YAZARLAR

Yabancılaşma ülkemizde her alanda kendisini hissettiriyor. Yabancı hayranlığı da öteki bir sorun. Dildeki yabancılaşma ve yabancı hayranlığı haliyle yadırganır olmaya başladı. Yadırganma küçük bir teselli.

Bir milletin dili, dini kadar önemli. Dil tarih şuur ve bilinci bakımından da önemli. Bir millet dilini muhafaza edemezse, tarihini de muhafaza edemeyecek duruma düşer. Tarihi olmayan milletlerin ise geleceği olmaz. Öte yandan dil bir milletin yegâne gurur vesilelerinden birisidir. Son yıllarda ülkemizde dil kirliliği diyebileceğimiz bir gerçeğin yanına; dil yozlaşması ve yabancı dil hayranlığı gerçeğini de rahatlıkla koyabiliriz.

Toplumun büyük bir kesiminde yabancı dil merakı ve bu merakı hastalık haline getirmiş hastalar var. Bunun adına hayranlık, özenti ya da gaflet ne derseniz deyin, Türk dili bir güruh tarafından aşırı ölçüde aşağılanmaya ve horlanmaya başlanmıştır. Bunun rehabilite edilmesi ve Türkçe’nin korunup güçlendirilmesi gerekirken, ne idüğü belli olmayan bir takım yabancı kelimelerle dilimiz yok edilmeye çalışılmaktadır.

Milletin ortak kültürü olan dil bugünkü çirkin örnekleri ortadan kaldırılmadığı takdirde, istila edilmiş ve büyük ölçüde de önemini kaybetmiş duruma düşebilir. Fast Food, mönü, adisyon, flora, kongre, showroom, city, center gibi daha niceleri, günlük hayatımıza girmiş. Hatta ve hatta yeni yetişen nesil bu kelimelerin Türkçe’sini sorsak bilmeyecek kadar benimsemiştir. Mağaza isimleri, toplantı isimleri yabancı kelimelerle ifade edildiği gibi, insanlar çocuklarına yabancı isimlerde vermeye başladı. Nereden bakılırsa bakılsın bu olay kötü bir örnek. Maalesef kötü örneklerin sayısı da artmaya başladı.

Bir milleti millet yapan unsur kuşkusuz ki dildir. Anlaşamayan bir toplumun ortak sorunlar karşısında birleşik bir tavır alması mümkün değildir. Nesiller arası bağın kopması ve ulus bilincinin yok olması bir milleti sömürge haline getirir. Dilimizdeki bu yabancılaşma süreci böylesine bir hızla sürerse 15-20 seneye kadar nesiller arası bir kopma yaşanacak. Bugün bizim okuyup anlamadığımızı gelecekte bizim torunlarımız hiç anlayamayacaktır.

Peki, ne yapmalı? Tepki göstersek ne değişir veya bu hayranlık sona erer mi bilmiyoruz ama beklenen sonun gelme süresi biraz olsun gecikir.

Peki, ben elden giden Türkçe için tek başıma ne yapabilirim ki diye sorar gibisiniz…

Bizimki de ateşe su taşıyan karınca misali;

“Olsun”, “hiç olmazsa safımız belli olur.”

> Yeni Meram >Yazarlar > Yabancılaşma
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.