YAZARLAR

Kapının eşiğine çökmüş gencecik bir kız çocuğu hüngür hüngür ağlıyordu. Başını ellerinin arasına almış, başörtüsü dağılmış harap haldeydi. Bunu gören kendisinden 10 yaş küçük erkek kardeşi ablasının yanına geldi. “Neden ağlıyorsun abla?” diye sordu. Ablası hiçbir şey demeden kardeşini kolundan çektiği gibi bağrına bastı. Daha çok ağladı. Katıla katıla ağladı. Şaşkınlığı daha çok artan küçük kardeş ablasının hasta olduğunu düşündü. “Geçer abla, iyileşirsin” diye çocuk aklıyla teselli etmeye çalışıyordu. Ablasının ise bu sırada daha çok artan gözyaşları, kucağındaki kardeşinin yanaklarını, ensesini, saçlarını ıslatıyordu. O sırada anneleri geldi yanlarına. Ruh hali yüzünden zor anlaşılan kadın, biraz karasız bir şekilde “Aç kızım başını. En azından derse girerken, okula giderken aç” diyordu. Küçük kardeş olanı biteni anlamaya çalışıyordu. Ama en ufak bir fikri yoktu. Ablasından bir cevap gelmedi. Hıçkırıkları sessizleşti. Gözyaşlarını içine akıtıyordu artık belli. Annesi tekrardan, “Aç kızım başını, Allah senin niyetini biliyor. Okuldan sonra tekrar kapatırsın” diyordu. Küçük çocuğun annesinin ablasının başını açtırmak istemesine şaşırıyordu. Çünkü o da kapalıydı. Yine bir şeyler anlamadı. Kafasında ki soru işaretleri daha çok arttı. Eşikte harap haldeki ablası hışımla doğrularak yerinden fırladı, kucağında kardeşini atarcasına yer bırakarak, “Başımı da açmayacağım, okula da gitmeyeceğim, okumayacağım da” diye haykırdı. Küçük kardeş yine anlamadı. Başörtücüsüyle okulun ne ilgisi vardı ki? Ablası senelerce üniversiteye gitmek için çalışmış durmuş ve nihayetinde hayal ettiği işletme bölümünü kazanmış, ama şimdi okumayacağını söylüyordu. Annenin ise çocuklarının okumasından başka gayesi yoktu. Eşini kaybettikten sonra bütün gayretini çocuklarının tahsiline ve geleceğine adamış bir Anadolu kadınıydı.
Küçük çocuk o gün yaşananlardan hiçbir şey anlamadı.
Ablası üniversiteye gitmedi.
Annesi de kızına artık başını aç demedi hiç bir zaman.
Yıllar geçti… Zaman değişti.
Ama o yaşananlar küçük kardeşin hafızasından hiçbir zaman çıkmadı.
O gün tarih 28 Şubat 1997 idi…
O tarih geçmişte kara bir leke idi.

> Yeni Meram >Yazarlar > Geçmişte kara bir leke
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.