Memleket çalışanları büyük bir çoğunlukla sabit gelirliler sınıfına giriyor. Buradan kamuda yada özel sektörde maaşlı çalışanlar yanında geliri fazla değişmeyen kesimi de alabiliriz.
Özel sektörde ve kamuda çalışan personel, emekliler, küçük esnaf tabir ettiğimiz kesim girmektedir. Bu sınıfa tarım ve hayvancılık sektöründe çalışan taşrada ter döken insanlarımızı da alabiliriz. Aslında ekonomik bağlamda da en yüksek tepki, huzursuzluk bu kesimde görülüyor.
Eskilere dönersek asgari ücret civarında çalışan evli çiftler karı koca maaşı ile gül gibi geçinirlerdi. Hatta ebeveynlerinin de yardımı ile kredide kullanarak en azından 3+1 bir ev alabilirlerdi. Ancak günümüzde bırakın ev almayı, ikinci el bir araç almak bile zor bir hale geldi. Hatta gençler evlenmek dahi istemiyorlar. Hele birde ev yoksa iki kişinin geliri ile ev geçindirmek zor geliyor. Z kuşağı da zora pek gelmiyor. Rahat adamlar, relax insanlar. Hayatlarını yaşamak istiyorlar. Kendileri için yaşıyorlar.
Emeklilerin dünyasına girsek. Yıllardır memleketin kalkınmasına emek vermiş, katkı sunmuş, yaşı kemale ermiş Piri Faniler hayatlarından pekte memnun görülmüyorlar. Eski Türkiye'ye göre çok çok yükseklerde seyreden ülkemizde kalkınma ve büyümeyi biraz da memleket insanı üzerine yaymış olsaydık toplum daha bir rahat ederdi. Bir vatandaşımız geçim sıkıntısı çekiyor ise onu ne KAAN, ne HÜRKUŞ, ne FÜZE ne SİLAH SANAYİ çok fazla ilgilendirmiyor. Hatta yapılan genel ve yerel yatırımlar ne kadar rantabl olsa dahi ne gerek vardı, israf der.
Tarım ve Hayvancılıkla uğraşan kesim. Onların derdi daha farklı. Sosyaliteden faydalanmak adına köylü Mehmet ağanın oğlu AVM'lerde kasiyerlik yapmakta. Hem de asgari ücretle. Gariban köylü Mehmet ağada 80 bin TL. aylıkla çoban bulamaz iyi ki Afganlılar var. İnanın onlarda olmasa memlekette tarımda, hayvancılıkta bitecek.
Tarım kesiminin en önemli problemi girdi fiyatlarının astronomik artması. Ukrayna savaşını sanki biz yapıyoruz. Petrol fiyatları üç haneli rakamlara çıkmış. Gübre, fiyatları iki üç katına çıkmış. Bütün bu girdi fiyatlarına rağmen ne hikmetse mısır fiyatları 2 senedir değişmiyor. Ette ve sütte de belli başlı problemler var. Türkiye'nin ilerisinde tehlike çanları çalıyor. Taşrada tarım ve hayvancılık yapan nüfus şehirlere dönüyor. Yaşlı nüfus emaneti teslim ettikten sonra köylerde tarım ve hayvancılığı kim yapacak bilmiyoruz.
Memlekette rahmetli Ecevit gününde fırlatılan yazar kasa ile gündeme gelen Küçük esnaf. Başkaları gibi kendini kamuya atmamış yada atamamış küçük esnaf zorluklar içerisinde. Afaki artan dükkan kiraları, çalışanların sigortası, işyerinde farklı ve çeşit çeşit vergiler!
Hakikaten ayakta duruyorlar ancak sanal alışverişle mi mücadele etsinler, biriken dükkan kiralarını mı ödesinler. Rabbim kolaylıklar versin.
Devlet kalkınma hızlarındaki ivme ile savunma sanayimizdeki üretim ile dünyada çok önemli ve değerli ivmeler yakaladı.
Siyaseten 2027 kasımında yada 2028'in ikinci çeyreğinde yapılabilecek bir SEÇİM YENİLEME çalışmasına girmeden önce ekonomik bağlamda tüm kesimlerin rahatlatılması elzemdir. Nasıl yapılır? Onu işin ehline bırakmakta fayda var.
Evine helâl lokma götürmek için mesai saati gözetmeksizin, tatil yapmadan çalışan esnafımız var. Memleketin yücelmesinde çok çalışmış, şükrünü koyulaşmış ağzı dualı emeklilerimiz var. Asgari ücretin yükselmesini ve alım gücünün artmasını bekleyen sabit gelirliler var. Karnımızı doyuran çiftçiler ve hayvancılık yapanlar var.
Zaten asıl olan toplumun memnuniyeti değil mi? Dua almak iyidir.