YAZARLAR

Bir toplumun, üzerinde yaşadığı ülkesinde, millet olmasının ve onun meydana getirdiği devlet olmasının ana ögelerinden biri var ki, o öge oluşmadığı ve yerini almadığı sürece o milletin ve o devletin bir yanı aksıyor demektir.
Bu önemli öge milli bilinçdir ve onu doğuran unsurların başında gelen özgüvendir. Milli bilincini insanlarına iyi öğretememiş bir milletin ve onun devletinin işi çok zordur. Eğer rasyonel (akılcı) bir eğitim politikasıyla bu bilinci hakim ölçüde milletin bireylerine verememişseniz eksikliği yenmek daha da zorlaşır. Milli eğitimi destekleyen başka faktörler de milleti bu alanda bilinçlendirir. Mesela, ekonominiz güçlüyse, buna bağlı olarak bilhassa dış güvenlik alanında, savunmak ve mecbur kalınırsa savaşmak için yeterli silah ve teknolojiniz varsa, üniversiteleriniz uyuşuk ve pasif değilse, uluslar arası bilim dünyasında, spor dünyasında sesiniz çıkıyorsa, bireylerimizde , dolayısıyla insanlarımızda özgüven ve milli bilinç daha kolay yerini alır.
Dünyadan örneklemeler yapacak olursak ; Aklıma uzun yıllar (on yıl) arasında yaşadığım Alman toplumu geliyor. İkinci Dünya Savaşı’da Hitler’in bu millete işlettiği insanlık suçunu (yaklaşık 6 milyon Yahudi katledildi) hatırlatıp, bir Alman arkadaşınıza veya bir meslektaşınıza, “siz işte böyle lanet bir milletsiniz (!) “ dediğiniz zaman, gülerek (özgüven içinde) “o geçti, suçlulara cezaları verildi, kapandı, şimdiye bakalım” dediğine şahit olursunuz. Alman insanı bugün, ürettiği malına, futboluna, teknolojisine ve diline güvenir ve milli bir bilince sahiptir. Bütün dünyanın otomobil dediği şeye Alman PKW (Personenkraftfahrzeug) der. Parlamento demez, Bundestag der. Bisiklet demez, Fahrrad der. Televizyon demez, Fernseher der. Vs.
Ülkemize bu yönden bir bakarsak; Televizyondaki güzel sunucumuz, NTV Kanalı’na NE TE VE demez, üstüne basa basa, ENNN Tİİİ Vİİİ der. Buna karşılık TRT Kanalı’na Tİ AR Tİ demez, doğrusu olan TE RE TE der. Bu da ayrı bir tutarsızlık. Son günlerin TV tartışma programlarında, uzman konuşmacıların, profesörlerin, güncel konu olan, Rusya’dan güdümlü savunma füzesi alımında kimi, füzeleri ES-400, kimi SE-400 olarak telaffuz ediyorlar. Tabii ki doğru olan SE-400 denmesidir. Bu örnekler kolayca çoğaltılabilir.
Öte yandan bilhassa gazetecilerin medyada tartışma programlarında kullandıkları yabancı kökenli sözcükler, bu insanlarımızın kötü niyetli imişcesine, yeni yeni yabancı kelimeleri güzel Türkçemiz’e eklediklerini görüyoruz. Mesela, sofistike (yapmacık, karmaşık), retorik (hitabet, sözbilim) , palyatif (yüzeysel, geçici) gibi niceleri hergün havada uçuşuyor.Günlük hayatta çok yerde “çok mersi” kelimesini duyabilirsiniz
İnsanlarımızın, bilhassa okumuş, aydın kabul ettiğimiz vatandaşlarımızın milli bilince ulaşmaları için dua etmekten başka yol kalmadı deniyor. Ne dersiniz? Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > MİLLİ BİLİNÇ (ŞUUR)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.