YAZARLAR

Şimdilerde evlilik ve aileler para ve zenginlik arzusu üzerine şekillendiğinden büyük problemler ortaya çıkmaktadır. Bu ev ve aileler, üzerine kuruldukları temel sebebiyle güvenli ve sıcak bir sığınak olmaktan çıkar. Eş ve koca için yurt olmaktan çıktıkları gibi evlatlar için de sığınak olmazlar.
Mesela huzuru evde bulamayan çocuklar onu dışarıda, başka şeylerde arar. Genç yaşta evlatlarımızın madde bağımlısı olmaları biraz bu yüzdendir.
Kapitalist yaşam biçiminin, para ve zenginliğin daha belirleyici olduğu 90’lı yıllardan sonra bu durum çok daha arttı.
Önceki kuşak daha idealistti; seküler olan veya olmayan ailelerin hepsinde bir şekilde idealizm vardı. Mesela sağ ve soldan gençler daha güzel bir ülke idealinde birleşiyordu. Bu ideal ülkeyi inşa yolları farklı olsa da hedef birdi. Ama dünyanın tümünde olduğu gibi ülkemizde de bir şeyler oldu; ciddi bir sosyolojik kırılma yaşandı. Kitap okuyan, idealist bir kuşak yerine hazcı bir kuşak geldi; daha çok almak, tüketmek isteyen bir kuşak…
Bu sonuç sadece dış sebeplerle izah edilemez; ailenin dönüşümüyle de ilgilidir. Para hırsı, arzuların tatmini bütün aileler için geçerli bir şey oldu. Böyle olduğu için madde bağımlılığı seküler ailelerin çocuklarında değil, muhafazakâr ailelerde de rastlanan bir durumdur.
Bu tür problemlerle karşılaşan ailelerin sorularıyla karşılaşıyoruz. “Ne yapabiliriz, madde bağımlısı olan çocuğumuza nasıl davranabiliriz?” sorusunu soruyorlar. Yukarıda, kayınvalide gelin karşıtlığında erkeğin ne yapması gerektiği konusunda söylediğimiz şeyi tekrarlıyoruz: Menfi davranmama, sabırla olumlu yaklaşım içinde olma. Düşmüş olan çocuğu yeniden ayaklandırmak için yapılacak tek bir şey var, onun elinden tutmak. Kötü alışkanlık edinmiş diye kovar, iteler ve dışlarsak onu kazanmak mümkün olmaz, büsbütün kaybederiz. Bu durumda da konuşmak esastır. Zira konuşmak bağlantı kurmaktır; ilişkinin devamı anlamına gelir.
Konuşmak mümkün olduğunda anne ve baba doğruyu da yanlışı da konuşabilir. Ama konuşma devreden çıkmışsa, bırak yanlış üzerine düşünmek iyi olan da artık konuşulamaz. Konuşabilen ailelerin çocukları yalan söyleme gereğini hissetmez, yanlış da yapsa dönüp bunu ailesine itiraf edebilir. Ailenin hatası varsa bunu sorgulayabilir, kendisi de hatalıysa bunu ifade etmekten çekinmez. Çünkü hatasını olduğu gibi aktardığında ailesinin bunu doğal karşılayacağını bilir.
Evet, anne ve baba çocuğu karşısına almaktan ziyade yanlarına almalıdır. Karşısına aldıklarında çocuklarıyla konuşamazlar ama yanlarına aldıklarında konuşabilirler. İlişkide olumlu tavır almak önemlidir. Negatif değil, pozitif bir konumda bulunmak…

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü-Psikiyatrist

> Yeni Meram >Yazarlar > Ailenin “Değer” i Nedir?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.