Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İslam Hukukunda Devlet Adamının Sorumluluğu

İthal bazı akademisyenlere/aydınlara göre Müslüman medeniyeti olmadığı gibi Müslümanların siyaset anlayışları da daha çok öldürmeye dayalıdır (?) Bunun için geçmiş İslam devletleri adam katletmiştir, dolayısıyla sistemlerini katl üzerine kurmuşlar güya… Yine onların iddialarına göre halife veya padişah ya da devlet başkanı sorumsuzmuş meğer… Binlerce yıllık tarihte olumsuz olaylara takılıp, daha doğrusu Batıda üretilen diğerlerini küçük görme ve yok sayma stratejilerini kapılıp söylenmekte bu sözler…
Cumhuriyet döneminde (1947-1951) Diyanet İşleri Başkanlığı da yapan Ahmet Hamdi Akseki merhum, vaktiyle yani Osmanlı döneminde Mekteb-i Bahriye’de (Deniz Harp okulunda) okuttuğu Ahlak Dersleri kitabında Müslümanlıkta Halife ve Hükümdar da Mes’uliyetten Vareste Değildir başlığında şöyle yazar (Ahlak Dersleri, Diyanet işleri Başkanlığı yayınları, 7. Baskı, Ankara, 2007 s.101): Müslümanlıkta sorumluluk geneldir, peygamberler bile sorumluluktan yakayı kurtaramayacaklardır. Bunun için halife ve hükümdarı sorumsuz demek doğru değildir. Onların da işleri ve tasarruflarından dolayı sorumlu olmaları gerekir. Belki onların sorumlulukları herkesten daha fazladır. “Şeriat-ı İslamiyyye nazarında halife ve hükümdar da efrad gibidir. Hatta bunun mes’uliyeti daha büyüktür. Cenab-ı Allah’a karşı olan vazifesinden mes’ul olduğu gibi gerek siyasi gerek cezai gerekse hukuki mes’uliyetin her nevi ile mes’uldür. Hükümdar ve halife öyle süs için yahut halka zulmetmek, onların paralarını çekip de zevk ve safa alemine dalmak için değildir. Belki Müslümanların dini ve dünyevi işerini muhafaza ve müdafaa, adaleti ikame, vahdet-i ictimaiyyeyi temin, şevket-i İslamiyyeyi i’la eylemek (yüceltmek) vazifesi ile mükelleftir. Mükellef olduğu şeyleri yapamaz, yapmaya kudreti olmaz veya tarik-i müstakim-i şeriatten inhiraf ederse hemen bir fetva-i şer’i ile ümmet tarafından hal’, yani azlolunur ki bu mes’iliyeti siyasiyedir.
Kezalik bir sebeb-i şer’i yok iken bi gayr-i hak nüfus-ı muharremeden birini katleden bir halife de şer’an kısas olunur. Bu da mes’uliyeti cezaiyyedir. Sonra herhangi bir ferdin halifede bir alacağı, bir hakkı olsa mahkemeye müracaatla o hakkını ister; mahkeme de onunla hükmeder. O hak sahibine hakkını eda eder. İşte bu da mes’uliyet-i maliyye ve hukukiyyedir. Hukuk-ı nâsı (insan haklarını) kendi a’mal-i hasisesine (fena işleri) bâzice (oyun, eğlence) ittihaz eden bir imam-ı zalimin yevm-i kıyamette en şedid bir azaba, en büyük bir mes’uliyete düçar olacağı da hadiste beyan olunmaktadır.”
Akseki, İslam’da devlet adamının dünyevi ve uhrevi sorumluklarını böyle belirtir ve Avrupa ile bir karşılaştırma yapar: “Umum Hristiyanların Papa hakkındaki itikatları ile İngilizlerin kralları hakkında “Kral fenalık işlemez” itikadı gibi gayr-ı makul bir itikat, Müslümanlıkta katiyen yoktur. Binaenaleyh vaktiyle Osmanlı Kanun-i Esasisine konmuş olan “Zat-ı Hazreti Padişahinin nefs-i hümayunları mukaddes ve gayr-i mes’uldür” maddesi Şerat-ı İslamiyye ile kabil-i telif değildir. Avrupa kanun-ı esasilerine bir maksad-ı mahsus üzerine vazedilmiş olan bu kaide, vaktiyle bizim Kanun-ı Esasiyi yapanlar tarafından da aynen Avrupa Kanun-ı Esasilerinden, iktibas olunmuştur ki çok yanlış bir şeydir ve Şer’i Şerife münâfidir. Avrupa devletlerini taklit edeceğiz derken ne azim hatalar yapıyoruz da bildiğimiz yoktur. Her milletin siyasi kaideleri, idari düsturları kendi itikat ve ictimaiyatına uygun olmazsa fayda yerine mazarrat hasıl olacağı şüphesizdir.
Görülüyor ki bu meselede (sorumluluklarda) İslam, en salim ve en yüksek nazariyat-ı fesefiyyenin de yetişemeyeceği kadar ulvi düsturlar vazeylemiştir.”
Anlayana…

Kaynak: Adem Esen

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kadir Gecesi’nin Gerçek İhyası: Kur’an’ın Kadrini Bilmek

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0