YAZARLAR

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bayan müfettiş, bir okulu teftiş etmek için görevlendirilir. Müfettiş okula gitmek için yola koyulur ancak yolda arabası hararet yapar ve aracı çalışmaz.
Oradan geçen bir çocuk araca doğru yanaşarak yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorar.
Müfettiş: Araçlardan anlar mısın?
Çocuk: Babam tamircidir bende bazen ona yardım ederim.
Arabanın motoruna bir bakış attıktan sonra, alet-edevat çantasını ister.
Çocuk bir kaç dakika uğraştıktan sonra, müfettişten aracı çalıştırmasını rica eder.
Bu arada müfettiş bütün bu olanları dehşet içerisinde izler.
Araç tekrardan hareket etmeye başlar, Çocuğa teşekkür ederek bu saatte neden okulda olmadığını sorar.
Çocuk: Bugün okulumuza müfettiş gelecekmiş ve öğretmenin dediğine göre benim sınıfın en tembel öğrencisi olmamdan dolayı evde kalmam gerekiyormuş! diyerek durumunu arzetmiş olur.
Evet işte yetenekler böyle bitiriliyor. Her şahsı, yeteneklerini ortaya çıkarabilmek için uygun ortama koymak gerekir.
Osmanlı da mekteplerin girişine “ burada hiç bir kuş yüzmeye ve hiç bir balık uçmaya zorlanmaz” yazılırdı ve çocukların yeteneklerine göre eğitim verilirdi.
Yıllardır ülkemizde eğitim sistemi hep eleştirilir. “Yok elin gavuru uzaya çıkar, biz hâlâ Muratgilin damından atlayamadık” falan diye. Yav bizim Osmanlı dedelerimiz yok mu? Hah! Gemileri bile karadan yürütmüşler. Eee? ‘Sen ne yaptın’ diye sormazlar mı adama? Biz hâlâ yüz yıl öncesinde yaşarız.
Güzel insanlar sizce de bir tuhaflık yok mu bu işte? Acaba eğitim sistemimizin yüzde kaçı millî?
12 yıl yabancı dil eğitimi alıyorsun, konuşamıyorsun! Ya hu bizim çocuklarımız gerizekalı mı?! Okullarda ki müfredata bakın teferruatla dolu.. Bu çocuk hayatının hangi bölümünde gereksiz bilgileri (bir kısmı için söylüyorum) kullanacak? Sonra da çocukların bütün geleceğini, mesleki kariyerini üç saate sığdır! Tutturduğu puanla; mesela tıp ise; hastalarına karşı merhametli mi? Hukuk ise; adalet duygusu gelişmiş mi? Öğretmen ise; öğrencisiyle iletişim kurma yetisi var mı diye sorgulanıyor mu?
Araplar da bir söz var: “ Kellim kellim la yenfea” “Konuş konuş fayda yok” anlamında.
Sözü çok yormadan; millî eğitim ve millî öğretim diye önce ayırmalıyız. Ayrıca ciddi bir revizyona ihtiyacımız var.
Duam o ki; Allah’ım sınava giren tüm çocuklarımıza çekirdeklerindeki istidatlarını inkişaf ettirecek muvaffakiyetler ikram eyle. Bölümlerini seçerken puanlarına değil, Öz’lerine bakabilecekleri derin basiret gözleri ihsan eyle. Bir gün iyi ki, iyi ki diyecekleri tercihler yapmalarını nasip eyle. Evlatlarımız bizlere emanetler, Öz’lerinde ne var bilelim. İçe dönük bir çocuktan girişken olmasını beklemek ona zuldür. Belki muhteşem bir yazar olacaktır. Ama o hatip olmaya zorlandığı için bu muazzam özü erteler.
Velhasıl; ‘balıkları da uçurmaya çalışmayalım, bırakalım yüzsünler kendi deryalarında’..

> Yeni Meram >Yazarlar > Biz balıkları da uçururuz!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.