YAZARLAR

Son zamanlarda eğitim politikalarından biri olarak azaltıldığı ileri sürülse de malesef hala yoğunluğu devam eden ödevler öğretmen ve ailelerin adeta birbirleri ile yarışı haline geldi. Tabi hiç bir problem tek yüzlü değildir başka bir çok problem ayağına sahiptir. Örneğin ülkemizdeki çocuk sayısının oldukça fazla olması ve bunun da rekabeti artırması buna ek olarak da meslek kazandırmaya yönelik çalışmalardansa sadece yüksek bir ortalama ve yüksek bir puan beklentisi adeta gözlerimizi ve ruhumuzu kör etti.
Evet gördüğümüz, göremediğimiz ve kötüye giden bir çok durum var fakat bu konuda ve her konuda umutlarım asla tükenmeyecek ve inanıyorum ki (inanın ki) her zorluğun içerisinde bir kolaylık vardır. Şimdi gelin sizlerle en zorlandığımız konulardan biri olan ödevlerden konuşalım:
Çocuklar neden ödev yapmak istemez?
Şöyle bir düşünün; sabah erkenden kalkıyorsunuz belki kahvaltı yapmaya bile vakit bulamıyorsunuz. Zorla üzerinizi giyiniyorsunuz ve çıkıyorsunuz yola varıyorsunuz okula sonra ilk ders zili çalıyor ve öğrenme başlıyor. Her saat başı yeni bir ders yeni bir konu ve yeni bir öğrenme.
Öğrenmek çok güzel bir faaliyettir fakat beyin için oldukça zordur hele de ilkokul dönemini düşünürsek onlar birer oyun çocuğu ve uzunca bir süre hiç kalkmadan oturmaları gerekiyor. Ruhlarındaki ses ile yaşantıları birbiriyle devamlı çatışıyor içi diyor ki oyun oynamalısın diğer tarafı diyor ki eğer kalkarsan cezalandırılırsın bir şeyler öğrenmen gerek senden beklentimiz çok yüksek… Bu kargaşalı ve zor sürecin sonrasında eve geliyor çocuk ama hala öğrenmesi gereken şeyler var. Elbette ödev yapmak zor gelecek ve istemeyecektir. Bunun yanında çocugu zorlayan veya kendi becerisinin aşağısında kalan ödevler de yapmak istememesine bir sebeptir.
Ödevler neden bu kadar uzun sürüyor?
Elbette ödevlerin fazla olması uzun sürmesinin en önemli sebebidir fakat çocuğun çok yorulmuş olması, anne-babasıyla vakit geçirmek istemesi, oyun oynamak istemesi, arkadaşlarıyla vakit geçirmek istemesi de bu süreyi uzatan en önemli etkenlerdendir. En doğal ihtiyaçlarıdır aynı zamanda. İstiyorlar ki biraz oyun oynayalım, biraz dinlenelim, biraz çizgi film izleyelim, biraz ödev yapalım derken tabi bu süre gece yarılarına kadar uzanıyor. Hep bahsettiğimiz konuştuğumuz konulardan biri; yapılacak bir faaliyetin sınırları belli değilse o faaliyet yarardan çok zararlı olmaya başlar.
Anne-Baba ne kadar yardım etmeli?
Çocuklarının çok yorulduğunu düşünen ve aynı zamanda da sorumluluklarını yerine getirmesini isteyen anne-babalar ödev konusunda zaman tanımadan çocuklara yardım etmeyi aşıp adeta ödevleri kendileri yapıyor ve bunun çocuğa bir şey katmadığını bildikleri halde ertesi gün kötü hissetmemesi için çabalıyorlar. Bu da ödevlerin işlevsiz olmasını sağlamakla beraber tüm aileyi strese boğuyor ebeveyn çocuk ilişkisini bozuyor ve evde bağırma ve kızmalar maalesef eksik olmuyor.
Peki ne yapacağız?
Tüm bu zorlukları işlevsel hale getirmek, hem ebeveynlerin hem de çocukların duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının giderilebilmesi için yapılacak en önemli çalışma Ödev Saati uygulamasıdır. Bu uygulamada anne-baba ve çocuk otururlar ve birlikte bir ödev saati belirlerler (bu her aile için farklı olabilir). Örneğin okuldan 5’te geliyor ise 6 ya kadar yemek yiyebilir ve dinlenebilir 6 ile 8 arası ödev saati olur ve anne-baba sadece o aralıkta yardımcı olabilir onun haricinde yardım kesilir ve tamamen çocuğun sorumluluğuna bırakılır. Bu sayede çocuk saat kavramını hayatına geçirmekle birlikte sorumluluk duygusu gelişir. Aynı zamanda ödev belli saatler arasına alındığı için oyuna ve aile aktivitelerine de vakit kalır, böylece ebeveyn-çocuk ilişkisi bozulmamış olur. Oyun ihtiyacı giderilir. Çocuk çalışma düzenine alışır ve böylece zorlanma düzeyi üst düzeyde azalır.
Evet her çağın ve dönemin, her toplumun ve ülkenin başka zorlukları vardır. Önemli olan yaşadığımız kültür ikliminde mutluluğu ve huzuru bulabilmek için çaba harcamaktır.

> Yeni Meram >Yazarlar > BİTMEYEN ÖDEVLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.