Adem Esen

Oğlun-kızın iyi neylesin malı, kötü neylesin malı

Adem Esen

Yaşlı bir amca, hayatının zor günlerinde gelecek nesilleri olan çocukları, torunları için çalışarak bir miktar servet yığmıştı. İleri yaşında eşi kendinden önce öldüğünde yalnız kaldı; çocukları da ona göre, yeterince kendisiyle ilgilenmiyordu. O da kendisine yeni bir eş aramakla bir süre geçirdi. Hayatının sonuna doğru biraz harcamaya başlayınca sözü “köpeklere mi mal bırakacağım” olmuştu. Bir başkası da torunlara mal bırakmak anlamında “eniklerine” de…

İnsanın ve ailenin ihtiyaçları başta yaş olmak üzere pek çok faktöre göre değişir. Genç iken ihtiyaçlar ile orta ve ileri yaşlardaki ihtiyaçlar farklıdır. Bir de insanın bakmakla yükümlü olduğu engelliler, çocuklar ve işsizler var.

İnsan bin bir güçlükle, zorluklarla oturacağı evi yaptırıyor. Esnaf gece gündüz, bayram, tatil demeden çalışıp işerini kuruyor, sürdürüyor. Bunları yaparken bazen kıt kanaat bir geçime razı olunuyor.

Kişinin kendisi ve ailesinin ihtiyaçları için mal biriktirmesini anlatırken Tarikat-ı Muhammediye Tekmile’sinde şöyle denilir: mal sahibi olmanın sebeplerinden birisi çocuklar ve akrabalardır. İnsan sevdiği ve kazandığı malı onlara miras bırakmak niyetiyle biriktirir. Bu ise cehalettir. Çünkü insan düşünmelidir ki Allah Teala hazretleri onu yarattığında rızkını dahi onunla yaratmıştır. Ve doğmazdan nice yıl evvel takdir eylemiştir. Hûd Suresi'nin 6. ayetinde "Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın" buyurulduğu gibi eğer çocuklar salih kişiler ise, "Şüphesiz benim velim (dostum ve koruyucum), Kitab'ı indiren Allah'tır. O, salih kullarını korur ve gözetir" (A'râf Suresi 196) muktezasınca Allah Teala hazretleri onların mühimmatın kendi tevfikiyle kayırır ve eğer fasıklardan olursa onun malının imdadıyla masiyete fevt bulurlar. Bunun için eğer babalarının ilmi veya zannı var ise vebali baaya raci olur imdi evlad için hırs ve cimrilik etmek gayet cehil ve ahmaklıktır. Kınalızade Ahlak-ı Alaiye’de der ki “Nice kimseye baba (peder) ve maderden (anne) bir habbe miras intikal eylemez yine Allah Tealanın fazlından o kadar mala malik olur ki aba (babaları) ve ecdadı  (dedeleri) onu görmemişler onda ve nice kimseye pederinden bihisab emval olup intikal eder ez zamanda ol malı telef edip kut-ı yevmiyesi ekall-i kalil ve kendi fakir ve zelil olur. Pes varis için hazine biriktirmek darlık hayal-ı batıl ve evladını mala ısmarlayan ahmak ve cahildir.”

Peygamberimiz malının tümünü bağışlamak isteyene (vasiyet edene), çocuklarını da düşünmesini söylerek üçte birine izin vermiştir. Böylece çocuklara mal bırakmak tavsiye edilmiştir. Ancak kazanılan mal helal yollarla olmalıdır, varislere mal bırakacağım diyerek kişinin toplumsal görevlerini ihmal etmesi, malını mülkünü toplumdan kıskanması doğru değildir. Böyle toplumsal görevlerini ihmal ederek varislerine mal bırakanların çoğunlukla kendilerinden sonrası için kavgalara sebep olduğunu görülmektedir.

Yani anlaşılan, çocukları geleceğe hazırlamak yerine onlar için mal biriktirmek akıllıca bir iş değildir. Bilakis onları iyi yetiştirmek, geleceğe hazırlaka gerekir. Geleceğe hazırlamak onlara mal biriktirmekle olamaz. Bunnu için vasiyetname hazırlamak tavsiye edilir. Ancak büyükler ölmeden önce mal taksimine de hoş bakmazlar; bunun örnekleri vardır.

Şirketlerin kurucularından sonra ciddi anlaşmazlıklara maruz kaldıkları da çokça bilinmektedir. Bunun için bazı şirketler aile anayasaları hazırlamaktadır. Ancak bunların ne kadar tutarlı oldukları da tartışılır. Belki vakıf kurmak en iyi ve kalıcı çözümlerden birisidir.

Babalar ve anneler öldüğünde mallar paylaşılıyor, daha doğrusu paylaşılamıyor. Toplumumuzda kardeşler, mirasçılar arasında büyük sorunların sebebi kalan mirasın paylaşılma(ma)sıdır. Bu alanda mezvzuat, kanun ve toplumun, çevrenin ve ailenin teamülleri var. Ama bunlara rağmen mahkemelere intikal eden davalar çok fazladır. Mirasçılar arasında başta kardeşler ve akrabalar olmak üzere ilişkiler bozulmakta, tartışmalar, çatışmalar artmakta ve üretim düşmektedir. Toplumda eskisi kadar aksakallılara rağbet olmadığından ailenin, toplumun büyüklerinin artık sözü yeterince geçmediğinden konu mahkemelere intal etmekte, arabulucular çoğunlukla tatmin edilememekte, kaygılar azalmamakta, mal kaçırmalar artmakta vesaire…

Aslında bu konuda üniversitelerimizde lisans üstü tezleri de yapılmamış; oysa başta sosyoloji, iktisat ve hukukun konusu olan bu konunun da incelenmesi gerekiyor. Milli gelirin artması da bu konudaki sorunların çözümüne bağlıdır. Miras yüzünden büyük tarım arazileri işletil(e)miyor; oysa Osmanlı arazi sistemi ve bunun kodifiye edilmiş hali olan 1858 Kanunname’si bu alanı epeyce kapsamlı düzenlemiştir.

Büyük hayallerle ataların meydana getirdiği varlıklar bir kaç nesilde kavga sebebi olabiliyor. Bu sebeple servet biriktirmenin ölçülü tutulması, belki bazı hayır sahipleri gibi mal ve mülkün bir kısmını sağlığında hayır için ayırmak daha akıllı bir iştir, umulur ki sadaka-ı cariye olur…

Anadolu’da bir söz var: Oğlun, kızın iyi neylesin malı, kötü neylesin malı… İyi yetişmiş, güzel ahlaklı çocuk rızkını kazanır, hatta ana-babasından bir miras kalmasına bile ihtiyaç hissetmez. Kötü ahlaklı, malının kıymetini bilmeyen, gözü çalışmada olmayana miras kalsa da kısa bir süre sonra uçar gider.

Yazarın Diğer Yazıları