Hüseyin Toptaş

'Fare Çuvalı Teorisi' ve Müslümanlar

Hüseyin Toptaş

İslam dünyasının içinde bulunduğu perişanlık, mensubu olduğumuz dinin kendisinden değil; o dini yanlış anlayan ve yanlış yaşayan mensuplarından kaynaklanmaktadır.

“Fare Çuvalı Teorisi”

Mısır’ın bir köyünde tarım mühendisi olarak çalışan bir adam, Kahire’ye gitmek üzere trene biner. Yanına köyün yaşlı çiftçilerinden biri oturur. Mühendis, çiftçinin ayaklarının arasında bir çuval olduğunu fark eder. Yol boyunca çiftçi, her çeyrek saatte bir çuvalı çevirip içindekileri karıştırır, sonra tekrar yerine koyar. Bu durum sürekli tekrar eder.

Meraklanan mühendis sorar:
“Bu çuvalda ne var?”

Çiftçi cevap verir:
“Fare ve sıçanları yakalayıp Kahire’deki araştırma merkezine satıyorum.”

Mühendis tekrar sorar:
“Peki neden çuvalı sürekli sallıyorsun?”

Çiftçi şöyle der:
“Eğer çuvalı uzun süre sallamazsam, fareler sakinleşir, yerleşir ve çuvalı kemirip delmeye başlarlar. Ama onları sürekli tedirgin edersem, birbirleriyle uğraşırlar ve çuvalı unuturlar.”

Bu cevap, mühendisi derin düşüncelere sevk eder.

Bugün İslam dünyasına baktığımızda, bu hikâyenin ne kadar tanıdık olduğunu görmek zor değildir. Ne zaman huzur ve istikrar ortamı oluşsa, içerden ya da dışardan birileri “çuvalı sallamakta”; fitneler körüklenmekte, çatışmalar çıkarılmakta ve toplumlar birbirine düşürülmektedir.

Böylece Müslümanlar, asıl sorunlarını ve kurtuluş yollarını unutmakta; enerjilerini birbirleriyle mücadelede tüketmektedirler.

Asıl Tehlike: Parçalanmışlık

Müslümanlar arasında kin ve nefret tohumlarının ekilmesi, birlik ve beraberlik içinde yaşamalarının engellenmesi tesadüf değildir. Bu durum, planlı ve sistemli bir çabanın sonucudur.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir gerçek vardır:
Dış müdahaleler kadar, iç zaaflarımız da bu süreci beslemektedir.

Vahiyden uzaklaşıldığında, nebevi yöntem terk edildiğinde ve beşeri hevesler ölçü alındığında; yöneticiler menfaat uğruna değerlerini feda edebilmekte, toplumlar ise kolayca yönlendirilebilmektedir.

Kardeşlik hukukunun zedelenmesi, ihtilafların derinleşmesi ve güç kaybı kaçınılmaz hâle gelmektedir.

İlahi Uyarı

Rabbimiz bu tehlikeye karşı bizleri açıkça uyarmaktadır:

“Ey iman edenler! (savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfâl,8/ 45-46)

Sonuç ve Çağrı

Bugün yapılması gereken; “çuvalın içinde birbirimizle mücadele etmek” değil, çuvalı fark etmek ve ondan kurtulmanın yollarını aramaktır.

Bunun yolu ise açıktır:
Vahye yeniden sarılmak, nebevi yöntemi esas almak ve kardeşlik bilincini yeniden inşa etmek.

Aksi hâlde başkalarının salladığı çuvallarda, birbirini tüketen topluluklar olmaya devam ederiz.

Yazarın Diğer Yazıları