YAZARLAR

ÖYLE Mİ YA!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Geçtiğimiz Cuma günü, Kayalıpark’ta Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin, Çin’in, Doğu Türkistan’da uyguladığı insanlık dışı zulmü, şiddeti ve zalimliği sergileyen fotoğraf sergisi vardı.

Doğu Türkistanlı gençler, Çin’in zalimliğini ve Doğu Türkistan’da çekilen zulmü bağıra bağıra anlatıyorlardı.

Ne mi diyorlardı?

Doğu Türkistan’da,

Ezan yasak…

Namaz kılmak yasak…

Oruç tutmak yasak…
Kur’an okumak yasak…

Bir yerden bir yere gitmek yasak…

Bunları yapanları ya zindan bekliyor, ya ölüm…

Kelli felli adamlar, inanmayan, inanmak istemeyen yüz ifadeleriyle anlatılanlara ne diyorlardı biliyor musunuz?

Öyle mi ya!

 

*****

Fotoğraflara yansıyan Çin zulmüne, Çin zalimliğine her nedense, inanmak istemiyor, bir türlü anlam veremiyor insanlar!

Dar bir pencereden, adeta at gözlüğü takmışçasına, kendisini çokta fazla ilgilendirmeyen bir konuya bakıyormuş, ilgileniyormuş, yeni duyuyormuş gibi yaklaşıyor!

Oysa bu zulüm, bu işkence, bu yasaklar, Uygur Türklerinin nahak yere katledilmeleri, zindanlarda ağır Çin işkenceleriyle hayatlarını kaybetmeleri, Çinli kadın ve erkeklerin sinsice  ve maksatlı bir şekilde Uygur ailelerinin yanına zorla yerleştirilerek, aile yapılarının yok edilme işlemleri yıllardan beri sürüyor.

Neden bu insanlara inanma noktasına gelemiyoruz?

Doğu Türkistan’da Türk ve Müslüman Uygur Türkü kardeşlerimiz, yarım asırdan fazla sinsice yürütülen bir asimileyle karşı karşıyalar.

Hile, entrika, göz boyama ve ayak oyunları konusunda binlerce yıldan beri, eline hiçbir milletin su dökemediği Çin, hayat hakkı tanımadığı, dini inançlarına tahammül edemediği Doğu Türkistan’ı planlı ve programlı bir şekilde Çinlileştirmeye çalışıyor.

Ay yıldızlı bayrağımızın kardeşi Gökbayrak, bütün dünyada olduğu gibi, kardeşi olan Türkiye’de de derdini anlatma çabasında…

Anlatabiliyor mu?

Maalesef!

Öyle mi ya! Diyenler var olduğu müddetçe, her geçen gün bomboş gözlerle seyrettikçe, parmaklarını dahi kımıldatmadıkça, ne kadar başarılı olunduğunu varın bir tahmin edin!  

 

*****

Gökbayrak fedaileri, Gökbayrak savunucuları halimiz budur, görün bizi, anlayın bizi, dinleyin bizi, görün ki, anlayın ki, dinleyin ki, bize destek olduğunuzu bilelim, hissedelim dercesine yürek burkan, içimizi parçalayan hallerini ortaya döküyorlar.

Ne TV kanallarımızda, ne basınımızda, ne meydanlarımızda, ne dertlerini anlatmak için sarf ettikleri çabaların birer nişanesi olan sergi ve konferanslarında yeterli desteği bulabilmiş değiller.

Biz ne mi yapıyoruz?

Gözlerimizi kocaman kocaman açıp, üzülmüş bir hale bürünüp, inanmak istemediğimizin yansıması olan gözlerimizle,

Öyle mi ya…demekten kendimizi alamıyoruz!

Dahası, olup bitenlerden, yaşananlardan daha yeni haberimiz varmış gibi davranıyoruz!

 

Teknolojinin baş döndürücü bir şekilde gelişme göstermesi, dünyada neler oluyor sorusunun cevabını çok daha kolaylaştırmasına rağmen, işimize gelmeyen olayları seyretmekle yetinmemiz sizce de manidar değil mi?

Artık, savaşlardan, kavgalardan, niyetlerden, hesaplaşmalardan, yaşananlardan, ülkelerin kendi içindeki kargaşalardan dahi haberdar olmayan mı kaldı?

Demek istediğimiz şu;

Filistin’den haberimiz var!

Irak’ta, Suriye’de yaşananlardan, savaşlardan haberimiz var!

Afganistan’dan haberimiz var!

Mısır’dan haberimiz var!

Yemenden haberimiz var!

Somali’den haberimiz var!

Doğu Türkistan’dan haberimiz olmaması mümkün mü?

O halde!

Öyle mi ya….gibi yapmacık hayret ifadeleri neyin nesi?

Doğu Türkistan’da Çin zulmü altında inim-inim inleyen soydaşlarımız, Türk ve Müslüman kardeşlerimiz değiller mi?

Filistin de yaşanan olaylara, Müslüman kardeşimiz diye sahip çıkan, Filistin sergilerine büyük bir merakla, üzüntüyle, dertlenerek sahip çıkan kim?

Konya!

Mısır için ağıtlar yakan, hatıra ormanları yapıp, ağaçlar diken kim?

Konya!

Sığınmacı Suriyelilere kucak açan, kol kanat geren, Ensar-Muhacirin yaklaşımı göstermekte tereddüt göstermeyen kim?

Konya!

Doğu Türkistan davasına “öyle mi ya!” diye yaklaşan kim?

Konya!

İşte, bu yaklaşımı anlayabilmek güç! Bir zamanlar Kerkük içinde benzeri hadiseler yaşanmıştı. Kerküklülerde seslerini bir türlü duyuramamışlardı!

Kollarını cümle mazluma açan, bu Mevlana şehri, gönül erlerinin postlarını serdiği bu mana şehri, bu Kılıçaslanlar şehri, bu kadim Başkent, bu vefa şehri, kapısına gelen, halimi gör diyen, anla beni diyen, Doğu Türkistanlıyı “öyle mi ya!” diye karşılamamalı!

Yazıktır, günahtır!

> Yeni Meram >Yazarlar > ÖYLE Mİ YA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.