YAZARLAR

“Kentler özeldir” ancak yalnızca tam olarak potansiyellerini kullanmaya başlayabildiklerinde.
Kentleri daha çok “kendine özgü dinamikleri olan kolektif sistemler” olarak düşünmemiz gerekiyor. Bir kenti bilimsel, tahmine dayalı bir model olarak inceleyebilmek bilimsel bir ihtiyaç. Esasen tüm şehirler “üretimlerimizin yükseldiği, elde edildiği” “yer” leri temsil ediyor. İnsanların birbirleriyle olan bağlantılarını ve birbirlerini etkileyen ağlarını çoğaltarak, şehirler bireysel yenilikleri ve üretkenliği hızla ölçeklemek için adeta bir kuluçka makinesi haline geliyor.
Şehirler karmaşık ortamlardır fakat modern şehirlerin insanlara yeterince duyarlı olmadığı söylenebilir. Belki de bu noktada geleneksel büyük ölçekli master planlama modellerinin yanı sıra daha küçük ölçekli, bireylerin ve hane halkının mahalleler düzeyindeki deneyimleri hakkında verilerin toplanması gerekiyor. Bu sürdürülebilir, iklime dirençli topluluklar için çok önemli olduğu kanıtlanmış alt yapı odaklı planlamada genellikle ihmal edilen bir unsur olan sosyal iletişim ağları ve ilişkilerin rolüne vurgu yapıyor.
Küreselleşme ve Yerelleşme
İletişim teknolojilerindeki yeniliklerin yeryüzündeki uzaklık kavramını ne şekilde değiştirdiğini hep birlikte gözlemliyoruz. Artık ulusal sınırlar önemini yitirdi. Küreselleşme ve yerelleşme çağı olarak tanımlanabilecek bu yüzyılda, artık merkezi yönetimlerin kararlarını kendi tercihleri doğrultusunda ve kendine özgü ölçütlere göre almanın yeterli olamayacağı anlaşıldı. Küreselleşme eğilimi, geleneksel yönetim anlayışlarını, uluslararası yapılanmaları ve işleyişlerini hızlı bir biçimde dönüştürmekte. Buna karşılık yerelleşme süreci ise küreselleşme eğiliminin kendi içinde tekdüze ve merkeziyetçi anlayışını yeniden üreterek ve birbirine ekleyerek daha insan odaklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir dünyanın oluşturulmasına katkıda bulunmakta. Özetle bu iki kavramın birbirinin tamamlayıcısı olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Küresel düşün, yerel hareket et
İdeal kent gelişim modelleri üzerine birçok teori var. Bu teorilerden birine göre, ideal kentsel gelişim modelinde, planlamacılar yerel düzeyde neler olup bittiğini araştırıyor, öğreniyor, sonra bu bilgiyi farklı ölçekler arasında bir kentin nasıl işlediğini anlamada bir araya getirmek için kullanıyor. Yani kent sakinleri kendi topluluklarına nasıl güveniyor ya da kentin fırsatlarıyla kentin temel hizmetleri (su ve elektrik gibi) erişmedeki boşluklar neler bunlar tespit ediliyor. Yerel deneyim ve eylemden, küresel sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmaya yardımcı olan daha geniş bir vizyona yaklaşma fikri bir bakıma “Küresel düşün, yerel hareket et” olarak özetlenebilir.
Bu felsefeyi benimseyen şirketler, kurum ve kuruluşlar genellikle ürünler, prosedürler veya hizmetler için küresel standartlara sahiptir ancak yerel düzeyde farklı uygulamaları ve etkileri tercih ederler. Bu felsefe, temelinde çözüm odaklı hareket etmeye teşvik eder. Örneğin bir kentin çevre politikası, çevre için taşıdığı kaygılar ve bu kaygılar için attığı adımlar tüm ülkeyi hatta tüm dünyayı etkileyebilir, çıkış yeri yerel olsa bile.
Ne yapmalı?
Bu hedefe ulaşabilmek için kentlerde özellikle altyapıya, hizmetler erişimdeki eksikliklere odaklanmak, yerel yönetimlerle hareket edebilmek için gerekli verileri toplamak gerekir. Kent sakinlerinin ihtiyaçlarını belirleme ve tam olarak ihtiyaçlarının nerede karşılanıp karşılanmadığını göstermek “fiziksel olarak, doğrulanabilir şekillerde, orada yaşayan kent sakinlerinin sorunlarını göstermektedir”.
Topluluk düzeyinde veri toplamanın amacı, ilk aşamada, eyleme ihtiyaç duyulan sorunlar için kanıt üretmek olmalıdır. Bir sonraki adım da eylemleri ve bu eylemleri hayata geçirecek olan insanları organize etmektir. Topluma dayalı veri toplama çalışmalarında bu bilgileri belediyeler ve ulusal kentsel politikaları ile daha üst düzeylerdeki konuşmaların bir parçası haline getirmek gerekiyor.
Dünyanın dört bir yanında kentler yenilikçi ve insan odaklı projelerle dönüştürücü kapasitelerini tanımaya ve tanıtmaya çalışıyor. Kentlerin bu kapasiteden gerçekten faydalanmaları ve daha sürdürülebilir, eşitlikçi toplumlar inşa etmek için insan bilgi ve yaratıcılıklarının benzersiz birleşimlerini kullanmaları için, ölçeklenebilir verilere dayanan toplum odaklı kalkınmaya öncelik vermeleri gerekir. Aslında bu bilgiler her yerde, eyleme geçirilebilir ve insanları bir araya getirmek için kullanılabilir. Kentlerde sürdürülebilir değişimi nasıl anladığımızın ve nasıl uyguladığımızın büyük göstergelerinden biri. Kentsel yaşam kalitesinin iyileştirilebilmesi açısından gelinebilecek en uygar seviye, yerel değerlere ve yerel halkın kararlarına saygı göstermek olmalı.

> Yeni Meram >Yazarlar > KENTLERDE “KÜRESEL DÜŞÜN, YEREL HAREKET ET”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.