Konya AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ramazan: Kur’an’la Diriliş ve Takvaya Yolculuk

Ramazan, sadece aç ve susuz kalma ayı değildir; Kur’an’la yeniden buluşmanın, nefsi terbiye etmenin ve hayatı takva ekseninde yeniden inşa etmenin adıdır. Kur’an’da ismi açıkça zikredilen tek ay olan Ramazan, mümin için bir zaman diliminden çok daha fazlasını ifade eder.
Rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma ayı olan Ramazan, Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de ismi açıkça zikredilen tek aydır. Bu yönüyle Ramazan, sıradan bir ibadet takviminden değil; vahyin, arınmanın ve kulluk bilincinin merkezinde yer alan müstesna bir zaman diliminden söz eder. Ramazan, cehaletin karanlıklarını dağıtan ve insanlığa dosdoğru yolu gösteren Kur’an’ın indirilmeye başlandığı kutlu iklimdir.
Hicretin ikinci yılında farz kılınan oruç ibadeti yalnızca İslâm ümmetine özgü bir uygulama değildir. Oruç, insanlık tarihi boyunca hak dinlerin ortak ibadetlerinden biri olarak varlığını sürdürmüş; nefsi disipline eden, iradeyi güçlendiren ve kul ile Rabbi arasındaki bağı derinleştiren temel bir kulluk göstergesidir. Kur’ân-ı Kerîm, bu hakikati açık bir şekilde şu ayetle ifade eder:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 2/183)
Ramazan orucunu emreden ilk ayetlerde müminlere birtakım kolaylıklar tanınmıştır:
“Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta veya yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca güç yetiremeyenler ise bir yoksulu doyuracak kadar fidye verir…” (Bakara, 2/184)
Bu ayet, hem oruca hiç güç yetiremeyenleri hem de büyük zorlukla tutabilenleri kapsadığından ilk dönemlerde sahabeden dileyen oruç tutmuş, dileyen ise fidye vermekle yetinmiştir. Ancak daha sonra nazil olan:
“İçinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.” (Bakara, 2/185) ayetiyle Ramazan orucu, hasta ve yolcu olanlar dışında Ramazan ayına erişen herkes için kesin bir farz hâline getirilmiştir. Yaşlılık veya kalıcı hastalık sebebiyle oruç tutamayacak durumda olanlar için fidye ruhsatı ise geçerliliğini korumuştur.
Resûlullah Efendimiz de (sav), orucun İslâm’daki temel konumunu şu hadis-i şerifle ifade etmiştir:
“İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Kâbe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Müslim, Îmân, 21)

 

Kaynak: Hüseyin Toptaş

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bu takımın sorunu yönetim ve hoca değil, ruhsuzluk…

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0