YAZARLAR

Günümüzde evlilik daha çok sorunlar etrafında konuşulan bir kurum. Evliliği gereksiz gören, evlenmekten uzak duran gençlerimiz var. Ne yazık ki evlilik bu hale getirildi. Amerikan yaşam tarzı diyebileceğimiz hazcı ve bencil tasavvur, evliliğin kadim kültürlerdeki karşılığını bozdu. Bu çerçevedeki evlilikler artık eski fonksiyonlarını yerine getirmiyor. Kadının ve erkeğin nikâha sadakatleri kalmadı; rahatlıkla bencilce davranabiliyorlar. Bu durumdan olumsuz etkilenen de o evliliğe doğan çocuk ya da çocuklar oluyor. Hem anne ve babaları var, hem yok. Karşılarında kötü örnekler görerek büyüyor, böyle hayata gidiyorlar.
Günümüzde iyi evliliklere ihtiyaç var. Bu hem kişi hem de toplum için böyledir. Neticede insan mutlu olmak ister, mutlu bir toplumda yaşamayı arzu eder. Bunun için evlenir biraz. Kimse zahmet çekmek üzere, daha ağır yüklerin altına girmek için evlenmez. Evet, evliliğin yeni sorumluluklar olduğunu bilir ama buna bağlı olarak mutluluğun da geleceğine inanır. Böyle olduğu için insanlar evliliği tercih eder. Evliliklerin arkasında insanın mutlu olma arzusu yatar.

Mutlu olmak üzere evliliği tercih edenlere söylenecek olan şu: Mutluluktan ne anlıyorsunuz? Modernizm ve kapitalizmin dolaşıma soktuğu şey mi mutluluk, yoksa çok daha yüce şeyler mi? İyi bir araba ve ev sahibi olmak, yakışıklı ve güzel bir eş edinmek mutluluğun göstergesi mi? Yoksa varlıklı olunmasa da iyi ve doğru bir eş, yüce bir hedef istikametinde hayatı yaşama arzusu mu?

Ne yazık ki günümüzde insanlar mutluluk derken daha çok varlıklı olmayı, zengin olmayı, yakışıklı ve güzel bir eş sahip olmayı anlıyor. Ancak görüyoruz ki bunların hepsine sahip olanlar yine de mutsuz. Zenginlik, yakışıklı ve güzel olmak insanları mutlu etmeye yetmiyor.

Mutluluğu bir şeye bağlamak doğru değil. Mutluluk insanın içiyle ilgili bir durum, dışarıdan bir şeyle insanın içine karşılık gelinmez. Arabalar, evler edinerek insandaki boşluğu dolduramazsınız. Açgözlülüğün doyması için dünya dahi yetmez, dahası gerekir. İnsan böyledir, dünya onu tatmin etmez. Yaşlanmak istemez, ölmek istemez, ölümün bir son olmasını istemez. İnsan sınırlı olan dünyada sonsuzu ister. Böyle bir varlığı zenginlikle, arabayla, yakışıklı ve güzel bir eşle doyuramazsınız.

Şartlara ve araçlara bağlı mutluluk uzun süreli olmaz. İnsan bir gün bu araçları kaybetme korkusunu yaşar. Korktuğu için araçlar da onu mutlu etmez. Çünkü araçlar var ama bir gün yok olabilirler. Yakışıklı ve güzeldir ama yaşlılık gelmektedir. Gençken yaşlılık korkusuyla mutsuz olur. Böylelikle gençlikten de istifade etmez. Bu sebeple mutluluğu dış sebep ve araçlarda değil başka yerlerde aramak gerekir.

İnsan “Ben kimim, nereden geldim, niçin geldim ve nereye gidiyorum?” diye sorar. Bu sorulara doğru ve sahici cevaplar aradığında, bunları bulduğunda bir anlama kavuşur. Dünyanın geçiciliğini ve hakikatini görerek ona gider. Dünyaya dünya kadar değer verir. Geçici ve fani olan bir şeye gönlünü büsbütün bağlamaz. Çünkü anlar ki, dünya sevgisiyle kalbi tatmin olmuyor. Güzel ve yakışıklı bir eş, sadece böyle oldukları için sevilmez. Sevilmez çünkü on yıl sonra ne fiziki güzellik ne de yakışıklılık kalır. Güzelliği ve yakışıklılığı gitmiş bir eş terk mi edilecek? Bu mudur evlilik, bu mudur mutluluk?

Hayır, der insan; anlamı merkeze alır, dış özellikleri sebebiyle değil insani özellikleriyle sevmeyi tercih eder. Eşi yaşlanabilir, güzelliğini yitirebilir, ama bilir ki insani güzelliği devam eder. Gençken iyi olan eş yaşlı iken de iyi olur. İyi insan dört mevsim yeşil kalan ve meyve veren bir ağaca benzer.

Bu yüzden anlamın altını çizmek lazımdır. Yaşadıklarımızın anlamlı olmasına dikkat kesilmek gerekir. Yüce bir anlam bulmuşsak, bu anlam istikametinde yaşıyor isek, maruz kaldığımız kalacağımız zorluklar dahi anlama kavuşur. Sabrederiz, sabretmenin mükâfatını alırız. Hasta eşimize yardım ederek içimizdeki insanı büyütür, kalbimizi yumuşatır, iyilik duygumuzu çoğaltırız. Zindanda da sarayda da mutlu olan insanlar vardır mesela. Ama sarayda yaşasa da mutsuz insanların varlığını biliyoruz. Aradaki fark nedir? Niçin biri sarayda mutsuz diğeri zindanda dahi olsa mutlu?

Bu soruları düşünmek hayatidir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü-Psikiyatrist

> Yeni Meram >Yazarlar > Düşünmesi hayati sorular…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.