YAZARLAR

Bilindiği gibi ülkemiz Dünyanın en etkin deprem kuşaklarının üzerinde yer alıyor. Her ne kadar bu etkiyi çok fazla hissetmemiş olsak ta belirli aralıklarla belirli bölgelerde yaşanan sarsıntılar ülke olarak hepimizin dikkatini bir süre üzerine topluyor ancak daha sonra gündem değiştikçe unutulup gidiyor.

Hafızalardan hiç gitmeyen ve her yıl ağustos ayında tüylerin tekrar diken diken olduğu Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük felaketi olarak gösterilen 17 Ağustos Depremi’nin 20’nci yıldönümünü geride bıraktık. Son olarak ta geçtiğimiz günlerde yaşanan 5.8 büyüklüğündeki Marmara sarsıntısı bir kez daha akılları başlara getiren etki oluşturdu.

Buraya kadar her şey iyi güzel ama benim dikkatimi çeken depremden çok depremle alakalı bilgi kirliliğidir.

Bir sarsıntı oluyor birkaç bina yıkılıyor vatandaş panik ve korku halinde pür dikkat gelecek açıklamaları bekliyor ancak gelin görün ki ortalık bilgi farklılıkları ve kehanetlerle doluyor.
Marmara sarsıntısının ardından görsel ve sosyal medyaya baktığımda her kanalın konukları farklı bilgiler veriyor. Profesöründen tutun, doçentine, uzmanından tutun eğitimcisine kadar sözüne itibar edebileceğimizi düşündüğümüz bilim insanları farklı bilgilerle karşımıza çıkıyor. Ortada net olan bir bilgi var evet nedir bu İstanbul’da çok büyük bir depremin olacağı ve büyük kayıplar yaşanacağı. Bunda herkes hem fikir ancak bunun gelişimi ve tarihleri ile alakalı birbirinden uzak o kadar çok bilgi karışıklılığı var ki sizlerde şahit oluyorsunuzdur.

Burada vatandaş kime nasıl neye göre inanacak?

Deprem öncesi yapılacaklarla edileceklerden önce bilgi kirliliğinin çözüme kavuşması gerekiyor. Bunla alakalı belirlenecek kurum söz sahibi olmalı ve kamuoyu o kurumun bilgilerine itibar etmeli diye düşünüyorum.

Deprem konusunda yapılacak çalıştaylar konferanslar bugün ekranlardaki bilim insanlarından oluşacak kurullar sonrasında tek fikirde toplanıp belirlenen kurum öncülüğünde kamuoyuna açıklanmalıdır. Her önüne gelen çıkıp bu konuda fikrini ekranlardan veya sosyal medyadan paylaşmamalıdır. Bakın bugün İstanbul depremi ile alakalı her ülkeden değişik açıklamalar geliyor. Hele hele kehanetlere hiç girmek istemiyorum. Lütfen bu konuyla alakalı merkezi yönetim bu işin adını koysun. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Deprem Dairesi Başkanlığı’nın aktif olarak duruma el koyması ve yaptırımları olması gerekmektedir. Çünkü bu önemli ve toplumsal bir konudur.

Gelelim 1999 yılından sonraki meseleye; yazımın başındaki bahsimde belirttiğim gibi ülke tarihimizi değiştiren 17 Ağustos depremi sonrası birçok şey yapılacaktı ancak bugün baktığımızda o birçok şey çok az olarak önümüze geliyor.

Mesela edindiğim bilgilere göre üzerinden 20 yıl geçmesine karşın Sakarya’da aralarında kurum binaların da bulunduğu 278 bina hakkında halen işlem yapılmamış ve şehirdeki birçok konutta ise zorunlu doğal afet sigortası yokmuş. Bu gerçekten deprem kadar korkutan acı gerçek halen ders almadığımızın göstergesidir.

Bu sadece Marmara’yla Sakarya’yla gölcükle alakalı bir durum değil yaşadığımız şehir Konya ile de alakalıdır. Önlem almak yapılması gereken hassasiyeti yerine getirmek hepimizin görevidir.
Bakın bu konuda büyük bir tecrübe ve bilgiye sahip olan Japonya her şeyden önce bilgi kirliliğini ortadan kaldırmış ve halk deprem ve tsunami ile alakalı sadece bir kuruma itibar etmiş en doğruyu bilgiye o kurum üzerinden ulaşarak hareket ediyor.

Bunun yanısıra okullarda çocuklara verilen eğitimlerin yanı sıra ailelere yapı ile alakalı yönetmelikler anlatılarak uygulama konusunda birliktelik sağlanıyor.

Her kafadan çıkan seslere kulak verileceğine dünyanın bu güzel örneklerini alıp uygulamamız yapacağımız en doğru faaliyet olacaktır.

Son sözüm de siyasilere olacak. Partisi görevi unvanı her ne olursa olsun lütfen böylesi hassas ve önemli konu üzerinden siyaset yapılmasın. Mahalle kavgası tarzı söylemlerde toplum üzerinde deprem kadar yıkıcı etkisi olan bir durumdur.

> Yeni Meram >Yazarlar > Deprem değil, bilgi depremi korkutuyor
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.