YAZARLAR

Değerli dostlarım, Yeni Meram’da yazmaya başlamamla ilgili kısa bir açıklama yaptıktan sonra yazımın içeriğine geçeceğim. Çok değerli dostlarım Mehmet Hançerli başkanım ve Ömer Sarıkulak beyler ziyaretime geldiler. Ömer bey kardeşimin Yeni Meram gazetesini aldığını, M. Hançerli başkanımın da genel müdür olarak gazetenin başında olduğunu öğrendim. Çok memnun oldum. Benden gazetede yazı yazmamı talep ettiler. Ben de bu tekliften memnuniyet duyduğumu ifade ettim. Kısmet olursa her hafta çarşamba günü düşüncelerimi, duygularımı, önerilerimi ve bilgilerimi siz değerli dostlarımla paylaşacağım. Olası bir hatam, yanlışım ve kusurum olur da sizleri kırar üzersem şimdiden özür dilerim.
Niçin böyle bir başlık seçtim? En küçük insan kümesi ailedir. Biyolojik anlamda ailenin bireyleri arasında DNA zincirleriyle şifrelenmiş bir bağ vardır. Dolayısıyla aile dediğimiz olgu yaratılışımızın özünde vardır. Ailelerin birleşmesinden toplumlar, toplumların birleşmesinden milletler neşet eder. Tıpkı hücrelerin birleşmesinden dokular, dokuların birleşmesinden organlar, organların birleşmesinden sistemler, sistemlerin birleşmesinden organizma teşekkül ettiği gibi. O halde toplum vücudun/organizmanın tam karşılığı gibidir. Vücudumuz mükemmel bir medya sistemine sahiptir. Bu sistem sayesinde hücreler, dokular, organlar ve sistemler arası haberleşmeler sağlanmaktadır. Hastalık dediğimiz olgu bu haberleşme ağının herhangi bir noktasındaki yanlış haber, yalan, eksik veya abartılı bilginin/haberin hedef organa/organlara ulaşmasının sonucudur. Örneğin anafilaksi dediğimiz %80-90 ölümle sonuçlanan tablo abartılı vücut içi haberleşme sonucu oluşan bir şok olayıdır. Penisilin alerjisi, arı sokması sonrası ölüm böyle bir olaydır. Organizma içinde bu haberleşmeyi sağlayan unsurlara ara medyatörler denir. Organizmanın sosyal karşılığı toplumdur/millettir. Organizmanın biyolojik hastalıkları olduğu gibi toplumların da sosyal hastalıkları vardır. Ahlaki çöküntüler, aile içi çatışmalar, iskambil kâğıtlarından yapılmış binalar gibi yıkılan milletler/devletler, işgaller, terör olayları, kadın cinayetleri ve daha binlercesi… Bu sosyal hastalıkların/buhranların sebep sonuç ilişkilerini analiz ettiğimiz zaman binlerce etkenin yanında en büyük payın medya olduğunu görürüz. Hepimiz hafızamızın bandını biraz geri sararak Amerika’nın Irak’ı işgalinden önce ulusal ve uluslararası yandaş medya unsurlarının algı operasyonlarını hatırlayalım. Saddam’ın Ankara’yı vuracak füzeleri vs. 28 Şubat öncesi ve sonrası Fadime Şahinler, Müslim Gündüzler, bastonlular… Şimdi aynı senaryoları/kurguları medyalar aracılığıyla sahnelemek istiyorlar. Organizmamızda yanlış, yalan ve abartılı haberleri inhibe eden(engelleyen) inhibitör sistemlerimiz vardır. Bu sistemin doğru çalışması sayesinde sağlıklı kalıyoruz. Artık milletimiz/sosyal organizmamız doğru, etkili ve güçlü medya sistemine sahiptir. Eski alışkanlıklarından kurtulamamış yalan, talan ve dolan bağımlıları ne yapsanız boş! Ömer Sarıkulak ve Mehmet Hançerli kardeşlerimin ne denli kıymetli bir girişimde bulunduklarını bir nebze açıkladım sanıyorum. Ayrıca Rabbim hayırlı eylesin, başarılar dilerim.

Kudsi ÖNCÜ
Özel Akademi Hastanesi Başhekimi

> Yeni Meram >Yazarlar > MEDYA ve TOPLUM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.