YAZARLAR

Ligde kalma mücadelesi veren bir takımın sergileyeceği futbolun nasıl olması gerektiğini tartışmaya bile gerek yokken, alması büyük ihtimalken rakibe puan ikram etmesi insanın zoruna gidiyor.
Pandemi süreci boyunca futbolda yaşanan kaosun etkisi tüm takımlara sirayet edince ligdeki hiçbir maç zevkli keyifli bir seyir imkanı sunmuyor, bunu kabul ediyorum.
Ancak maç günü diri olan istekli olan ve hedefine adapte olup mücadelesini sahaya sergileyen takım puan veya puanlarını alıyor.
Ligin ateş hattında tehlikeli virajlarda drift yapan temsilcimiz Konyaspor’da her hafta farklı bir görüntü ile mücadele ediyor. Ama bu mücadelesini son düdüğe kadar taşıyamayınca küme düşmenin soğuk nefesini ensesinde hissediyor ve hissettiriyor.
Pazar günü o muhteşem sahamızda konuk ettiğimiz Sivasspor karşısında 1-0 geride başladığımız maçta 2-1 öne geçmişken 90’da yediğimiz golle adeta çimlere girdik. Beceriksizlik, yeteneksizlik, belki galesizlik ne derseniz deyin hepsini görüp yaşadığımız bir maç oldu.
Burada teknik analize girmiyorum çünkü bu aşamadan sonra tekniğin taktiğin değil istek arzu ve mücadelenin ön plana çıktığı maçlardayız.
Devre arasında başlayan hatalar silsilesinden tutun günümüze kadar süregelen yetersizlik sendromuna kadar birçok konu irdelenmesi gerekiyor ama gün o gün değil, gün takımın ligde kalma günü.
Bir takım mağlup olabilir, bir takım berabere de kalabilir. Ve takım 90+5’de gol de yiyebilir. Bunların hepsi futbolun içinde olan şeyler ancak siz ateş hattındaysanız ve kalan maçlarınızda bugünkünden daha zorlu maçlar ise o zaman sizin 90’da gol yeme lüksünüz olamaz.
90 dakika getirdiğiniz bir maçı o dakikada rakibe sunmak saha içinde sizleri ettiğinden çok saha dışında bu takımın sevgisi başarısı ve başarısızlığı ile yatıp kalkan yeşil-beyaz sevdalılarını kahrediyor.
Şimdi burada maç içinde yanlış değişlik kararlarını veren teknik patronu mu söyleyeyim, yoksa sezon boyunca ismini hep eleştiri tahtasına yazdırma başarısı gösteren Riad Bajic’in son vuruştaki beceriksizliğini mi söyleyeyim. Ya da şöylesi kader niteliği taşıyan karşılaşmanın 2-2’lik skorunun hemen akabinde uzatmalarda yakaladığı hayati fırsatı değerlendiremeyen Jens Jonsson’un basiretsizliğini mi?
Nereden bakarsak bakalım Sivasspor’a altın tepside puan ikram ettik. Hem de bize can gibi ihtiyaçken yapıldı bu cömertlik. Şimdi önümüzdeki Beşiktaş, Rize, Gaziantep, Başakşehir, Trabzon ve Alanya maçlarında da bakalım nasıl cömertlik yapacağız. Bu maçların deplasmanı iç sahasının bir önemi yok artık. Tek önemli olanı ortada bulunan 18 puanın ne kadarının alınıp alınmayacağı.
Bu arada haftayı karlı kapatan rakiplerimizin durumu oynayacağı maçlar kazanacakları kaybedecekleri de bu aşamadan sonra hiç ama hiç önemli değil artık, çünkü öncelikle kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekiyor.
Sivasspor beraberliği kalan 6 maç öncesi inşallah yeşil-beyazlı oyuncuların akıllarını başlarına almalarını sağlar ve şu yetersizliklerini yeterli hale getirmelerine vesile olur.
Aksi takdirde beceriksizliğin faturası ağır olur ve o muhteşem stadımızda 1. Lig maçlarını izlemek zorunda kalır, efsane zaferlere ev sahipliği yapmış dev yatırımın heba olmasına şahitlik ederiz.
Kalın sağlıcakla…

> Yeni Meram >Yazarlar > Beceriksizliğin faturası ağır olur…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.