YAZARLAR

Yeni bir haftada herkese hayırlar ve sağlık diliyorum. İki hafta üst üste Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar üzerinde durduk ve hem kendimiz hem de ülkemiz için ne ifade ettiğini anlatmaya çalıştık. Bu hafta bu hastalıklar içerisinde spesifik bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak ilan edildiği için bu hastalığa özel olarak bilgilendirme yapmak istiyorum.

Meme kanseri…

Meme kanseri kadınlarda dünya çapında diğer kanser türlerine göre açık arayla en fazla görülen kanserdir ve kanserden ölümlerin en sık nedenidir. Buna dair birkaç hususu ifade etmekte yarar var:

1-Meme kanseri dünya çapında kadınlarda en sık rastlanan kanser olup 2012 yılında az gelişmiş bölgelerdeki vaka sayısının (883.000 vaka) gelişmiş bölgelerden (794.000) biraz daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. GLOBOCAN veri tabanına dahil olan 184 ülkenin 140’ında meme kanseri kadınlarda en fazla görülen kanserdir (%76) ve 101 ülkede en sık rastlanan kanser mortalitesi sebebidir (%55). Kısacası meme kanseri en sık görülen kanser ve en fazla ölüme neden olan kanser.

2-Az sayıda yüksek gelirli ülke hariç olmak üzere, tüm ülkelerde insidans hızları artmaya devam etmektedir. Aksine yüksek gelirli birçok ülkede mortalite hızları düşerken; düşük ve orta gelirli ülkelerde artmaktadır. Kısacası neredeyse dünyanın her yerinde meme kanseri artışı varken, gelişmiş ülkelerde ölüm oranları azalmakta, düşük ve orta gelirli ülkelerde ise ölüm oranları artmaktadır.

3-İnsidans hızları dünya bölgelerinde yaklaşık dört kat farklılık göstermekte, Orta Afrika ve Doğu Asya’da 100.000’de 27, Batı Avrupa’da 100.000’de 96 iken, çok gelişmiş ülkelerde artış eğilimi göstermektedir.

4-Meme kanseri az gelişmiş bölgelerde kadınlarda en sık rastlanan (324.000 ölüm, toplam ölümlerin %14,3’ü) ve daha gelişmiş bölgelerde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alan kansere bağlı ölüm sebebidir (198.000 ölüm, %15,4).

Kadınlar arasında, meme kanseri sonrası sağ kalanlar en büyük bölümü oluşturmakta ve son beş yıl içinde kanser tanısı alıp yaşayanların üçte birinden fazlasını içermektedir. Bunu kolorektal kanser ve serviks kanseri izlemekte ve her biri toplam içinde %9 yer tutmaktadır. Mamografi taraması ve tedavideki gelişmeler yüksek gelirli birçok ülkede meme kanseri ölümlerinde azalma sağlamıştır. Özellikle kadınların, kendi kendine muayene yöntemini hekimlerinden öğrenmeleri, belli yaş aralıklarında mamografi ve ultrason taramaları yaptırmaları, erken teşhis edildiği andan itibaren tedaviye özen gösterilmesi sağ kalımı önemli ölçüde artırmaktadır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın, ilimizde İl Sağlık Müdürlüğü Kanser Biriminin son yıllarda yaptığı çalışmalar dünyaya örnek gösterilecek niteliktedir. Dr.Seyfettin Abuoğlu ve ekibinin Konya’da yaptığı tarama çalışmaları ülke genelinde dereceye girmektedir. Bu arkadaşlarımıza ülke adına teşekkür etmek bir borçtur.

Son yüzyıl içinde, üreme alışkanlıkları ve kadınların hormonal durumu önemli değişiklikler göstermiştir. Özellikle yüksek gelirli ülkelerde ilk adet yaşı ve ortalama doğum sayısı azalmıştır. Kadınlarda meme ve endometrium kanseri vücuttaki östrojen seviyesi ile ilişkilidir. Erken yaşta adet görmek meme dokusunun daha uzun yıllar yüksek seviyede östrojene maruz kalmasına yol açmaktadır. Erken yaşta tam süreli gebelik, muhtemelen meme epitel hücrelerindeki farklılaşma artışı nedeniyle, yaşamın sonraki yıllarında meme kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Doğan çocuk sayısı artışı ve en az bir yıl emzirme de riski azaltmaktadır. Geç menopoz da memenin östrojene maruz kalma süresini artırarak meme kanseri riskini artırmaktadır. Bir dizi çalışma doğum kontrol hapı kullanımının meme kanseri riskinde küçük ve geçici bir artışa neden olduğunu öne sürmüştür. Bununla birlikte, doğum kontrol hapı kullanımı endometrium ve over kanserleri riskinde uzun vadeli ve önemli oranda azalma yaratmaktadır. Genellikle, sıcak basmalarının rahatlatılması gibi kısa vadeli yarar sağlamak için reçete edilen menopozal hormon tedavisi, meme kanserini de içeren bazı kanserlerde orta derecede risk artışı yaratmaktadır ve hem östrojen hem de progestojen içeren tedaviler meme kanseri riskini artırmaktadır. IARC Monografları Çalışma Grubu kombine östrojen-progestojen doğum kontrol hapı ve kombine östrojen-progestojen menopoz tedavisinin insan için karsinojenik (kansere neden olan) olduğu sonucuna varmıştır. (*)

Tüm bu araştırma rakamları ışığında sözlerimizi özetlemek gerekirse; genetik olarak birinci derece yakınlarında meme kanseri olan insanların kansere ilişkin genel bilgilerin ışığında, sigaradan ve alkolden uzak durması, beslenmesine dikkat etmesi, obeziteye yol açmamak adına kendisine uygun bir hareket profili geliştirmesi, aile hekimiyle çok iyi diyalog kurarak gerekli zamanlarda gerekli kontrolleri yaptırması büyük önem arz etmektedir.
Sağlıkla ve sağlıcakla…

(*) Jemal A, Vineis P, Bray F, Torre L, Forman D (Editörler). Kanser Atlası. İkinci Baskı.
Atlanta, GA: Amerikan Kanser Derneği; 2014.

Haftanın Spotu…
Araba paranızı yakar yağınızı artırır, yürüyüş yağınızı yakar paranızı artırır…

Harekette bereket vardır!
Sağlık İçin Hareket Et!
Tabiat barındırdığı güzellikleri ücretsiz sunuyor bizlere,
Tek bedeli biraz çaba ve gayret…

> Yeni Meram >Yazarlar > Farkında mıyız!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.