YAZARLAR

Eğitim ve öğretim kavramları uygulamada iç içe geçmiş kavramlardır. Eğitim, davranış öğretisidir. Kişilik gelişim süreçlerine uygun davranışların görsel metotlarla beyinin ilgili nöron hücre kümelerinden oluşan çekirdeklere kayıt edilmesidir. Ne kadar çok tekrarlanırsa davranışın hafızaya/beyin sinir hücrelerinde kaydı o kadar kalıcı olur. Kişilik gelişimi tamamlandıktan sonra karakter olarak hayatına yön veren davranışlar kümesi içinde yerini alır.
Karakter nedir? Bireyi tanımlayan davranışlar kümesidir. Cimri, cömert, ahlaksız, terbiyeli, görgülü, görgüsüz, insaflı, insafsız, misafirperver… Bütün bu kavramlar davranışlar kümelerini çağrıştırır, aynı zamanda kişiyi tanımlayan karakteri ifade eder. İki karakter tipi vardır:
1-Fenotipik karakterler:
Eğitimle kazanılmış karakterlerdir. Hırsızlığı karakter haline getirmiş aile bireyleri içinde yetişmiş bir çocuk o ortamdan alınarak doğru davranış öğretileri içinde eğitim programına alınsa, erişkin çağa geldiği/hayata atıldığı dönemde yetiştiği ortamın davranış kümelerinden uzak bir karakter kazandığını görürüz. Bunun toplumda binlerce örneği vardır. Aslında askerlik eğitimi de fenotipik karakter kazandırma öğretisidir.
Kişilik gelişim evreleri vardır. Üç altı yaş dönemi davranışların taklit edildiği en etkili kayıt dönemidir. Aile içinde ebeveynlerin ve aile üyelerinin, kreş ve anaokullarındaki eğitmenlerin davranışları, öğretileri kayıt altına alınacaktır. İnsanların en çok direnç gösterdikleri alan, davranışlarıdır. Eğitim sistemimizin fenotipik karakter kazandırma alanında çok yetersiz hatta boş olduğunu düşünüyorum. Yeni kuşak gençlerimizin geçmişte sahip olduğumuz değerlerimizden uzaklaştığını görüyoruz.
Gençlerimiz;
-Akrabayı sevmiyorlar.
-Misafir kabul etmeyi, misafir olmayı istemiyorlar.
-Paylaşmaktan uzak duruyorlar.
-Haya/utanma duygusundan yoksun kalıyorlar.
-Egoistlik/bencillik hakim kişilik olarak tezahür ediyor.
-Millilik kavramının taşıdığı anlamdan uzaklaşarak dünya vatandaşlığı anlayışına kayma eğilimi var.
Daha başka pek çok olumsuz örneklemeler sunulabilir.
Bütün GENÇLERİMİZİ bu kategoride değerlendirmek mümkün değildir. Bunun yanında vatan sevdasıyla yanıp tutuşan, bilimsel çalışmalarıyla göğsümüzü kabartan, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite kuşaklarında binlerce gencimiz vardır. Bu GENÇLERİMİZİ canı yürekten kutluyorum.
Sosyal hayatın her kesit ve kesimini içine alan davranış öğretilerini eğitim programlarımızın müfredatı kapsamına alırsak çok daha iyi yerlerde olacağımız muhakkaktır.
2-Genotipik karakterler:
Kişinin yaratılıştan genlerine yüklenmiş yazılımlardır. Eğitimle değiştirilemezler.
Öğretim nedir?
Bilgi yüklemektir. Çeşitli bilim dallarında -aslında kainatın işleyişinde var olan- ancak karmaşık, iç içe girmiş, fizik, kimya, biyoloji, astronomi, tıp, felsefe, coğrafya, tarih gibi binlerce bilim disiplinlerinin tanzim ve tasnif edilmesidir. Teorik bilginin sahada uygulamaya konması bilginin davranışa dönüşmesidir. Bir bakıma öğrenimin eğitim aşamasına geçişidir.
Buraya kadar eğitim ve öğretim kavramlarının mahiyetlerini açıklamaya çalıştım.
Hangi dersler eğitim-öğretim müfredatımızda yer almalı?
1-Adab-ı muaşeret kuralları dersi
Görgü/edep kuralları aynı zamanda toplumları, milletleri tanımlayan davranışlar kümesidir. Bir bakıma karakterleridir. Bizim millet olarak, tarihi misyonumuzun bize yüklediği adab-ı muaşeretimizin dört temel bileşeni vardır:
a)Saygı:
Irk, renk, dil, din, coğrafi bölge farkı gözetmeksizin her yerde, herkese saygı.
b)Nezaket ve zarafet.
Herkese, her yerde, her zaman.
c)Hilm/yumuşak/öfkesiz olma
Herkese, her yerde, her zaman.
d)Sabır:
Her kapıyı açan anahtardır.
Bu bileşenlerin her biri bir kitap/disiplin halinde müfredatta yer almalıdır. Ayrıca görsel animasyonlarla davranış öğretisi haline getirilmelidir. Bu programlar eğitim-öğretim süreçlerinin her kademesinde pedagojik öğretim kurallarına göre hazırlanmalıdır.
Eğitim ve öğretimde bu programlarımız yer almış olsaydı ne gezinin vandallarını ne de 15 Temmuz’un işgalci katillerini görmezdik.
2-Tutumluluk dersi:
En az sarfla en yüksek verim alma/faydalanmaya tutumluluk denir. Örneğin en az mutfak gideriyle en iyi beslenme. Hayatın bütün kesim ve kesitlerini kapsayan tutumluluk eğitimleri uygulamalı ve pedagojik formasyonda planlanmalıdır. Bu eğitim programının bir bilimsel disiplin içinde verilmemesinin bedelini çok ağır ödüyoruz. Tükettiğimiz ekmeğin üç katını, sebzenin de on iki katını çöpe atıyoruz. Ayrıca israf ettiğimiz suyun, yakıtın, elektriğin haddi hesabı yok.
3-Sağlıklı yaşam dersi:
Hepimizin bildiği bir gerçek var; yaşam sağlıkla değerlidir. Peki sağlığın tanımını toplumun kaçı bilir? %5’i bile değildir.
Sağlık; bireyin bedenen, ruhen ve sosyal olarak iyilik içinde bulunma halidir.
Sağlıklı yaşamın anayasanın beş temel maddesi vardır:
1-Temiz hava
Her bireyin, her toplumun sağlıklı kalmasının ilk adımıdır. Başta kanser olmak üzere çoklu organ hastalıklarının temel nedenidir.
2-Temiz çevre
Bireyler çevresiyle iç içe yaşar. Tüm zararlı kimyasal, biyolojik ve fiziksel etkenlerin barınma alanı çevremizdir.
3-Temiz su
İnsan vücudunun % 70’i sudur. Temiz olmayan su vücudun % 70’ini kirletmiş demektir. Böbrek yetmezliklerinin en büyük nedeni yetersiz su tüketimidir.
4-Dengeli beslenme
Vücudun ihtiyacı olan temel gıdaların yeterli miktarda alınmasıdır.
5-Aşılama, bağışıklama
Doğumdan itibaren tüm aşı programlarının uygulanmasıdır.
6-Sporlu hayat
Her yaşa/çağa uygun spor aktivitelerinin bir disiplin içinde uygulanmasıdır.
7-Sosyal barış
Millet olma şuuru/bilinci kazandıracak programlarıyla; ırk, renk, din ayrımı gözetmeksizin birlikte yaşam eğitimlerinin uygulamalı olarak verilmesidir.
Sağlıklı yaşamın anayasasını oluşturan her maddesi bir kitap halinde hazırlanarak uygulamalı davranış öğretisi haline getirmelidir. Bu uygulamaların sonucunda sağlık harcamalarımızın süratle düştüğünü göreceğiz.
Umarım yetkililerimiz bu gerçekleri görürler; barış içinde, tutumlu, sağlıklı bir millet olarak daha güzel günlere kavuşuruz.
Allah devletimize güç, kuvvet; vatanımıza selamet versin.
Her şey vatan için.

> Yeni Meram >Yazarlar > EĞİTİM MÜFREDATIMIZA ÜÇ YENİ DERS
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.