YAZARLAR

Ülkemiz kuruluşundan itibaren önceki tek partili yönetim sistemi 1950 yılından sonrada çok partili demokratik hayata geçmiştir. Parlementer sistemde tarafsız Cumhurbaşkanı, siyasal partiler, tek partili iktidarlar koalisyonlar ve merkezi hükümet sistemi ile şu ana kadar yönetildi. 2017 tarihinde yapılan referandumla birlikte Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçildi. Bu referandumla birlikte partili Cumhurbaşkanı ve ona bağlı olan Bakanlarla hizmet verilmeye devam edilmekte.
Yeni sistemle birlikte sayın Binali Yıldırım’da son Türkiye Cumhuriyeti Başkanı olarak tarihe geçti. 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve millet vekili seçimi ile birlikte Türkiye yeni bir yönetim sistemine geçmiş oldu. Sistemin aksak tarafları da dillendirilmeye başlandı.
Tek cümle ile özetlemek gerekirse parlementer sistemde önce seçim sonra ittifak yada koalisyon, Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde ise önce ittifak sonra seçim yapılıyor.
Geçmiş yıllarda hatırladığımız seçim öncesi tek ittifak 1991 tarihinde yapılan genel seçimler öncesi Milli Selâmet Partisi Milliyetçi Hareket Partisi koalisyonudur. %10 Baraj endişesinden dolayı kurulan bir ittifaktır ve o seçimde %15 oy alınmış ve ittifak seçimden sonra dağılmıştır.
Son Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde ise seçim öncesi Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Cumhur İttifakında Ak Partı, BBP ve MHP varken, Millet İttifakında ise CHP, İyi Parti, HDP, SP ile mücadele verdiler. Baraj probleminden dolayı farklı ittifak partileri bir araya gelerek gerekli yasal düzenlemeler çok hızlı bir şekilde yapıldı ve %10 baraj altında kalan partiler dahi ittifaka girerek milletvekili çıkarma imkânı buldular.
Cumhur İttifakında yer alan Ak Parti, MHP ve BBP bu ittifakın genelde ve yerelde devam edeceğinin vurgusu defalarca yapıldı. Millet ittifakında yer alan CHP, İyi Parti, HDP ve SP İstanbul yerel seçimlerinde beraber hareket ettiler. Aday gösterseler dahi ittifakı desteklediler. Örneğin ilk seçimde 100.000’in üzerinde o alan Saadet Partisi ikinci seçimde 48.000 civarında destek aldı ve Parti Başkanı Temel Karamollaoğlu bey CHP bizim sayemizde Belediye Başkanlığını aldı diyebildi.
Bugün vurgulayacağımız konu şu. Aynı görüşten, milli görüş geleneğinden gelen iki partiden Saadet Partisi millet ittifakında, Yeniden Refah Partisi ise Cumhur ittifakında yer alabiliyor. Yine aynı milliyetçi ve mukaddesatçı görüşten gelen MHP Cumhur İttifakında yer alırken, İyi Parti HDP’nin içinde yer aldığı Millet İttifakında yer alabiliyor.
Demek ki eski değer yargıları eski görüş ve düşünceler bir bir değişmekte. Değişmeyen tek şey olan “değişim” gibi değişecekler.
Bundan sonra yapılacak olan ilk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde olası yeni oluşumlarla birlikte siyasi partilerin kurulacak ittifakların hangisinde yer alacağını hep birlikte göreceğiz.
Amerika’daki başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçiler-Demokratlar olarak seçmen kutuplarını belirlemek durumunda kalıyor. Zaten iki kutuptan iki güçlü aday çıkmakta.
Yüzde 50+1 kuralının uygulanacağı ülkemizde bakalım hangi parti ya da partiler ve görüşler nasıl bir ittifak sergileyecek.

> Yeni Meram >Yazarlar > Demokratik İttifaklar
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.