YAZARLAR

Yaklaşık 15 ay sonra benzer bir haber için telefonum 2 Temmuz Perşembe akşamı bir kez daha çaldı…
Telefonumun ucunda; ‘Çanakkale Geçilmez’ i tarihin sayfalarına döktükleri kanlarıyla hiç unutulmamak üzere yazan şehitlerimizin diyarı Çanakkale Gelibolu vardı.
Tatlı rüzgârıyla ruhunuza huzuru fısıldayan, güne bakanlarıyla içinizi ısıtan, Saros’uyla sizi serinleten güzel mi güzel Gelibolu…
Fırsat buldukça nefeslendiğim, ana toprağım Gelibolu…
Çok sevdiğim eniştemin ardından 2 Temmuz Perşembe akşamı da neredeyse bir asrı geride bırakan, her bir yaşımda bende kalıcı izler bırakan anneannemizi ebedi istirahatgahına uğurladık.
1950 – 1952 yılları arasında Bulgaristan’ın tehcir ve göçe zorlaması sonucu Türkiye’ye gelip yerleşen 37 bin 851 aileye mensup 154 bin 393 göçmenden biriydi anneannem…
Dedem de öyle…
Tüm varlıklarını doğdukları topraklarda, Bulgaristan’da bırakıp ecdat toprağı Türkiye’ye, Çanakkale Gelibolu’ya yerleşmişler 1952 yılında.
Dile kolay yaklaşık 70 yıldır Gelibolu’nun Güneyli Köyü’nde yaşadılar… Onca zorluğa rağmen ayakta kaldılar…
Yalnız bende mi hayır değil, herkeste güzel anılar, izler bırakarak veda etti bizlere anneanneciğimiz.
Bundan birkaç ay evvel henüz hayattayken yaptığımız bir gece sohbetinde üşenmedik ve bir bir saydık… Anneannem ve dedemle birlikte 50 kişiye, bir köy nüfusuna ulaşmışız çok şaşırdık ve sevindik…
Torununun torununu gören cennetlik derler ya, aslında az kalmıştı… Yine de cennetlik olur anneannemiz inşallah.
Küçük yerlerde üzücü haber tez duyulur derler gerçekten de öyle oldu. Pandemiye rağmen duyan gelmiş. Son yolculuğunda sevenleri yalnız bırakmadı, dualar eşliğinde sırladık kendisini.
Anılar, hatıralar biriktirdiğimiz o güzel avluda gencinden yaşlısına çok sayıda kişi bu kez son görevleri için oradaydı.
Çocukluğumun kahramanını, anneannemin bir asra yaklaşan arkadaşlarıyla birlikte uğurladık.
Muhabbet, sohbet, söylemleri öyle derinden ki bu çınarların, cümlelerini anlamaya kudret gerek.
Kolay değil, her bir kelimenin altında köklü deneyimler, yaşanmışlıklar, acılar, sevinçler…vs. var…
80 yaşın üzerinde bir çınarımızın “Eeee dünya işte; ekildik, biçileceğiz tabii ki” cümlesi ise beni benden aldı.
Batırdıkça batırdı derinlere…
Savurdukça savurdu…
Kolay olmadı çıkmam, çıkamadım bir süre bu derinlikten.
Karıştım, dolaştım, bulandım…
Bulandıkça, vakitlice ancak durulabildim.
Duruldukça anlamaya çalıştım…
Elbette ekildik, bir gün gelecek biçileceğiz.
Bundan daha doğal ne olabilir ki!
Ekilmek güzel de biçilmek niye güzel olmasın?
Hele iyice olgunlaşıp, güzel bir mahsul haline geldiysek, vakitlice biçilmek kadar güzel ne olabilir…
Meyvenin, sebzenin, tahılın iyisi görünüşünden, tadından anlaşır öyle değil mi?
Vakitlice ekilmiş, yeterince güneşini, gübresini ve suyunu da almış ise mahsul tadı da güzel olur…
İnsan da öyle, inanın farksız değil.
İnsanın olgunu ve kalitesi yetiştirdiği, büyüttüğü evlatları ve tesir ettiği insanların sayısının çokluğuyla anlaşılır.
Varlık gayesine uygun, kendini bilerek bir yaşamı olmuşsa vakitlice biçilmek kadar güzel daha ne olabilir!
Ne diyor Üstat Necip Fazıl Kısakürek;
“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!”
Ölüm ne bir yok oluş ne de bir boşlukta kayboluş…
İkinci bir doğum, bir kavuşma…
Ten kafesine mahkûm edilmiş ruhun tekrar aslına dönmesi…
Evet, ekildik, biçileceğiz… Olduk ve öleceğiz.
Bize düşen ağızlarda, gönüllerde güzel tatlar bırakan mahsuller, insanlar olarak bu dünyadan göçmek…
Vakitlice, olgunken ancak henüz dalındayken, çürümeye yüz tutmadan göçmek…
Öyle gitti anneannem…
Mekânı cennet olsun.
Dua ile…

Şaban Özdemir
sabanozde@gmail.com

> Yeni Meram >Yazarlar > Ekildik, biçileceğiz…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.