YAZARLAR

Peki ne değişti? - Çağrı Eroğlu - Yeni Meram Gazetesi

Meram’da oturuyorum

Ev ortamında verimli çalışmanın pek mümkün olmadığını bildiğim için akşamları ofis niyetiyle bir dükkân kiraladım.

Her ay kira alma zahmetinde bulunmaması için ihtiyar dükkân sahibine yıllık kiramı peşin takdim ettim.

İçinde bazı değişiklikler yapmam lazım ve vakit geçireceğim bu ortama bakmam gerekirdi…

Ne demiş atalarımız:” Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur…”

Bizimkinin dağ olma ihtimali yok, çünkü dükkân Konya’da…

Öncelikle dükkânın bir bölümünü depo niyetiyle kullanacağım için dükkânı böldürmem gerekiyordu, bu işi yapacak birini bulmak için araştırmaya başladım. Sağa sola haber sal derken birkaç kişi ile görüştüm ve birisi ile randevulaştık.

Adama “Bu gördüğün 3X3 bir alanı en uygun kaça bölersin ”dedim.

Kız beğenmeye çıkmış oğlan anası gibi, dükkâna bir enlemesine, bir boylamasına; bunlar yetmedi, bir de köşeden köşeye baktı ve 2500 lira dedi…

Şaşırdım!

Küçük dilimin yerinde olduğundan emin olduktan sonra, “Ustam sen yanlış anladın herhalde ben sana dükkana yeni kat çıkalım demedim. Şu gördüğün alanı alçıpan ile kaça bölersin dedim”

O parayı vermeyeceğimi anladı “son 2400 lira olur kardeş” dedi.

Telefonda yağlı müşteri bulduğunu sanan ve Çağrı bey hazırım bekliyorum üslubu gitti ve “kardeş ancak bu olur daha aşağısı olmaz” lara bıraktı.

Dönemin aşiret ağası Vanlı Farız Ağa gibi yürürken adamın arkasından bakakaldım.

İstedim ki, “Cari ücret düzeyinde çalışmaya razı olduğu halde iş bulamayan kimseye işsiz; bu durumun sonunda oluşan olaya da işsizlik…” diyen İktisatçılar ve Sosyal Bilimciler yanımda olsunlar ve işsizliğin kendi tanımlarına pek de uymadığını bu canlı örnekle görsünler.

Emeğin karşılığının mutlaka ödenmesi gerektiğine inanan ve bu inancımı her ortam ve koşulda seslendirmiş bir insanım.

Ancak, en fazla dört saatlik bir emek gerektiren ve malzemenin parasını bildiğim bir işe 2500 lira isteyen ve beğenmediği ücretle çalışmaktansa, aylak aylak dolaşmayı yeğleyen bir kimseyi işsizliğin acınacak mağduru kabul etmek, cari ücretle çalışmak isteyenlere büyük haksızlık olur.

Sonrasında “nasip” elbet vardır birisi diyerek işi erteledim, kim vasıtasıyla ulaştığını bilmediğim birisi aradı ve bu ücretin yarı fiyatına dükkan bölme işini alüminyum profil + cam takarak yaptı.

Malzemenin ne olduğunu niye söylüyorum; Aşağı yukarı iki katı civarında tutar bu malzeme diyen alçıpan ustasının verdiği fiyatın yarısına fiyat veren bu adam da bu işten para kazanıyor.

Anlaştık kaporasını verdim ve ertesi gün gelmesi ile üç saat içinde işi bitirmesi ile beni ziyadesiyle memnun etti.

Alçıpan ustasını aradım, yarı fiyatına işi yaptırdım hem de bu malzeme ile dedim. Nasip değilmiş dedi ve kapattı telefonu…

Nasip – kader bu kavramlar hepimiz için önemli ve inancımız da var çok şükür ama “nasip değilmiş” diyerek oturduğun yerden iş beklemek ya da iş beğenmemek hiçbir inanç ile örtüşmez, örtüşmemeli.

Belki de İslam ülkelerinin büyük bir kısmının “geri kalmış ülkeler” arasında listelenmesinin bir sebebi de budur (” Kader ve nasip kavramlarını yanlış anlamak”)

Dilenmekten utanmayanların, çalışmaktan kaçındıkları bir ülkede işsizlikten değil, olsa olsa iş beğenmemekten bahsedilebilir.

Büyük Atatürk: “Türk Milleti çalışkandır…” demiş ancak geneli itibariyle toplumda bu çalışkanlığı görmek artık pek mümkün değil.

Peki ne değişti? Tembelliğe mi alıştık, yoksa alıştırdıkları düzen mi bizi tembelleştirdi?

> Yeni Meram >Yazarlar > PEKİ NE DEĞİŞTİ?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.