YAZARLAR

“Ahh! Şu bizim oğlan çok huysuz gece boyunca uyumadı mızmızlandı durdu!”

“Bizim bu Ahmet suya ayağını bile sokamaz korkak bu korkak!”

Hiperaktif bu çocuk hiç yerinde duramıyor!”

Tanıdık geldi mi bu cümleler sizlere de? Ben cevaplayayım: Tabiki hepimize tanıdık geliyor.Bunlar, her birimizin yaşamında var olan belki de bizi yanlış var eden kötü etiketler!

Çocuk biraz yorgun veya hasta ise hemen huysuz etiketini yapıştırırız,azıcık hareket etse hiperaktif.Çok konuşsa geveze az konuşsa özgüvensiz,özel eşyasını(oyuncağını) arkadaşı ile paylaşmasa cimri ve bencil oluverir.

Peki anne baba,çocuğuna zarar veriyor olduğunu bildiği halde neden etiketleme yoluna gidiyor diye içinden geçirenleri duyar gibi oluyorum.Sebebi açık ve net aslında;Anlamlandırma ve özetleme çabası.İnsan beyninin kısayol sever tarafı her daim devrededir çocuk yetiştirirken de anne babanın zihninde çocugu adına bir şema oluşur ve bu şema ona nasıl davranması gerektiğinin özetidir ve daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim insanoğlu değişimi yeniliği değil rutini sever değişim her zaman zor olandır.Beyinde yeni bağların oluştuğunu da var sayarsak sancılıdır aynı zamanda.Bu nedenle çocuğun her davranışını anlamlandırmaya ve formülize etmeye çalışmaktansa belli kalıplarla ilerlemek daha kolay geliyor çocuk eğitiminde de.Fakat doğru yol bu yol mudur acaba? Kendimize bir soralım ruhumuza soralım: Sizi eleştiren bir iç sesiniz var belki de kendi sesiniz olduğunu sandığınız;Yapamazsın,sakarsın,beceriksizsin,tembelsin,huysuzsun,korkaksın! Ya da benzerleri…Bunları hissettiğinizde duyduğunuzda ne kadar hoşunuza gidiyor?Yine ben cevaplayayım;Hiç ama hiç gitmiyor ve hatta hayatımıza başarımıza mal olmuş iç sesler bunlar.Anne babalarımızın bizlere farketmeden bıraktıkları miras aslında.Biz şimdi bunlarla baş ededuralım bundan sonrası için neler yapabiliriz kendi çocuklarımız için? Tabiki etiketleri hayatımızdan rijit bir kararla çıkararak,evladımızı gerçekten tanımaya çabalayarak,ruhunu anlamaya çalışarak yani zor yolu seçerek üstümüze düşeni yapmalıyız.Hatta ve hatta iyi etiketleri de bunların içine dahil ederek yapmalıyız bun; çünkü iyi etiketler de çocuğun kendini gerçekleştirmesine,tanımasına,özgürlüğüne,yaratıcılığına engel oluyor nasıl mı? Hemen örneklendirelim:

“Aman benim akıllı uslu kızım ağzı var dili yok maaşallah maaşallah”

“Bakın teyzeleri! benim çalışkan çocuğum hiç masadan başını kaldırmaz aferin sana”

“Dur bakalım şöyle güzel şeyler giydirelim sana da herkes güzel desin benim kızıma”

Gibi çok masum görünen ama kötü etiketler kadar tehlikeli olan iyi etiketler de çocuğa büyük zararlar veriyor.Keşfetmekten,hata yapmaktan,öğrenmekten,içgörüden, çoşkudan,heyecandan,hissettiğini yaşayabilmekten alıkoyuyor bu etiketleri taşıyabilmek uğruna. ve yıllar sonra anne babalar bizim çocuğumuz sınıfta hiç parmak kaldırmıyor,bizim çocuğumuz mutsuz,özgüvensiz diyerek çalıyorlar kapımızı.Velhasıl-ı kelam; Halil Cibran’ın da dediği gibi:

“Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.”

Umarım bizler de hedefi görebilenlerden oluruz…

> Yeni Meram >Yazarlar > Beynin Dostu Ruhun Düşmanı Etiketler
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.