YAZARLAR

Stres, vücudu ve ruhsal durumu etkileyen yaşam kalitesini düşüren ileride yaşanabilecek hastalıkların oluşmasına sebep olan, eksojenik (vücut dışı) ve endojenik (vücut içi) kaynaklı anormal dürtüler/uyarılar kümesidir. Bu uyaranlara karşı psikolojik iyi oluş için; “Dur, düşün ve yeniden başla!” formatında ki bir komutu beynimizin entelektüel merkezine göndermeliyiz.
Bu konuyu biraz daha bilimsel ve sosyal derinlik boyutu itibariyle okurlarıma açıklamak istiyorum.
İnsanların ve toplumların, sanayileşmenin ve bilişim/bilişsel teknolojilerin etkisiyle tüketim, mutluluk ve tatmin anlayışları da değişti. Refah seviyeleri arasında makas hayli açıldı. Gelir dağılımında ki dengesizlikler bireylerin sosyal etkileşim ve iletişimlerini etkiledi.
Bu durum vahşi kapitalizmin dünyamızı etkisi altına almasının bir sonucudur.
“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul/Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul/ Kuzulara şah olsa, kurt yapmaz bu taksimi”. N. Fazıl
Ayrıca sanayileşmenin tabiata/doğaya etkisiyle -fiziksel, kimyasal, biyolojik ve nükleer atıklarıyla-
ekolojik denge de bozulmuştur.
Bütün bu olgular ve olaylar insanların stres/uyaran etkileşim eşiğini düşürmüştür. Öyle bir hale gelindi ki, “yemeğin tuzu fazla” deyince eşinin göğsüne bıçağı saplayabiliyor.
Aslında nöron fizyolojisinde setresi yöneten bir sistemimiz vardır .Bu sistemin adı opiat sistemdir .Bir başka ifadeyle afyon türevleri salgılayan/üreten bir sistemdir. Bu sistemle otonom/irade dışı olarak stresi yönetiyoruz. Mutluluk hormonları -endorfinler,serotonin,melatonin-bu sistemden salgılanırlar. Ancak bilinç/muhakeme dediğimiz olgu, doğal stres yönetimine/opiat sisteme yön verir.
İşte burada bireyin bebeklik, çocukluk, ergenlik ve gençlik süreçlerinde eğitimi/davranış öğretisi büyük önem arz eder. Olumlu veya olumsuz görsel, sözel ve işitsel uyaranlar uyarının etkisine göre kısa, orta, uzun süreli belleğe kayıt edilir, daha sonra karakter/kişilik oluşur. Bu tür kişilikler/karakterler fenotipik/kazanılmış karakterlerdir. Bu süreçlerde kazanılan kişilikler dirençlidir, değişimi zordur ve yeniliklere kapalıdır. İletişim, empati, paylaşma, saygı, nezaket, zarafet, hilm/yumuşak, sabır gibi anlam derinliği fazla kavramların içeriği, davranış öğretileri kapsamında eğitim programlarında/müfredatlarında mutlaka yer almalıdır.
Günümüzde çok basit bir uyaranın oluşturduğu stres kontrolsüz bir öfkeye dönüşerek cinayete neden olabilmektedir. Öfke kontrolü ancak beynimizin muhakeme merkezinin işlevini yapmasıyla mümkündür. Kişilik, gelişim süreçlerinde beynin muhakeme merkezinin eğitimle aktive edilmesiyle mümkündür.
Stres insan vücudunda nasıl bir fizyopatalojik(normal işleyişten sapma) etki oluşturuyor?
Dışardan gelen görsel, sözel, işitsel bilgiler ve vücut içinden gelen uyarılar/somatik bilgiler beyin kabuğunu uyarır, buradan kalkan sinyaller ara beyne hipotalamusa, oradan hipofize gider. Hipofizden ACTH (stres hormonu)nu salgılatır. Artı vücudun bütün hormon sistemini bozar.
1-Kortizon hormon dengesi bozulur.
2-Karbonhidrat metabolizması bozulur.
3-İnsülin hormonu dengesi bozulur.
4-İnsülin direnci artar.
5-Diyabet/şeker hastalığına zemin hazırlar.
6-Yağ metabolizması bozulur, yağ yakımı düşer.
7-Obezite gelişir.
8-Yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları gelişir.
9-Cilt hastalıkları, akne, sedef, lekelenmeler oluşur.
10-Fonksiyonel barsak hastalıkları, kabızlık, ishal, karın ağrısı.
11-Açıklanamayan kilo kayıpları.
12-Kontrol edilemeyen iştah ve iştahsızlık.
13-Protein metabolizmasında yavaşlama nedeniyle sık hastalık sendromları.
14-Kansere yakalama riskinde artma.
15-Çok genç yaşta ve her yaşta cinsel libido/iştah kaybı/iktidarsızlık.
16-Tükenmişlik sendromu, iş ve iş gücü kaybı.
17-Alkol, sigara ve madde bağımlılığına eğilim.
18-Suça ve suç işlemeye eğilimde artma.
19-Ani felç inmesi ve kalp krizleri.
Bu sayılan hastalıkların ve olguların hiç birisi abartı değildir. Birbirleriyle direk veya dolaylı bağlantılıdırlar.
Hepsi de binlerce bilimse çalışmaların sonucudur.
Kırk yılı aşkın mesleki tecrübesi olan ve hala tıp okuyan bir hekim olarak gözlemim şudur.
Biz kolay olanı değil, zor olanı seçiyoruz. Bizim programlarımızın mantalitesi nasıl olsa hastalanacağız önermesine yöneliktir. Önceliğimiz nasıl olursa hastalanmayız olmalıdır. Bunun için hastalanmadan önce sağlığın/sağlıklı yaşamın ilkelerini anaokulundan itibaren eğitim müfredatımızın her kademesine yerleştirmeliyiz.
Unutmayalım ki; YAŞAM SAĞLIKLA DEĞERLİDİR.

> Yeni Meram >Yazarlar > STRES VE SAĞLIK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.