YAZARLAR

Bir “T” si vardı çocukluğumun…
İki uçundan girişi olan, kapalı ucunda anıların depolandığı.
Sabahın ilk ışıklarıyla mesaisine başlayan anı sayacının, gece geç saatlere kadar durmak bilmeden çalıştığı.
Şu sıralar şöyle bir sayacı kurcaladım da ne çok yaşanmışlıklar bugünün özlemi ile önüme serili verdi…
Hangimizin yok ki?
Benim çocukluğumun ki “T”,
Senin ki “S”, onun ki “L”, bir diğerimizin “I” , “M” , “O” , “Y” ya da “Z”…
Her birimizin bir harfi vardır mutlaka.
Sıradan bir harf gibi gözükse de bugünümüzü ilmek ilmek işleyenin ta kendisidir aslında.
İlk adımlarımı onunla attığım, yürümeyi öğrendiğim…
Topa ilk onunla vurduğum, hiç yorulmaksızın koştuğum…
İlk bisiklet heyecanını sabahın alaca karanlığında selesinde kardeşimle yaşadığımız…
Tavanına demir tel takılı oyuncak arabalarımızla her bir metre karesini arşınladığımız.
Biz yetmiyormuş gibi bilyeli arabalarımızın da kahrını çektirdiğimiz.
Duvarlarını kâğıt, taso oyunlarıyla aşındırdığımız, boyalarını döktüğümüz…
Cepler dolusu misketler kazanmanın sevinciyle evimize döndüğümüz…
Her biri sıcacık, samimi komşuluklara açılan kapılarda ‘Japon kale’ maçlar oynadığımız…
Direkten direğe, uzuneşek, birdirbir, çizik taş, beş taş, saklambaç, yakar top, ebelemeceler ile kendimizden geçtiğimiz…
Komşu teyzelerin camlardan uzattığı yağlı, şekerli ekmekleriyle büyüdüğümüz…
Bir daha sanki çıkamayacakmış gibi saatlerce koşup, buz gibi suyuyla serinlediğimiz…
Ramazan’da iftar topuna rağmen evlere girmeksizin hiç vaz geçemediğimiz…
Sahur vakti davulcunun tokmağına eşlik manileriyle uyandığımız,
Bekçi amcamızın ninni gibi gelen düdük sesiyle uykuya daldığımız…
Bayramlıklarımızı, yeni ayakkabılarımızı ilk onunla tanıştırdığımız…
Kapı tokmaklarına astığımız poşetleri fındık, fıstık, meyve, çikolata ile dolu dolu geri aldığımız…
Neredeyse tam 30 yıl geçmiş üzerinden.
Ama hala sımsıcak, hala tap tazecik…
Anılarımın, dostluklarımın, çocukluğumun tazeliğini koruduğunu yolculuğa çıkınca anladım…
Karantina günlerinde iyi oluyormuş çocukluğa seyahat…
Tavsiye ederim siz de şöyle bir çıkın zaman tünelinde yolculuğa…
Bu arada “T” bizim sokağımız.
Nam-ı diğer adıyla…
Şekil itibariyle “T” harfine benzediğinden öyle isimlendirirdik oyunlarımızda…
“T” yi çıkmak yasak, birçok oyunumuzun başlangıç cümlesiydi…
Asıl adı “Gümüş”
Annelerimizin mahalle maçları için forma niyetiyle hazırladığı beyaz atletlerimizin arkasını süsleyen isim…
Değil gümüş pırlantaymış benim sokağım, şimdi daha iyi anladım…
Bu arada başka bir konu vardı aklımda, bilgisayarın başına oturunca çocukluğa gitti parmaklarım…
“Haydi bir süre kalın çocukluğunuzla, metropoldeki çocuklarımızı da düşünerek…”

Şaban Özdemir
sabanozde@gmail.com

> Yeni Meram >Yazarlar > Çocukluğumun “T” si…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.