YAZARLAR

DİNİMİZ  KONUSUNDA-Tayyar Çimen-Yeni Meram Gazetesi

Dinimiz İslam konusunda,  günlük hayatta yaşadıklarımızı, düşündüklerimizi, duygularımızı, aklımıza takılan noktaları,  açık yüreklice yazmak için  din alimi olmak  gerekmez diye düşünüyorum. Dinimiz  bizatihi (kendisi  zaten)  her çeşit  hayat olayı karşısında, inananlarına  anlaşılır şekilde  yol gösteren  esasları  içeren,  mübarek kuranı-kerimi insanların  hizmetine  koymuştur.  Diyanet bilginlerimizin, müftülerimizin ve  din adamı olduğunu söyleyerek ortalarda dolaşan birtakım insanların dinimizi iyi ve kolay anlamamızı  istemediklerini  söylemem basitlik  olur mu bilmiyorum. İnanan,  bunları dinlerken  anlayamadığı  ölçüde  onları  gözünde  yükseltiyor. Hele araya  Arapça  ezber kuran bölümleri  kattıkları  zaman,  inananın   uhrevi ve samimi  itaati daha da artıyor.  Ancak şu kadarını söylemeliyim ki,  bu insanlar  adeta, dinimizi  yürekten  inançla benimseyip  hayatımıza  uygulamamızı,  istemiyorlar veya  içinde bulundukları gafleti  fark etmiyorlar.

Toplumumuzun  dini hayatının  ihtiyaçlarını  karşılamak üzere  görevlendirilen ve  devletin büyük maddi desteğine sahip Diyanet İşleri Başkanlığı ise  büyük bir işlev eksikliği içindedir. İnsanlarımızın  yürekten inançlı kalplerine, beyinlerine  gelen sorulara  bu  başkanlık asla  tatmin edici  cevaplar  vermemektedir. Benim  mütedeyyin dindaşım, Arapça öğrenemediğine göre,  hayatının hangi safhasına kadar, kuranı-kerim  bölümlerini, namaz dualarını  Arapça’dan anlamamaya  devam edecek?  Güzel camilerimizin  huzurlu kubbelerinin altında  ne zamana kadar, yüce Allah’ın söylediklerini  anlamadan dinleyip oturacağız? Anlamadan dinlemek  ağırımıza gidiyor dememi  lütfen mazur görün. Son ramazan bayramında Konya Kapı Camisi  girişinde, sallanarak kuran okuyan  bir müslümanı uzunca süre seyrettim. Bir teknik meslek sahibi olarak  kendi kendime sordum, bu  insan bundan ne fayda gördü? Evet kendince, mübarek günde Allah’ın  kelamını  okuyarak  huzur bulduğunu  tahmin ediyorum. . Ama Allah orada ne diyor acaba diye,  düşünemedi bile.  Eğitilmemiş ki.  Bu örneği  milyonla çarpabiliriz.

Peki, ne zamana kadar  biz Türk Müslümanlar, anlamadan  dinleyeceğiz, anlamadan  okuyacağız, anlamadan  namaz kılacağız?  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın  imamları, müftüleri,  anlamadan  dinleyen cemaati  daha çok  seviyorlar  galiba? (!)

Kuranı-kerimin ayetlerine,  Hz. Peygamber’in  sözlerine ve  hayattaki davranışlarına, bunların yorumlarına  dayalı olarak, bireysel ve toplumsal  yaşamı  düzenleyici  esaslar manzumesi, dini planda  şeriat olarak adlandırılıyor. Bu nokta bile, İslam dininin insan aklına en uygun ve  pragmatik  (faydacı, gerçeğe ve  eyleme yönelik) bir din olduğunu  göstermektedir.  Modern zamanda, laiklik  yoluyla, manevi hayat ve  maddi hayat birbirlerinden  ayrı tutularak  iyi sonuçlar alınmış. Ancak akılcı dinimizin  faydacı,  gerçekçi ve uygulamacı  yönünden, anlamayarak  nasıl faydalanacağımız  meçhül kalmaya devam etmektedir.   Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > DİNİMİZ  KONUSUNDA   
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.