YAZARLAR

Boynumdan hiç çıkarmadığım bir kolyem vardır ve geçen gün bir arkadaşım bu kolyeyi merak ederek ‘’at nalı’’ şeklinde kolye takıyorsun var mıdır bunun bir anlamı diye sordu. Bende o at nalı değil at nalının uçları yukarı bakar bunun aşağı bakıyor dedim. Düşündü tekrar kolyeye baktı ve o zaman ne bu dedi bende güldüm ve ‘’mıknatıs’’ dedim. Şaşırdı mıknatıs mı? Hadi canım sende diyerek sormaya devam etti ne anlama geliyor peki?
Bugün sizlere de açıklayacağım ve herkesin bilmesini istediğim çok önemli bir konu olan her şeyi kendimize çeken bir mıknatıs olduğumuzdan ve manyetik alanımızdan bahsedeceğim. Hem de öyle bir bahsedeceğim ki evrenin yasalarında çok sık kullanılan mıknatıs tabirine inanmayacaklara bilimsel açıklamasıyla yani kanıtlarıyla sunacağım.
Bilenler bilir yaşlı ninelerimiz dedelerimiz eskiden uçları top şeklinde demir bir manyetik bileklik takarlardı o zamanlarda gazetelerde kupon karşılığı verilmişti. Bu bilekliklerin ağrıyı, stresi azalttığı hastalıkları iyileştirdiği ve pek çok vaatleri bulunuyordu. Şuanda hepsinin hurafe olduğunu söyleyen ve o zamanların modasıydı geldi geçti diye düşünen insanlarında sayısı az değil. Peki, gerçekten bu manyetik bileklikler hurafe miydi tamamıyla insanları kandırmak üzerine mi satılmıştı? Hayır! Gelin manyetik kelimesi nerden geliyor ve ne anlam içeriyor önce ona bakalım.
Mıknatıs manyetik alan üreten bir nesnedir. Manyetik alan ise elektrik alanı, kuvvet alanı ve çekim alanı şeklinde tabir edilir. Çok eski zamanlardan beri bilinen mıknatısın dinsel, büyüsel, tıbbi ve teknolojik pek çok işlevleri vardır. Teknolojik açıdan bakacak olursak bazı bilim adamları eğer mıknatıs bulunmasaydı ilkel hayata devam ediyor olurduk derler. Bilgisayar, telefon, araba, buzdolabı, klima, uzaya gönderilen füzeler veya manyetik rezonans görüntüleme cihazı olan Emar (MR) gibi saymakla bitmeyecek pek çok elektronik aletlerin içerisinde yer alan mıknatıslar manyetik çekimleri sayesinde hayatımızı kolaylaştırıyor. Tıbbi açıdan ise manyetik terapi önceleri alternatif tıpta stresle baş etmek, dolaşımı arttırmak, kasları rahatlatmak ve ağrıları dindirmek, kan akışını hızlandırmak gibi amaçlarla ilk kez 4000 yıl önce Çinliler tarafından kullanılmaya başlamışken günümüzde ise modern tıpta da ortopedi, nöroloji, kardiyoloji gibi alanlarında tedavi için kullanılıyor.
Teknolojik ve tıbbı olarak faydalarından bahsettiğim mıknatıs ve manyetik alanın bugünkü asıl konumuz olan evrenin yasaları ile ilgili ne anlam taşıdığına bakalım. Her maddenin manyetik alanı vardır buna insanoğlu da dahildir ve insan vücudunun ürettiği elektrik vücutta bu manyetik alanı oluşturur. Düşünceler elektrik duygular manyetiktir yani düşüncelerimiz sonucu hissettiğimiz duygular çevremize yaydığımız elektromanyetik alanımızı oluşturur. Yaşamımıza yön veren güç düşüncelerimiz sonucu ortaya çıkan duygularımızdır bu duygular olumlu veya olumsuz olmasına göre yaydığı manyetik alandan çıkan titreşimlerle kişinin kendisinden çıkıp eşdeğer titreşimlerle yine o kişiye geri döner. Buradan çıkaracağımız sonuç bizlerde başlı başımıza kocaman birer mıknatısız ve her durum ile koşulda kendimize benzeyen şeyleri çekiyoruz. Bu öyle bir tabir ki bunu idrak edip hayatınızın merkezine yerleştirdiğimiz anda hayatınız dönüşmeye başlıyor. Dünyanın bizim kendi yansımamız olduğunu, bizi çevreleyen her şeyin bizden çıkıp yine bize geldiğini, nereye gidersek gidelim kiminle tanışırsak tanışalım ne yaşarsak yaşayalım her insanın gözlerinde kendimizi bulacağımızı, neye inanıyorsak onu yaşayacağımızı, neden korkuyorsak onu tadacağımızı, kimi ölümüne eleştirdiysek aynı hareketleri gün gelip bizim yapacağımızı kısaca ‘’ne ekersek onu biçeceğimizi’’ kavramaya başlıyoruz. Çok genel bir tabir kullandım ancak bu tabir hemen hemen bütün dinlerde, felsefede, psikolojide, sosyolojide, mitolojide, fizikte, kişisel gelişim kitaplarında, evrenin yasaları olan çekim yasası, rezonans (titreşim) yasası, karma yasasında bahsedilen ve hepsinin ortak konusu olan bir tabirdir. Bu kadar farklı alanlarda bahsedilen bu ortak tabir ‘’düşündüğümüz şey olmamız, düşündüğümüz şeyi gerçek kılmamız ve kendimize çekmemizdir’’.
Hayatınıza istemediğiniz şeyleri çekiyorsanız demek ki düşüncelerinizden veya duygularınızdan haberdar değilsiniz düşüncelerinizin ve duygularınızın farkında olun. Bolluk, bereket, mutluluk, huzur, sağlık ve başarıdan konuşan ona sahip olur. Fakirlik, hastalık, mutsuzluk, nefret, kıskançlık, kızgınlık, öfke, intikam, stres gibi olumsuz duygular taşıyan besleyen ve bahseden ona sahip olur başka yolu yoktur kendinizi bir mıknatıs gibi düşünmek zorundasınız. Bizi çevreleyen ve yaşadığımız her şey bizden çıkan duygu ve düşüncelerin birer soncudur. Şems-i Tebriz’inin dediği gibi ‘’Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geriye şer yankılanır.”

> Yeni Meram >Yazarlar > DÜNYA SENİN BİR YANSIMAN
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.