YAZARLAR

Adı Emine Bulut. Geçtiğimiz hafta 10 yaşındaki kızının gözleri önünde eski kocası tarafından boğazı kesilerek katledildi… Boğazını tutarak ‘Ölmek istemiyorum’ diye bağıran çaresiz bir kadın, annesinin başını tutmuş ‘ Anne ölme’ diye yalvaran bir çocuk. Kanımız çekilerek izledik.

Daha önce öldürülen sayısız kadına ilave olarak, Kırıkkale’de bir kadın boşandığı kocası tarafından öldürüldü. Bir çocuğun annesi gözlerinin önünde boğazı kesilerek öldürüldü, 10 yaşındaki bir çocuğun ‘çocukluğu’ öldürüldü!

Hayret etmedik, nasıl olur demedik, diğerlerine ekledik…

Yalnızca geçen 40 günde 40’tan fazla kadın öldürüldü! Bu canavarları kim doğurdu, kim yetiştirdi, kim büyüttü, kimler bu kadar pervasız bir rahatlıkla insan katletme cesareti verdi? Katil zanlısının olaydan önce zavallı kadına ‘Ne olacaksa olsun, gider cezaevinde paşalar gibi yatarım’ diye mesaj attığını öğrendik mesela. Cezaevinin ‘paşalar gibi yatılan’ bir yer olduğuna onu kim ikna etti?

Kim elinden aldı şimdi bu yavrucağın yaşama sevincini, yurt bildiği yuva bildiği kucağa kast eden hangimizdik? Onu çocuk yaşında ‘anne ölüsüyle’ tanıştırıp hangimiz verdik omuzlarına bu ağır yükü? 10 yaşındaki bir çocuğun gözlerinin önünde annesinin öldürülmesinin sorumlusu kim? Ben değilim, siz değilsiniz, onlar değil, ötekiler zaten değil, kim?

Siyasi erk iktidarı ve muhalefetiyle ‘idam, hadım’ gibi tartışmalarla meselenin ciddiyetini gölgelemek dışında bir şey yapmadı. ‘Koruma altındaki’ kadınlar öldürüldü, kimse bunun sorumlusu kimdi demedi, sorumluluk makamında olanların zaten sesi çıkmadı. Meslek uğruna, kariyer uğruna susanlar, korkudan konuşamayanlar, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyenler nasıl uyuyacaksınız, nasıl uyuyacağız? O 10 yaşındaki çocuk yalnızca annesizliğinden, buna şahit olmaktan değil, hepimizden nefret edecek, altından nasıl kalkacağız?

Ufacık bir yavruya ‘Anne ne olur ölme’ dedirtip hep beraber ‘en sert biçimde’ kınadık bu elim olayı, takipçisi olacağımızı söyledik ve böylece tüm vazifemizi eksiksiz yerine getirdik!

Bir yanda hakkında “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu,
Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu!” denilenler, bir yanda da ‘Gece kuzuyu kurtla beraber yiyip, sabahında çobanla beraber ağlaşanlar’… Bizim hikayemiz budur.

Etiketler: , , , ,
> Yeni Meram >Yazarlar > Hepiniz oradaydınız be!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.