YAZARLAR

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) 2020 yılının dünyada, şimdiye kadar en sıcak yıl ortalamasında 2016 ve 2019’dan sonra en sıcak 3. yıl olduğunu duyurdu. İnsanoğlu belki de tabiatın dengesiyle oynamanın bedelini ödüyor. Yeni üretilen ve denenen silahlardan bazıları deprem etkisi oluşturmakta. Dünyada dengeleri değiştirerek, bir bakıma ayağımıza sıkıyoruz.

Konya Ovası, Türkiye’nin ve dünyanın önemli tahıl ambarları arasında bir alan. Ovada 2 milyon iki yüz bin hektarlık alanda ekim dikim yapılıyor. Aynı alanda 2.5 milyon ton hububat kaldırılıyor. Konya Ovası’na 7 ayda ilk defa yağış düştü. Özlemini çektiğimiz ve dua ile beklenen yağışlar, umulanın ya da beklenenin çok gerisinde kaldı. Yağışlarımız Seydişehir- Alacabel’de metrekarede 50 mm, Yunak’ta 44, Taşkent’te 30, Cihanbeyli’de 18,2, Altınekin’de 16,1, şehir merkezinde ise 10 mm civarında oldu. Türkiye’nin en az yağış alan bölgesi Karapınar’da yağış miktarı 6 mm oldu. Bu sefer en az yağış alan ilçemiz ise Güneysınır, ilçeye 3.1 mm yağış düştü.

Hepimizin bildiği bir şey var: “Su, hayattır”. Bu konuda hemfikiriz. Ancak dengesiyle oynadığımız, bozmak için elinden geleni yaptığımız dünyada bedel ödemekteyiz. 2019 yılı içerisinde temmuz- aralık ayları arasında toplam 80 mm yağış düşmüş. 2020 yılı içerisinde aynı dönemde 30 kg yağış almış Konya’mız.

Hemşehrilerimiz hatırlar, daha yakın zamanlarda yağan karları. Görev süremiz içerisinde okul bahçelerinden 55-65 cm kalınlığında kar kaldırıldı. Yollarda biriken karlar, iş makineleri marifetiyle günler süren çalışmayla kaldırılırdı.
Peki Konya’da bu kuraklık varken diğer illerde durumlar nasıl? Uludağ’a yağan 10-20 cm kar için mutluluğumuzu haykırıyoruz. Dağ turizmi yapılan birçok yüksek kesimde kar bekleniyor.
Eskiden haber programlarında kar kalınlıkları verilirdi. Bolu- Kartalkaya’da 185, Erzurum Palandöken’de 125, Uludağ’da 105, Kayseri Erciyes’te 80 cm vs. diye… Olmayan karın, kalınlığını da veremiyoruz şimdi. Eski yağışlar Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesi Karadeniz’de dahi yok.
Yağışların bu şekilde gitmesi ve küresel ısınmayla birlikte belleğimizde olan zemheri, karakış, on iki gün arası, tipi, kırk ikindi yağmurları gibi iklim terimlerini unutmasaydık…

Yağmur ve karın kafi miktarda yağmaması, bırakın tarımı, içme suyu temininde bile tehlike çanlarının çalmasına sebep olmakta. İstanbul gibi metropol bir şehirde yüzde 19 civarına düşen barajlardaki su seviyesi hafta sonu kar yağışıyla birlikte yüzde 28, 66’lara çıktı diye sevinmekteyiz. Halbuki bu su seviyeleri İstanbul’a kaç ay yetecek ki? Normalinde bu aylarda su seviyelerinin yüzde 65-70’ler seviyesinde olması lazım. Ankara’da da durum çok farklı değil.

Bir dostum, 8-10 ay önceki korona mücadelesi aşamasında bana bir mesaj atmıştı, kamu spotlarında bahsedilen ellerin en az 20 saniye yıkanmasıyla alakalı. Dedi ki, temizlik şart ancak ileride su sıkıntısı çekmeseydik… Haklı çıktı galiba. İstanbul’da yüzde 28,66, Ankara’da yüzde 20’ler seviyesindeki su, bakalım insanlarımıza ne kadar yetecek.

Konya’ya geldiğimizde… Her yıl yer altından 2 milyar 300 milyon metreküp su çekiyoruz, tarımsal sulamada kullanılmak üzere. Göletler ve barajlar hariç Mavi Tünel’den istediğimiz su gelirse, 410 milyon metreküp su gelmiş  olacak Konya’mıza. Halen suyun tamamı gelebilmiş değil. Gelen su Hotamış Gölü Havzası’na depolanacak. Yer altından çekilen suyun oluşturduğu boşluklardan oluşan obruklar. Tehlikenin farkında değiliz ancak Konya Ovası’nda tam 630 metre çapında obruk oluştu. Yol çöktü, yol…Yolu bir başka alana kaydırdılar. Suyu çekilen kuyular ve çöken arazi…
Büyükşehir Belediyemiz iyi ki zamanında Mavi Tünel’den gelecek suyun 150 milyon metreküpünü aldı. İçme suyumuz Mavi Tünel’den ( büyük bir çoğunluğu) karşılanıyor. En azından yakın vadede bir içme suyu tehlikemiz görünmüyor.
4,5 milyar metreküp kapasiteli Beyşehir Gölü’müzde de aynı Suğla Gölü gibi sular çekilmekte. 130 milyon metreküp kapasiteli Apa Barajı ve 30 milyon metreküp kapasiteli Altınapa Barajı’ndaki durum da farklı değil.
İyi bir tarım politikası lazım. Yağış durumuna göre, hangi bitkiye hangi bölgede teşvik verilecekse ona göre ekim yaptırılmalı.
Bu toprak, su ve diğer değerlerimiz çocuklarımızın bize bir emaneti. Kıymetini bilmemiz lazım. Umarız ülke olarak yağışsız bir periyoda girmeyiz. Ancak önlem almamız mecburi. Suyun tasarruflu kullanılması ve tatlı su kaynaklarının yerleşim birimlerine getirilmesi gerekiyor.
Rabbim, bereketli yağışlar versin. EN ÖNEMLİSİ DE ŞÜKRÜMÜZÜ ARTIRSIN.
Kalın sağlıcakla.

> Yeni Meram >Yazarlar > KURAKLIK KAPIMIZDA
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.