YAZARLAR

Değerli Okurlar,
Gelişen teknoloji ve internet kullanımının yaygınlaşması bugüne kadar birçok alanda hayatımızı hiç şüphesiz kolaylaştırdı. Bilgisayarı falan bir kenara bırakalım, akıllı bir telefona veya bir tablete sahipsek biraz da teknolojiyle aramız iyiyse internet üzerinden hemen hemen her işlemi rahatlıkla gerçekleştirebiliyoruz artık. Bundan 24 yıl önce ABD’de bir TV programına katılan Bill Gates, internet hakkında bilgiler vermeye çalışırken ona alaycı bir tavırla gülen spikerin ve seyircilerin video kaydını şu an internet üzerinden izleyebiliyor olmamız da gerçekten ilginç bir ironi. Eminim ki şu an gelinen noktayı o günlerde o stüdyoda olan hiç kimse hayâl dahi edemezdi. Nihayetinde tüm dünyada insan hayatı için değişmez bir ihtiyaç haline gelen teknoloji ve internet kullanımı bizler içinde zamanla zaruri bir ihtiyaç haline geldi. Evlerimizde, iş yerlerimizde, telefonlarımızda kısacası hayatımızın her alanında internetin muhakkak olması düşüncesine artık alıştık. Tabi bir de madalyonun diğer bir yüzü var ki işte bugünkü yazımda ona değineceğim.
4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesinde öğrenci olan Mark Zuckerberg’in kurduğu sosyal paylaşım sitesi Facebook, tüm dünyayı “Sosyal Medya“ kavramıyla tanıştırmıştı. İlk çıktığı zamanlarda akıllı telefonların yaygın olmaması sebebiyle sadece belirli bir kitleye hitap edebilen bu sosyal paylaşım sitesi, sonrasında yaşanacak “sosyal medya“ çılgınlığının ilk adımını atmıştı. Daha sonra akıllı telefonların yaygınlaşması ve buna ek olarak farklı sosyal paylaşım sitelerinin kurulması ise olayı bambaşka bir boyuta taşıdı. Ardı ardına çıkan sosyal medya uygulamalarıyla insanlar gerçek hayattan gitgide uzaklaştırmaya başladı. Farkında değildik belki ama bu uygulamalar maalesef bir müddet sonra toplum ahlâkımızı ve değerlerimizi kaybetmemize sebebiyet verdi. İnsanlarımız aslında sahip olmadıkları bir hayatı yaşıyormuş gibi gösterme çabasına düştüler. Herkes mükemmel bir hayata sahipmiş algısı yaratmaya çalıştı. “Onların var, bizim niye yok?“ kavgası binlerce evlilikte huzursuzluklara hatta boşanmalara kadar giden sorunlara yol açtı. Toplum düzeni, toplum değerleri, toplum ahlâkı tamamen unutuldu. Gençleri uyarması gereken ebeveynler tam tersi onlara ayak uydurdu, kocaman kocaman insanların akla mantığa uymayan paylaşımlarına içimiz acıyarak bakar olduk. Birkaç beğeni fazla alabilmek için her türlü şaklabanlığı yapmaktan çekinmeyen, müstehcen diye tabir edebileceğimiz fotoğraflarını rahatlıkla bu sitelerde paylaşabilen gençlerimizin ise vay haline! Ve yine özünde faydalı olan bir şeyi nasıl daha kötü şekilde kullanabiliriz konusunda maalesef toplum olarak sınıfta kaldık.
Sosyal medya demişken yazımı sonlandırmadan belirtmek istediğim bir husus daha var, bilindiği üzere geçen hafta Maliye Bakanımız Berat Albayrak görevinden affını istemişti ve bunu Instagram hesabından duyurmuştu. Devlet erkânını temsil eden her kim olursa olsun, böyle bir açıklamayı basın mensuplarının karşısında yapması daha sağlıklı olacaktır düşüncesindeyim. Sonuçta bu tarz hesapların başkaları tarafından ele geçirilip yalan haber yapılması olasılığı da çok yüksek. Umarım bundan sonra daha dikkatli ve ciddiyetle davranılır.
Saygılarımla…

> Yeni Meram >Yazarlar > Sosyal Medya Köleliği
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.