YAZARLAR

Dolap beygirinin sürekli dönmesinin sağlanması ve etrafa saldırmaması için başlıklarında bazı engeller bulunur. Bu sebeple bunlar sürekli aynı yerde dolanıp dururlar. Olaylara dar bakışla bakanlara da at gözlüğü takmış denilir. Bu görüşte olanlar da aynı dolap beygirleri gibi sözlerini tekrar ederler. Bu özellikte olanların temel özelliklerinden birisi “toptancılık”tır. Yanlış anlaşılmasın, burada kastedilen perakendecilikle ilgili olan ticari sektör değildir.

İnsan neden toptancı düşünür? Yani, bir görüşü/fikri tamamen reddeder veya tamamen kabul eder? Bunun sebepleri aklı kullanmamakla başlıyor. Oysa Allah “akıl etmez misiniz” diye sıkça sorar. Düşünce ve olayların künhüne vakıf olma yerine yeterli araştırma da yapılmadan önyargılar hakim oluyor. Bazen da sabırsızca hemen bir fikrin peşine takılma başlıyor. Halbuki biraz daha sabırlı olunsa hakikate daha çok yaklaşılacak. Böylece önyargılar ortaya çıkıyor. Yani peşin hüküm; olayın gerçekliğini araştırmadan hemen bir hükme varmak geliyor. Bu da sui- zannın yani kötü sanmanın kapısını açıyor. Sonra da buradan bütün nefret rüzgarları esmeye başlıyor. Halbuki Allah, zandan (olumsuz düşünceden, sanıdan) insanları sakındırıyor, bunun bir kısmının günah olduğunu söylüyor. Olumsuz düşüncelerin arkasından da yapılanlara kılıf bulmak kalıyor: Öyle ki Hz. Ali’ye karşı çıkanlar kendilerine kanıt olarak Kur’anı Kerimi getirdiklerinde o, “Hak söz ile batıl kastediyorlar” der.

At gözlüğü takan toptancı düşüncenin en iyi barındığı mekan, mahalle baskısı olan yerlerdir. Çünkü böyle yerlerde bireylerin iradeleri kontrol altına alınarak farklı düşünme yolları kapatılır. Hatta çevreleriyle, en yakınlarıyla bile irtibat ilişkileri kesilir. Şirazeden çıkan, kendi kardeşine silah doğrultacak kadar değerleri ayak altına alan grupların tipik özellikleri, güçlü mahalle baskılarına sahip olmalarıdır. Böyle bir yapı hissederseniz, size tavsiyem toplu konuşma yerine insanlarla birebir irtibat kurmanızdır. Böylece onların da pek çok konuda sizin gibi olduğunu belki de çok ortak noktanız ve değerleriniz olduğunu keşfedeceksiniz.

Ama bazılarının illa da at gözlüğü takmak istediğini anlamakta zorluk çekmeyin. Bu metotla bir yerde yer edinmek isteyenleri kolayca bulabilirsiniz. Her toplumda farklı, hatta aşırı düşünce sahipleri vardır. Hatta, belki insanların pek çoğunun bir çok hatta pek çok safhası vardır. Bunun için fikir ve devlet adamını incelerken içinde yaşadıkları dönemler muhakkak incelenir. Aksi takdirde bir olayı veya konuyu bir yönüyle ele alıp diğer yönünü görmediğinizde sağlıklı bir değerlendirme yapmış olmazsınız.

Toptancı düşünceye geçildiğinde aşırı bir şüphecilik içine düşülür. Herhalde her insanda bir nebze şüphecilik vardır. Ama bunun aşırıya kaçması ya hekimlik ya da hakimlik olay olur. Aşırı şüphecilik dedikodu, gıybet ve iftiraya götürmek de hakeza… Bunlar da yapanı günahkar hale getirmekte, düşmanlıkları artırmakta, dostlukları bozmakta ve çoğu kez onarılmaz kişisel ve sosyal yaralar açmaktadır.
İnsan sosyal bir varlıktır, onu Yüce Yaratıcı en güzel şekilde yaratmış ve herkese farklı özellikler vermiştir. Yaşadığımız dünyada biz ne kadar hak sahibi veya seçkin isek, bizim dışımızdaki tüm insanlar da o kadar hak sahibidirler. Zira bu hakları veren Allah’tır, o isterse verir, isterse alır. Hiçbir kişi veya grubun kendisini O’nun yerine koyma hakkı ve yetkisi olamaz. O halde, Allah’ın en güzel şekilde yarattığı insan, bu özellikleri dururken, neden at gözlüğü ile değerlendirme yapmakta? Bunu kişisel gelişimle açıklayanlar olduğu gibi, benim tercihim İslam ahlakçıların ahlak-ı hamide ve ahlak-ı zemime tasnifidir.

Pandemi sürecinde sosyal medya kullanımı artmıştır. İnsanlar duygularını ve düşüncelerini yazılı, sesli ve/veya görüntülü olarak bu mecralardan iletmektedir. Bu mecralar yüz yüze konuşmalar kadar etkili olmamakla beraber toptancı düşünceleri artırmaktadır. Bu sebeple doğruluğu bilinmeden pek çok asılsız bilgi veya uydurma belgelerle yalan haberler, görüşler yayılmaktadır. Hukuki düzenleme bu konuda yeni gelişmektedir. Belki bu durum yani yazılan, paylaşılan bilgi veya belgelerin sorumluluğu aynı zamanda bunu yayana da aittir. Ayrıca yüz yüze konuşmalar beden dilinin etkisini de içermektedir. Bu sebeple insanların anlaşmaları daha kolay olabilmektedir.
Toptancı düşüncede aşırı politize olmanın önemli etkisi de vardır. Yeterli araştırma yapmayan düşünce geliştirmeyen kişi veya gruplar karşılarında gördükleri grupların illa tersini söylemek peşinde olurlar. Aslında bu durum, bizim gibi ülkelerdeki iktidar sürelerine de etki yapmaktadır. Afet zararlarını azaltma programı kapsamında Japonya’ya bir grup belediye başkanı ve il özel idare genel sekreteri ile gittiğimizde Japon toplumunun bir özelliğini öğrendim. Otobüste Kobe’den o zaman depremin merkezine giderken, kafilemizdeki belediye başkanlarını tanıtarak mensup oldukları partileri söyledim ve arkasından bayan rehbere Japonya’daki siyasi partileri sorduk, anlattı. Sonra kendisinin mensup olduğu partiyi sorduk, bir anda yüzü kızardı. Bunun üzerine onun yanında olan Türk bayan rehber “Japonya’da herkes oyunu verir, ertesi gün herkes kendisinin işine döner. Japonya’da bir kişinin partisini sormak mahrem konuları sormak gibidir” diyerek bizi uyardı. Biz de özür diledik ve bizde her gün herkesin siyasetle en koyu şekilde uğraşmasından bahsettik. Bildiğim kadarıyla Japonya’da hükümetler uzun süre iktidarda kalıyor ve ülke de dünyanın en büyük ikinci veya üçüncü ekonomisidir.
Teşekkür etmeyen veya özür dilemeyenler at gözlüğünü takanlardır. Bunların ciddi bir okuma yaptıkları da şüphelidir. Meslek olarak da ticarette olmadıkları kesindir. Çünkü ticaretle veya üretimle uğraşanlar, diğer insanlarla daha kolay anlaşırlar. Ancak bunlar aç gözlü olduklarında sıkıntıya düşerler. Akademik camiada at gözlüklüleri yazılarında kullandıkları kaynaklardan ve alıntılarından tanırsınız. Çünkü dünyaya tek düze bakanlar ütopyalarındaki tozpembe hayatlarında gezinirler. Aslında bilimsel bakış eleştirisel olduğundan, böylelerin bilimselliğini de tartışmak gerekir.

Olaylara, insanlara at gözlüğü ile bakıp “dediğim dedik” olanlar ancak olumsuz iz bırakır giderler. Bir süre sonra esamileri okunmaz. Oysa medeniyetimizin Hz. Mevlana, Hacı Veyiszade, Tahir Hocaefendi ve daha niceleri isimleri güzel ahlaklarıyla anılan şehrimizin rol modelleridir.

Yazılarımı konuyla ilgili arkadaşlarımın tetkikinden sonra yayına gönderirim. Bu yazıyı da değerli Eyüp Ensar’a gönderdiğimde, “Birilerine sitem için mi yazdınız” şeklinde, haklı tepkisini aldım. Ama, amacım herhangi bir kişi veya gruba tepki olmayıp kötü ahlak belirtilerinden olan hususlara dikkat çekmektir, yoksa hedef kişi veya grup değildir.

> Yeni Meram >Yazarlar > AT GÖZLÜKLERİ TAKINAN TOPTANCI DÜŞÜNCE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.