Adem Esen

İdarenin İzlenmesi ve Denetimi: Yeni Doğan Çetesinin Hatırlattıkları

Adem Esen

İki yıl kadar önce ülkemiz gündemini işgal eden Yeni Doğan Çetesi haberleri ilk günlerde televizyonlarda, sosyal medyada, gazetelerde epey yer işgal ederken bir anda bıçak gibi kesildi. O günlerin psikolojisinde derin etkiler meydana getiren, neden sonuca gidilemiyor denilen sorunun aslına inmek yerine herhalde yüzeysel tartışıldı, şimdi yargılama devam ettiği anlaşılıyor, konumuz dava değildir. Davadan ayrı olarak idari mekanizmada alınan tedbirlerin daha önemli olduğu kanısındayız. O günlerde kamu idaresi bakımından dikkatimizi çeken konuları taslak halinde şöyle not almıştık:

Uzun bir süreden beri bebeklerin yoğun bakımda tedavi ile ilgili haberler gündemi meşgul etmektedir. Konunun adli ve sağlıkla ilgili konuları zamanla ortaya çıkacaktır, ancak burada dikkatimizi birkaç hususta çekiyor.

Böyle önemli grup halinde yapılan olaylar daha doğrusu kanunsuzluklar nasıl oluyor da uzun süre görmezden gelinebiliyor? Bu sorun kurumların iç ve dış denetimlerinin yeniden düzenlenmesini gerektiriyor çünkü münferit olayların ortaya çıkarılması nispeten zordur ve zaman alabilir, gizlenmeleri mümkün olabiliyor ancak ekiplerin üstelik farklı kurumlarda yapmış oldukları kanunsuzluklar veya suçlar teftiş kurullarının muhtemelen yeterince çalışmadığı zaman daha çok yaygınlaşıyor ya da mızrak çuvala sığmadığında artık kimse durumu gizleyemez hale geliyor.

Her nedense Türkiye normal olmayan doğum metodu olan sezeryanda dünyanın en önde gelen birkaç ülkesinden biridir. Kendisi kadın doğum profesörü olan bir arkadaşımız doğum konusunun esas olarak ebeye ait olduğunu söyledi. Ona göre eğer ebeler hizmetlerini yeterince yapabilirlerse sezeryan oranları yüzde onlara, on beşlere düşecek. Halbuki sağlık kurumlarında ebeler kendi işlerinden ziyade yardımcı sağlık hizmetleri ile meşguller. Acaba geçen süre içinde sezeryan oranlarını Bakanlık düşürebildi mi? Bunun raporu kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Bu olay ortaya atıldığı gün sekiz kadar hastane tüm branşlarda hemen hizmete kapatılıyor. Bu da ayrı bir araştırma ve inceleme konusudur. Zira sorun bir alanda ortaya çıkıyor ama bu alan yanında bütün bir hastane sağlık personeli bu hastaneden faydalanan hastalar hastanenin kapatılmasından etkileniyorlar. Bu husus ayrıca suçun şahsiliği ilkesiyle de ilişkilendirilmelidir.

Bu konuda ilgi çeken bir başka husus meslek odalarının hiçbir sorumluluk ya da görev almama tavırlarıdır.

Yönetim yani idare süreci ile bunun hukukunu ayrı ayrı değerlendirmek lazım çünkü idare personel temininden onların çalıştırmalarının değerlendirilmesine kadar pek çok süreci içine alır. Bundan dolayı konunun iktisadi, mali, sosyal, psikolojik, kültürel ve ahlaki yönleri ihmal edilemez.

Soruşturmaların eskiden beri devam edip olayların eksilmeyip artması da ayrı bir dikkat konusudur.

Hastanede göz ameliyatı yapılmış gibi gösterilmiş, mesela 3000 kişiye 20 bin liradan ameliyat gösterilmiş ve devlete fatura edilmiş; Erkeklere üç defa doğum yaptırılmış iddiaları da çıktı.

Kimlik bilgilerinin paylaşılması, kimlik numaraları ele geçirilip devletten devamlı para alınmasına ne denilmelidir?

Özel sektör sağlık izinlerindeki sorunlar ne durumdadır?

Bununla birlikte idare yapımız hakkında birkaç nokta belirtilebiliriz. Ülkemizde hastaneler dahil belirli mesleklerin hakim olduğu kurumlara yönetici atanırken genellikle mesleklerinde başarılı olanlar veya dışarıdan farklı faktörlerle aynı meslekten üst yönetici atanmaktadır. Dolayısıyla bu kurumlar yönetim konusunda çoğunlukla tecrübesi olmayanların ellerine kalmaktadır. Bunun için kamu yöneticiliğin de profesyonellik gerektirdiği bilinciyle yönetim şekli gözden geçirilmelidir. Yine kurumların kendi içlerinden denetim gerekir, ama bundan daha önemlisi Sayıştay’ın mali denetimleri ile bir üst makamın (ilgili Bakanlığın) dış denetimi rutin hale getirilmeli, denetimlerin sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Hesap verilmediğinde kamuoyu böyle bir kanaate varırsa yapanın yanına kâr mantığı sonrakilere de kötü örnek olmaktadır. Stratejik planlamanın önemli bir unsuru olan izleme ve değerlendirme bireysel ve toplumsal düzeylerde ülkemizde yeterince karşılık bulmamaktadır. Oysa feedback olmadan sorunlar yumak halinde devam eder. Üstelik hukuki problemlere bir de ahlak eksikliği eklenirse utanmayanların istediklerini yaptıkları bir sahne ortaya çıkar, bu da maddi ve manevi yıkım olur.

Somut davalar hakkında bir şey hukuken söylenemez, zira yargı sürecindedir. Alanımız dışında olan sağlık sektörüyle ilgili konularda ilgili kişiler ve kurumlar açıklama yapmalıdır. Ancak idari süreçler düzeltmeli, geliştirmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları