YAZARLAR

Emeklilerin de günü varmış diyebileceğimiz bir gündü Pazar günü. Emekli kardeşlerimiz olsa ne, olmasa ne diyorlar böyle bir gün için.

Temmuz zamlarına sesi ulaşamayan, gücü yetmeyen, Haziran ayının en son günü! Vaatlere birebir, gerçeklere teğet bile geçemeyen bir 30 Haziran.

2018 rakamlarına göre, nüfusumuzun yüzde 8.8’i emekli.

Emekliler günü kutlandı mı, kutlandı!

Emeklilerin dertleri dinlendi mi, dinlendi.

Konuştular mı, konuştular…

30 Haziran bizim emeklilerimize yarayan, yarama şansı olan bir gün değil. Araya kaynayan, Temmuz zamlarına etkisi olma şansı sıfır bir gün.

3 Temmuz’un neredeyse arifesinde olsa da, emeklilerin isteklerine cevap verilmesi imkansız bir gün.

Emeklileri dinleyen oldu mu?

Elbette…

Benim emeklim diye bağrına basan kim yada kimler var?

Bir günlüğüne, emeklilerin gönlü hoş olsun diye tatlı ve hoş sözlerle en azından gönülleri alındı dense de, emeklilerimizin ne kadar zor durumda olduğunu emekliler gününü kutlayanlar, temenniler de bulunanlar bilmiyorlar mı?

Emeklilerin durumlarını iyileştirme çabalarında bir yerlere gelindi mi?

Şey…düşünülüyor…çalışıyoruz…unutmadık…merak etmesinler onları seviyoruz…

Az biraz da, “-ecek” ve “-acak” var tabi…

Birkaç saatliğine gösterilen samimi yaklaşımların öne çıktığı, ancak emekli kardeşlerimize hiçbir şey kazandırmadığı bir gün…

 

*****

Bir zamanlar bir ev, bir araba hayali süslerdi bizim neslin hayalini.

Çok azımız bu saadeti yaşadı…

Ve büyük bir çoğunluğumuz emekli olduğunda ise, arabası olanın evi, evi olanın arabası olmadı…Bazı kardeşlerimizin ne evi var, nede arabası…

Bu mutluluğa erişebilmek için çok çalıştı emekliler.

Kimi çocuklarını okutmak için,

Kimi ya kendinin, ya eşinin, ya çocuklarının çaresi zor bulunan hastalıklarına çare aramak için.

Koca bir ömür verdi…

Kiminin ev kirasını bugün çocukları ödüyor!

Avrupa’nın emeklisine hava hoş, günlük-güneşlik… Türkiye’nin sahillerinde otel beğenmezler…Yemekleri beğenmezler…

Onların nazına oynayan turları beğenmezler…

Benim emeklim, tatil köşelerini ancak ekranlardan seyreder durur!

Benim emeklim!

Değil tatile gitmek, değil tatil planları yapmak, oğlunu-kızını görmeye gidemiyor!

Gitmeye kalktığında, aldığı borç yüzünden, kredi yüzünden koca bir yıl belini doğrultamıyor.

Bu emekli bizim emeklimiz, emeklimizin gerçeği!

Türkiye’den acıklı ve hüzünlü emekli manzaraları ne duymak nede görmek istemiyor, bizleri sevdiklerini söyleyenler.

 

*****

Emeklilere zam diye verilen rakamları, müjde olarak veren ekranlar, gazeteler, yıllardan beri, bu para, bu insanlara yeter mi, demediler, diyemediler.

Emeklinin hali perişan diye yazamadıkları gibi, zam müjdeleriyle doldurdular ekranları ve gazete manşetlerini.

O yetmedi, emeklinin acıklı halinden kapak kaldırmamak için de, üç kuruş zammı müjde davullarıyla ayyuka çıkarmak için yarışmaya devam ediyorlar!

Yapılan zamlarla emekli rahat edecek, diyebiliyorlar mı?

Ne gezer!

Boynu daha da eğilecek emeklinin.

Ömründe borç bilmemişti, haciz yüzü görmemişti.  Hükümetlerimiz ve iktidarlarımız bizi görmez mi, halimizi bilmez mi diye sormaya devam ediyor emekli…

Halinizi-ahvalinizi gördük dediler, göreceğiz dediler, görmek boynumuzun borcu dediler…

Görmediler.

Ne mi oldu?

Vaat yağmurlarıyla yıkandı, vaat diye yakında, gelecekte, seneye, biz emeklimizi unutmadık, unutmamız mümkün değil gibi süslü laflarla avundu durdu emekli…

Kimi maaş kuyruğunda beklerken, düşünürken kara kara, verdi son nefesini…

Kimi eve haciz mi gelecek, alacaklı kapıya mı dayanacak, banka yine mi yok diyecek diye gitti kalpten…

Kimi dalgın, gönül yorgunu, çaresiz bir halde yolda yürürken, kendini bilmez birinin aracıyla çarpması sonucu yığıldı kaldı asfalta…
Sevenleri ruhlarına el Fatiha dediler…

 

*****

Hani, emeklilerimizi ezdirmeyeceğiz, yoksulluğun pençesine düşürmeyeceğiz diyordunuz ya….

Benim emeklim diyordunuz ya…

Laf tatlı, meydan geniş, emeklinin gözü ve kulağı sizlerde!…

Ne kadar zam yaptınız emekliye?

Emekli semt pazarına gidip, gönlüne göre bir şeyler alabilecek mi?

Avrupa emeklileri dünya turları atarken, bizim emekliler oğlunu, kızını ziyarete gidebilecek mi?

Kiracı olan emekliler, rahatlıkla kiralarını verebilecekler mi?

Borçlarını ödeyip, insanların yüzüne bakabilecekler mi?

Son zamların, emekliler üzerinde açtığı yara derin mi, derin.

Emekliler bu yarayı ancak maaşlarına yapılacak seyyanen bir zamla telafi edileceği inancındalar.

Bundan dört yıl kadar önce de, “emeklilerimizin boynunu büktürmeyeceğiz” deniyordu.

Rahmetli Süleyman Demirel, “ Benim emeklim” dediğinde sıcacık, yumuşacık şefkat dolu bir ifade vardı anlatımında.

Şimdi “bizim emeklimiz” babından yaklaşımlar var.

Bizim kavramı, benim kavramını karşılamaktan oldukça uzak. Donuk, hissiz, samimi olmayan bir ifade!

Emeklimiz, “benim emeklim” tavrını , yaklaşımını ve anlayışını bekliyor, manen ve madden!   

> Yeni Meram >Yazarlar > 30 HAZİRAN EMEKLİLER GÜNÜYDÜ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.