YAZARLAR

Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşı’nda 7 cephede verdiği savaş ve mücadele sonrası hafızalara kazınan ‘7 düvele karşı’ mücadele cümlesi, 1. Dünya Savaşı ve sonrasında ortaya çıkan dünyanın büyük devletleri ve büyük güçleri yani tüm devletler anlamlarında kullanılmış.
Bir zamanlar 20 milyon kilometrekarelik yüzölçümüne hükmeden Osmanlı’nın üzerine yedi düvel birden çullanmış hedefleri ise, terekesinden 40 devletin çıktığı bu devletin topraklarını ele geçirmek olmuştur. Şimdi tarihten günümüze geldiğimiz ve son olaylara baktığımızda aynı senaryonun tekrarlandığını ve uygulaması neticesinde çıkan sonuçlarını yaşıyoruz.
Bunu bugün değil, ‘Barış Pınarı Harekâtı’ döneminde de yaşadık. Nitekim, hatırlayacak olursak 2019’un Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 105. Dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni’nde yaptığı konuşmadaki ifadesinde, “Uluslararası bir mücadelenin içindeyiz. Yedi düvel adeta saldırıyor. Biz de yedi düvele karşı dimdik ayakta duruyoruz” açıklaması ‘7 düvel mücadelesinin’ o dönemlerde de verildiğini gösteriyor.
Son olarak baktığımızda ise mübarek Regaib Kandili gecesi İdlib’te Mehmetçiklerimize yönelik gerçekleşen hain, alçak ve kahpe saldırıda şehit verdiğimiz vatan evlatlarının haberi yüreklerimizi dağladı. Bu vesile ile alçak saldırıda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Rabb’im makamlarını cennet eylesin. Aileleri başta olmak üzere milletimizin başı sağ olsun.
Evet, bu hain ve alçak saldırının sorumlusu her kim olursa olsun küfrün tek millet olduğunu unutmamak ve “Domuzdan post gavurdan dost olmayacağını” akıllardan çıkartmamak gerekiyor.
Olayın siyasi, askeri ve bürokrasi ayağı hiç şüphesiz büyük bir özveri ile gerçekleşiyor ancak millet olarak bu süreçlere destek vermek, tek vücut olarak hareket etmek gerekiyor. Aksi takdirde Allah göstermesin durum ülkenin parçalanıp bölünmesini bekleyen çakalların ekmeğine yağ sürmekten öte geçmeyecektir.
Saldırının ve şehadet haberlerinin ardından o ‘7 düvel’ olarak adlandırdığımız sözde ‘büyük’ devletlerin açıklamalarına baktığımızda meselenin Türkiye’nin verdiği mücadele değil, birbirlerine olan üstünlük yarışı ve silah pazarlıkları olduğu anlaşılıyor.
Bizim için yazılan senaryo büyük, hem de öyle büyük ki bugün verilecek en küçük bir taviz dahi büyük sonuçlar ortaya çıkartacaktır.
Hatırlayın daha önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce yaptığı uyarıyı yineledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul milletvekili buluşması programında yaptığı konuşmada, “Karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir. Suriye’de istediklerini alanlar, namluları hemen Türkiye’ye çevirecektir. Bugün Suriye’yi fiilen üçe bölenlerin Türkiye’nin bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek gafletten öte bir durumdur” diyerek rahmetli Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sözlerini hatırlatmış oldu.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Suriye’ye ilişkin 2003 yılında sarf ettiği sözlerde ise, “Siz meseleyi Suriye mi sanıyorsunuz? Suriye’yi istemelerinin tek bir nedeni vardır. O da Türkiye’yi işgal etmek için zemin hazırlamaktır. Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir. Bu söylediklerimi bir gün anlayacaksınız” ifadelerini kullanmıştı.
Dahası konunun güncel halini Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarındaki şu bölümde daha iyi anlamak mümkün “Meseleyi sadece İdlib parantezinde değerlendirmek bizi yanıltabilir. Burada asıl bakılması gereken Türkiye’nin bütünüyle bir Suriye politikasıdır. Yani bunu etraflıca ele almamız lazım. Şayet biz bugün Suriye sınırlarımızı terör örgütlerinden arındırmaz isek, yarın karşılaşacağımız manzara açıkça ortadadır. Bugün Kamışlı’da, Resulayn’da, Tel Abyad’da, Aynelarab’da, Cerablus’ta, Münbiç’te, El Bab’da, İdlib’de vermediğimiz savaşı, Allah göstermesin yarın Şırnak’ta, Mardin’de, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te, Hatay’da vermek zorunda kalırız. Çünkü karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir. Suriye’de istediklerini alanlar namluları hemen Türkiye’ye çevirecektir. Bugün Suriye’yi fiilen üçe bölenlerin, Türkiye’nin bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek gafletten öte bir durumdur. Şayet Suriye’de verdiğimiz mücadeleyi başarıyla sonuçlandıramazsak bu teröristlerin çoğu ülkemize yönelecektir. Aynı şekilde Suriye’de ülkemize düşmanlığı temel misyon edinmiş, topraklarımızda gözü olduğunu da asla inkar etmeyen bir rejim varken biz burada nasıl huzurla yaşayabiliriz? Öyleyse Suriye’de verilen mücadelenin hepimizin geleceğiyle ilgili olduğunu herkesin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor.”
Bu sözlerden sonra ‘Bizim Suriye’de ne işimiz var, kendi sınırlarımızda olalım, etliye sütlüye karışmayalım’ diyenlerin sorularının ve düşüncelerinin karşılığını alacağı düşüncesindeyim. Sözün özü hani 1. Dünya Savaşı’nda ecdadımızın savaştığı o 7 düvel vardı ya işte bugünde aynı savaşın güncellenmiş halini İdlib’de Mehmetçiğimiz veriyor aynı düvele karşı…
Kalın sağlıcakla…

> Yeni Meram >Yazarlar > İdlib ve ‘7 Düvel’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.