YAZARLAR

Gibi soru kalıpları ile girizgah yapınca nereye işaret ettiğim pekala aşikar kanımca. Başka ne çaremiz kaldı ki?

Aklında deli sorular dönen milletin ferdi olarak her gün bende bu soru kalıpları ile yüzleşenlerdenim. İyi mi kötü mü oldukça tartışılır. Tartışmalıyız, tartışmalısınız, tartışmamalılar!

Hey gidi günler diyorum(!) son birkaç aydır geldiğimiz noktaya bakınca. Sorun çok çözüm az hatta hiç yok! Bazen acaba bu bir ütopya mı diye düşünüyorum da orada bile bu kötü ihtimalleri sıralayamazsınız!

Devir öyle bir devir ki at izi itine karışmış! Milliyetçiler Siyasal İslam’a evrilirken, Muhafazakarcılar nereye çevriliyor değil mi? Kim kimin maşası belli değil ama gerçek olan önüne konanı sorgulamadan yiyenlerin sayısı artıyor!

Bütün bunları bir kenara atalım, insanlık bizim Siyasi Paradigmamızın neresinde, buraya kenetlenelim. Bölünmüş bir kitle olarak yeni Sudan, yeni Mısır, yeni Irak, yeni Suriye yolunda mıyız?

Çoğunuz belki de kötü senaryolar ürettiğimi filan düşünebilirsiniz ama ben her gün gördüğümü, yaşadığımı, okuduğumu bilirim.

Bir millet nasıl yok olur ya da yok edilmeye mahkum edilir hepsi bugünlerde gizli belki de, bunu anlamamak için o pempe gözlüklerin sahibi olduğunuzu düşünürüm.

Dediğimin anlaşılması için, Ziya Gökalp’ten bir hatırlatma yapmak isterim. Kendisinin her zaman belirttiği gerçek Türklerin silinmekten kurtarılması için milliyet fikrine sahip olunmasıdır, nitekim Türk, Türkleştikçe kuvvetlenir. Belki de ırkımızın kimliğini kaybettiğimiz, buna zorlandığımız için böyleyiz!

Bugünlerde özellikle gencinden yaşlısına, büyüğünden, küçüğüne herkesin endişesi geleceği adına endişe ve kaygı yüklü olmasıdır. Buna etken olan faktörlere bakınca da olmamak pek mümkün değil. Belki de tüketilen milli ve manevi değerlerimizin siyasi argümanlar tarafından sömürülmesidir bu gerçeğin adı. İşte bizler bunu bildikçe hep merak edeceğiz, ne olduğumuzu, ne olacağımızı. Hep bu sorularla mücadele edeceğiz belki de yakın gelecekte, tıpkı bugünlerde olduğu gibi…

Sormak istiyorum buradan, bu millet size ne yaptı? Neyinizi çaldı? Neyi vermedi size?
Devletlerde asıl olan değil miydi milletine yılmaz mefkureleri atayan, umudunu kırmayan siyasiler? Nerede peki bu gerçek! Ya da biz Osmanlıda tebaasından uzak kalıp, her şeyin yolunda olduğunu zanneden yapbozun yeniden bir parçası mıyız? Tabi ki de amacım aslımı inkar etmek değil, ama biliyoruz ki Osmanlıya kaybettiren bir faktörde buydu. Aynı tablo şimdi de Cumhuriyete mi sirayet etti bugünlere bakınca daha iyi anlarsınız.

Ülkedeki mevcut tablo siyasetin artık çekilmez bir hal aldığı, bunun karşısında ise bölünmeye meyilli bir toplum yaratıldığıdır. Bunu yerel seçim sonrası daha net görebilirsiniz. Hala seçim havasındayız, hala bir propagandanın parçasıyız. Sürekli bir seçim ile gündemdeyiz, hayır her şey çok güzelde, tek derdimiz bu mu?

Ülkemizin etrafında dönen türlü oyunlar varken kendimize gelip, özümüze dönmeliyiz bizler. Bu umutsuzluk furyasında ihtiyaç duyduğumuz yeni kahramanlara el vermeliyiz belki de. Dünya da her şey revize olurken demokratik ülkemizde de buna muhtaç olan şeylerin olduğu çok açık. O zaman unutmamamız gereken ve birilerine hatırlatmaktan korkmayacağımız tek şey kişilerin geçici olduğu, Türkiye Cumhuriyetinin baki olduğudur. Kimsenin şahsı büyük Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaşmaz. Eğer ki bugün insanlığa olanak vermeyip, olduğundan daha aşağıya öteliyorsan orada durup düşünmelisin. Herkese mutlaktır bu dediğim, herkese. Çarpıtılacak bir durum yok çünkü insanlar yeteri kadar çarpıtıldı zaten. Bunu anlayan insanlığa diyeceğim devletin bekasını düşünelim, gelecekte nelere gebe bırakılıp hangi mayınlı arazide terk edilip, edilmeyeceğimize odaklanalım. Nitekim düşmanlarımız uyumuyor, dünya yeni bir teknolojik savaşa hazırlanıyor. Biz o soruların cevabını burada ararsak yara almadan bu felaketin içinden çıkacağız demektir. Yok hala bölünmeye meyilli kalacaksak işte o zaman gerçekten yok olacağız. Türk bitmeyecek, bitirilemeyecek. Buda böyle biline!

> Yeni Meram >Yazarlar > NE OLACAK, NE OLACAĞIZ, NE OLDUK, NE OLUYORUZ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.