YAZARLAR

Hayırlı haftalar… Bugün virüs ortamından sizleri biraz uzaklaştırmak, bitiş süreci net olmasa bile virüs sonrası hayata dair bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Her sıkıntının bizlere vereceği dersler olmalı. Bu derslerle “kendimiz ve toplumumuz için geleceğe dönük neler yapabiliriz” ve “geleceği nasıl daha iyi planlayıp bizden sonrasına bırakabiliriz” sorularına cevaplar aramak zorundayız. Şurası kesin olarak anlaşılmalıdır ki öğrenciliğimizde tarih derslerinde en çok gördüğümüz M.Ö ve M.S. kavramları kadar yakın tarihi ve geleceği yorumlarken V.Ö. ve V.S. kısaltmalarını göreceğiz. Sadece bizim için değil tüm insanlık tarihinin geleceği için salgın ve virüs bir milat olacak.

Dünyadan başlarsak gelişmiş ülkeler diye sınıflandırılan ülkelerin hangi alanda ve ne kadar gelişmiş olduğu net olarak görüldü. Kendisini dünyanın patronu (!) olarak gösteren ve maalesef “öğrenilmiş çaresizlikle” birçok ülke tarafından bu vasfı kabul edilen ABD ben bu satırları yazarken salgında kayıplar ve vaka sayısı itibarıyla zirveye oturdu. AB içerisinde lokomotif denilen ülkeler içerisinde de sadece Almanya’dan daha olumlu manzaralar geliyor. Diğerleri salgınla mücadelede son derece başarısız kaldılar. Bazı ülkelerde, kendilerine o imkanları sağlayan yaşlıların barındırıldıkları huzurevlerinde, bakıcıların oraları terk etmesi nedeniyle toplu ölümler olduğu haberleri geliyor. Gerçekten vahşet ötesi korkunç bir olay. Gündelik ve sınırsız zevkler peşinde koşan halklar, bu salgının hızla yayılmasında zevklerinin ve vazgeçemedikleri tutkuların ne kadar etkili olduğunu gördüler. İtalya’da en büyük zevklerden olan kafe hayatının, yine İtalya ve İspanya’da çok sevilen futbol maçının hastalığın yayılmasında en önemli sebep olduğu kabul edilmiş bir gerçekliktir. Gelişmiş (!) ülkeler, emperyalist emellerle kıtalar ötesi operasyonlar yapabilmek için harcadıkları kaynakları kendi sağlık sistemleri öncelikli olmak üzere tüm dünyanın sağlık sistemlerinin geliştirilmesine harcamanın önemini kavramışlardır ümidindeyim. Zira artık dünya küçük bir köydür ve nereden çıkarsa çıksın bir salgın tüm dünyayı hızla etkisi altına alır. Silah yerine sağlık ekipmanına, askeri personelden daha fazla sağlık personeline, denizler aşırı operasyon yürütecek deniz ve hava filoları yerine sağlık tesislerine para harcamanın “insanlık” olduğunu hatırlayalım.

Ülkemize gelince durum şükürler olsun ki çok daha iyi görünüyor. Kanaatimce bunun en önemli sebebi de yukarıda diğer dünya ülkelerinin üzerinde durmadığı, önemli görmediği alanlarla ilgili düşünce farklılığımızdır. Ülkemiz son on beş yılda mevcut kapasitesine önceki yıllardan kat kat fazla bir potansiyel ekledi. Sağlık insan gücü ve ekipman konusunda olağanüstü gelişmeler sağlayacak adımlar atıldı. Kazanılan potansiyel dünyadaki her kriz merkezine destek gönderilerek tabiri caizse sahada eğitildi. Bunun bu sürece kadar meyvelerini topladı, salgın süresince de faydalarını görüyor. Aynı titizlik ve anlayış devam ettirilmelidir. Hızlı hareket etmenin getirebileceği potansiyel yanlışlardan da arındırarak, yaşanan sürecin uygulama aksaklıklarını ciddi bir deneyim olarak kaydedip geleceğe daha aktif çıkarımlar sağlamalıyız.

Bazı şeylerin artık farkına varma zamanı. İnsanî değerleri yeniden baş tacı edelim. İnancımızın “yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmek” düsturunca her canlıya hürmet ana düsturumuz olsun. Tebessüm’ün etrafa ücretsiz dağıtacağımız en güzel ilaç olduğunu unutmayalım. En önemlisi insanlığımızın farkına varalım.

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı (Kesintisiz karantina adabı devam!…)

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.”*

Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95

“Taundan kaçan harpten kaçan gibidir. Taunun çıktığı yerde sabredip kalan kimse ise, Allah yolunda savaşan mücahid gibidir.”**

**(Feyzü’l-kadir, 4/288; Heysemi, Mecmeu’z-zevaid, 2/315)

> Yeni Meram >Yazarlar > Farkına Varalım!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.