YAZARLAR

COVİD-19 salgını bir gerçeği gözler önüne serdi. Kentlerimiz korona sürecinde ön saflarda yer alıyor ve kıyasıya mücadele ediyor. Peki gelecekte benzer bir küresel krizin yine ön saflarında yer alacak olan kentlerimiz yeni mücadelelere ne kadar hazır?
Özellikle büyük şehir merkezlerinde binlerce insanın ölümüne neden olan COVİD-19’un enfeksiyon haritası, küresel olarak metropoller de dahil olmak üzere tüm şehirleri bulaş ağıyla ördü. Ancak kentlerimiz sadece pandemiyle verilen mücadelenin ön saflarında yer almıyor, aynı zamanda fiziksel formlarından ekonomik ve toplum yapısına kadar bir dizi kalıcı değişiklikler için de mücadele ediyor.
Krizlerden etkilenen kent planları
Kent planları bu zamana kadar her türlü küresel krizden doğrudan etkilendi ve etkilenmeye de devam edecek. Kentlerimizi nasıl planladığımız her dönem kültürel ve teknolojik eğilimlerin yanı sıra büyük krizlerin de yansıması olmuştur. 19. yy daki kolera salgınları, modern kentsel sanitasyon sistemlerinin kullanılmasına neden oldu. Pazar yerlerinin yeniden düzenlenmesini, belirli aralıklarla kentsel hijyeni ve kamusal alanların yeniden planlanmasını zorunlu kıldı. Sanayileşme sırasında Avrupa’da aşırı kalabalık gecekondu bölgelerinde solunum hastalıklarına karşı bir önlem olarak konutlarda ışık ve hava ile ilgili düzenlemeler getirildi. Demiryollarının ulusal kentsel sistemler üzerindeki etkileri, otomobil sektörüne de sıçradı. Otomobilin seri üretimi, geniş kent bölgeleri yaratarak genişleyen banliyölere sorunsuzca akan şehirlere yol açtı. Son yıllarda hızlı bir ivme gösteren dijitalleşme ile birlikte artık kentlerde gezinme ve seyahat etme şekillerimiz değişti. Dijital çağda toplulukların nasıl harekete geçerek kentlerimize yön verebileceğini hepimiz biliyoruz. COVİD-19 salgınıyla birlikte evden çalışma ve uzaktan eğitim normal hale geldi ve artık hayatımızın bir parçası. Bu değişikliklerin yeni kentsel tasarım alanlarına nasıl yansıyacağını görmeye başladık bile.
Kamusal alanlarda yeni düzenlemeler
COVİD-19 sürecinde yoğunluğun en az olduğu yerler kent içi parklardı. Kentlerimizin her zaman kalbinde yer alması gerektiğini savunduğumuz kentsel boşluklar, yeşil alanlar, ormanlar ve parkların ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladık. Avusturyalı tasarım ofisi studio Precht, koronavirüs pandemisi sırasında sosyal mesafeyi korurken insanların açık havada olmasına izin veren yüksek çitlerle bölünmüş labirent benzeri bir “Sosyal Mesafe Parkı” tasarladı. 90 cm genişliğinde çitlerle bölünmüş park, çok sayıda rotadan oluşuyor.
Hollandalı stüdyo Shift Architecture Urbanism, sokak gıda pazarı için insanların koronavirüs pandemisi sırasında birbirleriyle temas etmeden taze ürünler alabilecekleri bir model geliştirdi. Tasarım, herhangi bir mahalle veya şehrin halka açık meydanlarında kolayca kurulabilen, insanların sosyal alışveriş kurallarını uygularken yerel alışveriş yapmasına izin veren 16 kare ızgaralardan oluşuyor.
Kent planlamasına yapılacak daha bütünsel bir yaklaşım, daha iyi toplum sağlığına, daha iyi su yönetimine, daha iyi kaynak yönetimine katkıda bulunacak, iklim tehdidiyle mücadele stratejilerini destekleyecektir. Ayrıca kentsel dokulardaki geniş açık alanlar, kentlerin acil durum hizmetleri ve tahliye protokollerinin uygulanmasına da yardımcı olacaktır.
Gün yüzüne çıkan kent siluetleri
Yerel, ulusal ve uluslararası alanda getirilen seyahat kısıtlamalarının diğer yönüyle hava kirliliği ve karbon emisyonları üzerinde geniş kapsamlı etkileri oldu. Pandemi nedeniyle birçok büyük sanayi işletmesinde üretimin azalması, araç sayısındaki düşüş uzun yıllardır iklim zirvelerinin yapamadığını yaptı. Küresel ısınmanın ve iklim krizinin ancak aşırı üretim ve tüketimlerin kısılmasıyla sağlanabileceği gerçeğinin birçok insanın yaşamını yitirmesine yol açan koronavirüs salgını üzerinden netleşmesi elbette bir talihsizlik. Karbon emisyonlarında yaşanan %25’lik düşüş ve ozon tabakasında küçülen delik, geçici de olsa bizleri sevindirdi, kentlere nefes aldırdı. Örneğin, dünyanın dört bir yanındaki insanlar, araç trafiğinde ve fabrika üretimindeki çarpıcı düşüş nedeniyle on yıllardır olduğundan daha iyi hava soluyor. Hindistan’ın endüstriyel bir kuzey şehri olan Jalandhar’da, insanlar 200 mil uzaklıktaki karlı Himalaya dağlarını görmek için uyandılar, nesiller boyunca görülmeyen bir manzara. Ama unutulmamalıdır ki, korona virüs tehdidi geçici, ama küresel ısınma ve iklim tehdidi kalıcı ve yıllarca gündemimizde olmaya devam edecektir.
Toplu Taşıma Sistemine Alternatifler
Yaşanılan salgın süresince toplu taşıma sistemleri donanım anlamında güçlendi ve kentlerde hijyen filoları, dezenfektan istasyonları kuruldu. Filolar kamusal alanların temizliğinden sorumlu tutulurken, hızlı transit istasyonlarına kurulan dezenfektanlar, toplu taşıma sistemlerinin rutin temizlenmesi için yapılan protokoller kentsel hijyenin önemini bir kez daha vurguladı. Kolombiya’da Bogota gibi bazı kentler, kentin önemli cadde ve sokaklarını haftanın belirli günlerinde araç trafiğine kapatma, sadece bisiklet ve yaya trafiğine açma kararı aldı. Benzer kararlar, toplu taşıma sistemine alternatifler sunarak bisiklet kullanımını tekrar gündeme getirdi. Birçok şehirde geçici bisiklet yolları ve mevcut bisiklet yolu sisteminin revizyonu hükümetler ve yerel yönetimlerce değerlendirme altında. İnsanlar farkında olmadan günlük olarak “araçsız sokak günlerinin” tadını çıkarmaya devam ederken, yürüyüş ve bisikletin de uygun ve hatta tercih edilebilir olduğunu farkettiler. Bogotá, Berlin ve Mexico City gibi şehirler bu faaliyetleri teşvik etmek için yayalaştırma çabalarını genişletti.
Cesur bir vizyon kentleri geleceğe hazırlayabilir
Salgının kentlerimiz üzerindeki etkilerini zamanla daha da belirgin bir şekilde göreceğiz. Kentlerimizle ilgili hayal edilen hedefler ulaşmak sadece değişimle değil, dönüşümsel değişim olarak kentlerimizi nasıl inşa ettiğimiz, yönettiğimiz ve kentlerimizde nasıl yaşadığımıza kadar her şeyi etkileyecektir. Enerjiden konutlara, hareketlilikten sürdürülebilirliğe, ulaşımdan iletişime kadar her şey daha kapsayıcı ve uzun vadeli çözümlerle hayata geçirilebilir. İnsanların kentlerde nelerin mümkün olabileceğini talihsiz bir şekilde anladıkları şu dönemde, kent planlamalarına dair hedeflere ulaşma ve gerçekleştirme çabası gösterecek cesur bir vizyona sahip olmak gerekiyor. Yerel ve ulusal düzeyde acil müdahale ve iyileşme için başarılı bir yerel ve ulusal koordinasyon sağlamak ise kaçınılmaz görünüyor.

> Yeni Meram >Yazarlar > KORONAVİRÜS SONRASI KENTLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.