yönlendirilmekte; böylece devlet aktörlerinin yanı sıra sivil ağlar da yumuşak güç projeksiyonunda belirleyici rol üstlenebilmektedir.
Türkiye'nin özellikle Orta Doğu ve Afrika dış politikasında insani yardımın araçsallaştırılması, geleneksel devlet merkezli dış politikadan değerler diplomasisine geçişi simgelemektedir. Türk dış politikasında İslami dayanışma vurgusunun yumuşak güç projeksiyonunu nasıl derinleştirdiğini analiz etmek, Türkiye’nin bu konuda özgün bir örnek olduğunu ortaya koymaktadır.
Türk dış politikasında takip edilen insani yardım politikası yalnızca ikili ilişkilerle sürdürülen yardımların yanı sıra başta Birleşmiş milletler (BM) olmak üzere uluslararası/ çok aktörlü platformlarla iş birliği içerisinde yürütülmektedir. Bu bağlamda Türkiye 2014 yılından beri BM İnsani Yardımlar Eşgüdüm Ofisi’ne (OCHA) üyedir ve ofisin en çok bağış yapan finansmanları arasındadır (OCHA, 2026) .
Türkiye'nin uluslararası insani yardımları, Dışişleri Bakanlığı koordinasyonuyla AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ve Türk Kızılay başta olmak üzere TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle yürütülmektedir. 2025 itibarıyla 170’ten fazla ülkeye insani ve kalkınma yardımı ulaştıran Türkiye, küresel insancıl yardım sıralamasında önde gelen ülkeler arasında konumunu korumaktadır (Türk İşbirliği ve KoordinasyonAjansı Başkanlığı, 2025).
Türkiye’de sivil toplum ayağında öne çıkan bazı kuruluşlar şunlardır:
• Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), 2025 yılında 81 il dahil dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtmış; 45 bin Kur'an-ı Kerim ve binlerce bayramlık hediye etmiştir. Vakıf, 1993'ten bu yana 33 yılda toplam 6 milyon 307 bin 760 hisse vekaletle kurban kesimi gerçekleştirmiştir (TDV, 2025).
• Türk Kızılayı, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15 artışla 168 bin 584 hisse kurban kesimi yapmıştır. Yurt içi kesimden elde edilen etin yüzde 60'ı aşevlerinde sıcak yemek üretiminde, kalanı ise konserve kavurma olarak yıl boyunca dağıtılmıştır. Kızılay, 22 ülkede gerçekleştirilen 137 bin 350 hisse kesiminden yaklaşık 3 milyon 433 bin 750 ihtiyaç sahibine ulaşmıştır; Gazze özelinde ise 21 bin 504 hisse kurban kesimi yapılmıştır (Kızılay, 2025).
• İHH İnsani Yardım Vakfı, 2025 Kurban Bayramı organizasyonunda Türkiye dahil 61 ülkede yaklaşık 3,5 milyon ihtiyaç sahibine ulaşmıştır. Yalnızca Gazze'de 54.232 hisselik kurban kesimi gerçekleştirilmiştir (İHH, 2025).
• İslam Kalkınma Bankası ise Mekke'de kesilen kurban etlerini fakir Müslüman ülkelere ulaştırmasıyla kurban organizasyonları aracılığıyla topluluklar arası gelir transferinin en kapsamlı uluslararası örneğini oluşturmaktadır.
Bir örnek olarak; 03.06.2026 tarihinde TV42'de yayınlanan Şehir Meclisi Programı'nda Konya merkezli Ribat İnsani Yardım Derneği koordinatörlerinin ifadelerinde de ortaya konulduğu üzere, kurban ve diğer yardımlar yurt dışında önce büyükelçiliklere bildirilmekte, ardından yerel yetkililerle koordineli biçimde hayata geçirilmektedir. Organizasyonlar büyük ölçüde gönüllü iş insanları tarafından yürütülmekte; maddi bağışlar yerlerine ulaştırılmakta ve tutanakla kayıt altına alınmaktadır.
Mali bir ibadet olan kurban, sosyal ve iktisadi açılardan oldukça önemlidir. Hz. Peygamber, 'Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın' buyurmuştur. Bu ifade, kurban ibadetinin İslam'daki ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır. Kurban ibadetinde Allah'ın adıyla boğazlanan hayvanların etleri üçe taksim edilir: bir kısmı kurban kesilen evde yemeye ayrılır, diğer bir kısmı fakirler öncelik verilerek dağıtılır, bir kısmı da zengin olsun olmasın dostlarla birlikte yenilir. Böylece kurbanda fakirlik, komşuluk ve akrabalık hakkı devreye girmektedir. (Devamı gelecek)