YAZARLAR

Atalarımız su hayattır demişlerdi. Konya olarak, şanslı illerden birisiyiz. Göksu nehrinin gök mavisi suları artık, musluklarımızdan akıyor.

2045 yılına kadar su sorunu, su derdi, su problemi olmayacak bir şehir olduğumuz açıklandı.

Yıllar önce, KOP Projesi başladığında, Bağbaşı barajı su tuttuğunda, şehrimizin 2050 yılına kadar su sorunu olmayacak denmişti!

Demek ki beş yıl kadar bir yanılma payı olmuş!

Her neyse…

Biz bu habere…

Hem sevindik, hem de üzüldük!

Sevindik, en azından o tarihe kadar su derdimiz olmayacak!

Üzüldük, demek ki, 2045 yılına kadar zamlı su içmeye devam edeceğiz!

Yok canım, daha neler, o güne kadar kim öle-kim kala diyebilirsiniz.

Bizlerin zamlı su içeceğimiz ve zamlı su faturaları ödeyeceğimiz kesin olmasına kesinde!

Yarın evlatlarımız, sonrasında torunlarımız da bu zamlı suya devam ederler mi, etmezler mi, diye merakta kalmadık desek yalan!

Sevgili KOSKİ bizi duyuyor musun?

ORTAK SES!

Edebiyatı siyasete aktarmaya olan merakımız her geçen gün daha da artıyor. Bu merak, yeni kavramların ortaya atılmasına ve tartışılmasına neden oluyor.

Bazı kavramlar, konuyor rafa, bekliyor uzunca bir süre. Sonra, gel arkadaş, senin zamanın geldi denilerek, alınıyor o tozlu raftan. Tozları üflendikten, bir güzel temizlendikten sonra, bir açıklamayla sürülüyor meydanlara.

İşte size eski amma, yeni olarak ortaya sürülen bir kavram daha…

Ortak ses!

Siyasete, siyaset kulvarına, siyaset bulvarına, siyaset meydanına yenilenmiş bir giriş yaptı.

Ne yapacağız?

Ortak sese kulak vereceğiz?

Hadi inşallah!

Demek ki, bugüne kadar ortak sesten haberimiz yoktu?

Vardı da mı yoktu?

Yapılan yanlışlardan dönmenin faziletinin ve erdeminin farkına mı varıldı?

Zarardan mı dönelim denildi, yoksa pilavdan dönenin kaşığı mı kırılsın dendi?

Her neyse, en azından tutulan yol iyi, şehrimizde pilav da çok, kaşıkta…

Önemli olan ortak sese kulak vermek!

Nedir ortak ses?

Milletin sesi, bir konu hakkında vardığı karar, insanların görüşü alındıktan sonra alınan görüş doğrultusunda harekete geçme, icraat kararı alma!

Ortak sese bugüne kadar kulak veren oldu mu?

Keşke olsaydı…

Ortak ses, milletin sesi değil miydi?

Millet itiraz etti!

Çatlak ses dediler!

Duyamadık demeye getirdiler!

Sesini yükseltti…

Nedir, ne değildir diye soran olmadı

Ancak, derdiniz nedir, şikayetiniz nedir biliyoruz, telafi edeceğiz dendi…

Ortak sese yine kulak verilmedi!

Millet yakasına küstü…

İçine kapandı…

Talihine, bahtına oturup yandı!
Ortak sesini sandıklara sakladı…

Arada bir o sandıkları patlatan, ortak sesi dinledik deyip te, dinlemeyenlerin kulaklarını fena halde çınlatan o ses, bu milletin ortak sesi.

Ortak ses şakaya filan gelmiyor.

Kalp bir kere kırılmaya görsün.

Bir şeyden soğumaya görsün!

Biz ortak çalışmayı sevmeyiz, ortaklık konusuna ihtiyatla davranırız, ortak akıl meselesine dahi bir akıl erdiremedik, ortak ses neyin nesi, amacı ne, gayesi ne diye sormayacak mıyız?

Bundan böyle ortak sese kulak vereceğiz denmiş.

Yalandan kim ölmüş efendim!

Biz bu filmi de gördük, bu hikayeyi de dinledik, bu romanına geçmişte üç-beş kere okuduk!

Hem ortak sese kulak verdinizde, vermeyin, neden veriyorsunuz diyen mi oldu?

VANDAL!

Vandallar, miladın hemen başlangıcında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen kavmi.

Bir başka anlatımda da, eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk.

Tarihin bildiği en vahşi, en duyarsız, en acımazsız kavmiydi, Vandallar Vandal Kralı Genzerik, Roma’yı hem yıkmış hemde bronz hariç bütün değerli ne varsa yağmalamıştı.

Bizim coğrafyamızın Vandalları ise Moğollardı.

Ve Moğollar, aynen Vandallar gibi vahşi ve acımasızlardı. Onlar içinde para ve zenginlik her şeyin üzerindeydi.

Yıktılar, yaktılar, insanları öldürdüler, ocakları söndürdüler, ülkeleri kolay kolay belini doğrultamayacak hale getirdiler.

Yaraları sarmak onlarca yılı aldı.

Vandallar Roma’yı sarsarken, Moğollar Selçuklu’yu yerle bir etti, hanedana son verdi.

Anadolu’da yağmalamadık şehir, öldürmedik, katletmedik insan bırakmadılar. Şehirlerin zenginliğini, gelişmesini söndürdüler.

Bağdat’ta Halifeyi öldürdüler, dünyaca meşhur Bağdat kütüphanesinin yüzbinlerce ciltlik paha biçilmez eserlerini yaktılar, parçaladılar.

Anadolu coğrafyasında yanmadık, yıkılmadık hiçbir şey kalmadı. Çekirge sürüleri gibi istila ettiler her yeri.

Bugün bu türden anlayışsız hareketlerin birçoğuna edebi bir terim kullanır gibi vandallık deniyor.

Bugünün Vandalları, şehirde var olan güzellikleri yok ediyor. Toplumun ortak malına zarar veriyor, Toplum huzurunu bozuyor.

Siz bu davranışların içine şehir magandalarını da ekleyin. Düğünlerde havaya sıkarken, günahsız çocukları, insanları öldürenleri, trafikte canavarlaşanları, kaza yapmaktan çekinmeyenleri, şehrin huzurunu kaçırmaya kalkanların tümünü alın bu dairenin içine.

Vandal zihniyetliler, magandalar, trafik canavarları çok uzağımızda değiller. Üstelik herkes bunların kim yada kimler olduğunu biliyor.

Sorumluluk bilincinde olanlarımız bu insanları ya engellemeli, ya dur demeli yada emniyet güçlerimize bildirmeli.

Değilse huzur şehri olmaktan uzaklaşacağız!

> Yeni Meram >Yazarlar > ŞEHRİMİZDE, 2045 YILINA KADAR SU SORUNU YOKMUŞ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.