YAZARLAR

(2)

Osmanlı’nın önlemleri

Araştırmacı-yazar Talha Uğurluel, fay hattı üzerinde bulunan İstanbul’un Osmanlı imparatorluğu döneminde de depremlerle sarsıldığını belirterek, 2. Beyazıt’ın, depreme karşı önlem olarak şehrin muhtelif yerlerine yerin altında biriken gazı yerin üstüne vermek amacıyla 2 bin deprem kuyusu açtırdığını anlattı bir röportajında. Devamında bu kuyulardan birkaçının Eyüp civarında bulunduğunu, günümüzde içlerinde su bulunmadığını ve halk arasında bu kuyular “dilek kuyusu” denildiğini de belirtti.

İstanbul da birçok defa depremden nasibini almış durumda. 325 yılından bugüne kadar 13 şiddetli deprem meydana gelmiş. Bu depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, kiliseler, surlar, camiler yıkıldı, dev dalgalar ve toprakta yarıklar oluşmuş. Türkiye Deprem Vakfı’ndan (TDV) alınan bilgiye göre, 325, 427, 478, 865, 986, 1462, 1500, 1509, 1719, 1754, 1766 ve 1894 yıllarında aletsel büyüklüğü tahmini 7 şiddetinde, 553 yılında da aletsel büyüklüğü tahmini 7.6 şiddetinde önemli 13 deprem meydana gelmiş.

 

Mimar Sinan’ın deprem terazileri hala güncelliğini koruyor ve aktif şekilde çalışıyor.

Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 1585 yılında yapımı tamamlanan tarihi Muradiye Camii, deprem terazileriyle ilgi çekiyor. Basında da yer alan, Mimar Sinan’ın Ege Bölgesi’ndeki tek eseri olan ihtişamıyla turistlerin ilgi odağı olan Muradiye Camii’nde, mihrabın iki yanında bulunan deprem terazileri sayesinde caminin depremde zarar görüp görmediği anlaşılabiliyor. Silindir mermer taştan oluşan deprem terazilerinin dönmemesi, binanın zarar gördüğü anlamına geliyor. Bugünün teknolojisiyle bile binaların depremden zarar görüp görmediği zor anlaşılırken, Mimar Sinan’ın o tarihte camiye deprem terazisi koyması hayret uyandırıyor.

Neler yapılmalı?

-Deprem kuşağı olan ülkemizde öncelikle depremle yaşamayı öğrenmeli, bu gerçeği kabul etmeliyiz.

-Bilim ve teknik her zaman rehber edinilmeli ve rant odaklı kentleşme politikaları terk edilmelidir.

-Kentlerimizde yapılı çevreyi, nitelikli mimarlığı, sağlıklı ve güvenli çevreyi oluşturmak ülke çapında temel bir mimarlık politikası ve ilke olarak benimsenmelidir.

-Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetleri yoluyla bilim ve teknik toplum yararına sunumu sunulmalı, planlı, dengeli kalkınma, bölgesel planlama araçları, deprem, kent ve güvenli yapılaşma için kullanılmalıdır.

-Üniversiteler, meslek odaları ve uygulamacı kamu kurumlarının bilgi ve deneyim birikimine dayanarak, piyasacı/özelleştirmeci anlayışlardan bağımsız bir önlemler bütünü oluşturulmalıdır.

-Depreme dayanıklılık konusunda tüm inisiyatifin mal sahibine bırakıldığı İmar Barışı uygulamasından vazgeçilmelidir.

-Tarım alanları imara açılmamalıdır.

-Depreme yönelik alınan bürokratik karaların alınması değil, uygulanması ve takibi önemlidir.

-Proje çizimi sırasında gösterilen hassasiyet, uygulama aşamasında da gösterilmelidir.

-Yerel ve merkezi yönetimler koydukları kuralları proje uygulama aşamasında denetlemelidir.

-Yeterli bilgi, donanım ve deneyime sahip olmayan kişilerin ve firmaların ucuza mal etmeye çalıştıkları projelere daha sonra yapılan müdahaleler, sonrasında ağır can ve mal kayıplarına sebebiyet vermektedir. Yapıya sonradan yapılan müdahaleler düzenli olarak yerel yönetimler tarafından denetlenmelidir.

-Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (2012-2023) nı yürütmekle yükümlü organ ve kurumlar ciddi bir sistem içerisinde eylem planını uygulamakla yükümlüdür.

-Mühendislik ve Mimarlık alanındaki meslek odaları, yapı denetimi ve güvenliği alanına dahil edilmelidir. Depremle ilgili sorunlar ve yapı  güvenliğinin sağlanması , jeoloji, jeofizik, şehir

planlaması , inşaat, mimarlık, elektrik ve makina mühendisliği gibi disiplinler ile birinci

derecede ilişkilidir.

– Ülkemizin mevcut yapı stokunun ve değerlendirilmesinin sorunlu olduğu bilinmektedir. 2017 verilerine göre 20 milyon yapı stokundan ve bugün de son 3.5 yıllık bir stok birikiminden bahsediliyor. TÜİK verilerine göre bu stokun % 55’inin ruhsatsız ve kaçak, % 60’ının 20 yaş üzeri konutlardan oluştuğu ve % 40’ının depreme karşı güçlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Başta okul, hastane, yurt binası gibi yapılardan başlanarak mevcut yapı stokunun hasar durumlarına göre envanterlerinin çıkarılması, buna bağlı olarak terk etme-boşaltma, güçlendirme, sağlıklaştırma, yenileme, rekonstrüksiyon şeklinde belirlenecek müdahalelerin yapılması gerekmektedir.

Yapı Denetimi bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmelidir.

-Yasal düzenlemelerdeki eksiklikler, yapı denetimlerdeki boşluklar, sağlıksız yerleşim alanlarının önünü açmaktadır.  Bu noktada birinci derecede önem arz eden “yapı denetimi” konusu tüm eksik yönleriyle yeniden ele alınmalıdır. Yapı denetiminde kamu binaları ve TOKİ yapılarının denetim sisteminin dışında tutulması tekrar düşünülmesi ve düzenlenmesi gereken bir konudur. Deprem felaketinden korunabilmemiz için kamu yapıları dâhil tüm inşaatların yapı denetim sistemine tabi tutulması gerekmektedir. Yapı  Denetim sürecine dahil kurum ve kuruluşların görev,yetki ve sorumlulukları  yeniden tanımlanmalıdır.

-Okul ve hastaneler başta olmak üzere kamu yapılarının depreme karşı  güvenli olup olmadıkları tespit edilmelidir.

-Deprem zararlarını azaltma önlemleri, İmar Yasası ve ilgili mevzuatlara

yansıtılmalı, kent planlaması ve yapı üretimi bütünlüklü bir şekilde ele alınmalıdır.

-İmar, Yapı, Dönüşüm Alanları, Yapı Denetim ve Afet Yasaları meslek odaları, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla yeniden düzenlenmelidir. Meslek Odaları bu alanlara ilişkin yasa ve mevzuat hazırlık süreçlerinin asli unsuru olarak tanınmalıdır.

-Denetimsiz yapılaşmayı teşvik ve yapı  denetimini ticarileştirme/özelleştirme politikalarından vazgeçilmeli, kamusal denetim güçlendirilmelidir.

-Planlama ve yapı sektöründe görev alan meslek dallarının uzmanlık alanları, yetki ve sorumluluklarını  belirleyen meslek yasaları  çıkarılmalıdır.

-İmar planı  yapılırken acil durum istasyonları  ve ulaşım ağının belirlenmeli, doğal afetlerin yaratacağı  zararlara karşı  okullar ve hastaneler öncelikli olmak üzere durumlarının denetlenmeli, acil boşaltma durumları  için yapıların yanlarında boş yeşil alan bırakılmalıdır.

-Kentler deprem ve diğer doğal afetlere uygun biçimde yeniden yapılandırılmalıdır. Kentsel dönüşüm projeleri, yeni rant alanları yaratmak amacıyla değil, afet riskini en aza indirmek ve kent güvenliğini sağlamak amacıyla yapılmalıdır.

-Tarım alanları imara açılmamalıdır.

-Önceden belirlenmiş bir plana göre yapılaşmasını tamamlayan bölgelerde kat ilavesine izin verilmemelidir.

-Yapılara vize zorunluluğu getirilmelidir. Yapının iskan sonrası projesinde herhangi bir aykırılık olup olmadığı ve yapılan statik müdahaleler düzenli kontrol ve denetim altına alınmalıdır. Böylelikle yapının statiğinde meydana gelmiş müdahale veya deformasyon olası bir tehlikeden önce tespit edilip zamanında önlemler alınabilecektir.  Gereksiz tadilatlar ile yapıya verilmiş olan yükler kontrol edilerek, zamanında gerekli önlemler alınabilecektir. Bu da uzun vadede projelerin ve yapıların niteliğini ve güvenliğini arttıracaktır.  Marmara Depremi sonrası  yapı lan incelemeler, oluşan kayıpların % 80’e varan kısmının, taşıyıcı  sistemlerin gördüğü zarara bağlı  olarak tesisatlarda oluş an hasarlar nedeniyle meydana geldiğini göstermiştir. Böyle bir kontrol sistemi mekanik – elektrik sistemlerde oluşmuş, yapı enerji performans verimliliğini etkileyebilecek olumsuz durumların önceden tespitini sağlayacaktır. Ayrıca yapı içerisinde aktif olmayan ya da çalışmayan mekanik sistemlerin belirlenmesine ve gerekli tedbirlerin önceden alınmasına yardımcı olacaktır. Binasının sürekli kontrol edildiğini bilen kullanıcı da bilinçlenecek, aykırı tadilatlara giremeyecektir.

*

AFAD’ın raporuna göre 41 kişinin hayatını kaybettiği,1607 kişinin yaralandığı,75 binanın tamamen çöktüğü ve 645 binanın ağır hasarlı olarak tespit edildiği, son dönemde yüreğimizi yakan acı görüntülerin olduğu Elazığ depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet,kederli ailelerine başsağlığı,tüm yaralılara acil şifalar dilerim.Depremden sağ olarak kurtulan vatandaşlarımıza da büyük geçmiş olsun.Yaraların en kısa zamanda sarılabilmesi dileğiyle…

 

Kaynaklar:

-TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)

-TÜRKİYE Deprem Vakfı

– T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı Sismoloji Şube Müdürlüğü

-“Türkiye’nin Deprem Gerçeği” Paneli, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ocak 2010, Ankara.

– “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2012-2023”, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı, 2012.

-“Türkiye’de Deprem Gerçeği ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın Önerileri”, Nisan,2012.

-Mimarlar Odası’ndan Türkiye’nin Deprem Gerçeği ve Yapıları Üzerine Basın Açıklaması, 26.02.2007.

 

> Yeni Meram >Yazarlar > DEPREMİ TASARLAMAK (2)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.