YAZARLAR

Bazı insanlar vardır tarihe bizzat tanıklık ederler…
Bazı insanlar vardır ettikleri bu tanıklık, hayatlarında izler bırakır…

Tarihe yakından tanık olmuş bir kişiydi benim için rahmetli dedem. Cumhuriyet tarihinin geçmişine kadar uzanan, askerlik, aktif siyasi hayatıyla ailemizin ulu çınarıydı. 1911 yılında Konya’nın Bozkır ilçesinde doğmuştu. Osmanlı Devleti vatandaşıydı. Gözlerinin renkli olmasından dolayı “Gök Ali” lakabı takılmıştı. Askerlik vazifesinde teskere bırakmış ve orduda komuta kademesine yükselmişti. Cumhuriyetin genç dönemlerinde köylerde yaşanan, bizlere yakışmayan zulümleri görmüş, evlerinde, bahçelerinde kutsal kitabımızı okumaya çalışan köy ahalisinin gözlerindeki korkuya birebir tanıklık etmişti. Dedim ya tarihe tanıklık etmek bazen yüreklerde derin izler bırakır. Bir ahır düşünün üstünün açık olduğunu, içeride herhangi bir lamba ya da gaz lambasının olmadığını ve o dönemde yaşayan insanların dikkat çekmesin, jandarma ışığı görüp teftişe gelip okunan Kur’an-ı Kerimleri toplamasın diye insanlar gök yüzünden gelen doğal ışıkla okumaya çalıştığını hayal edin. Şüphesiz Anadolu insanın çektiği çileler hiç bitmemişti. Yılların savaşları, yoksullukları yerini birçok zorlamaya bırakmıştı. Gök yüzünden gelen ışıklar bir yana, o dönem çakı gibi bir asker olan Gök Alinin gözlerinde üzüntü olarak doğacaktı. Nitekim kısa bir süre sonra, hayat ortağı, eşinin başının kapalı olmasından dolayı ordudan tasfiye edilecekti. Gel zaman git zaman derken Çumra ilçesine taşınan Gök Ali kısa süre sonra Demokrat Partinin Çumra Belediye Başkan adayı olacak ve 1957 yılında başkanlığı kazanacaktı. Belediye reisi olarak bölgeye hizmetler sırasıyla başlayacaktı. Her şey güzel gidiyordu. 1960 yılına girildiğinde ülkede bir ihtilal yaşanacak ve mevcut görevdeki tüm seçilmişler, kendilerini Cumhuriyetin bekçisi olarak adlandıran darbeciler tarafından görevlerinden el çektirilecek, haklarında akla mantığa sığmayan suçlamalarla yargılanacaktı.
Darbenin ertesi günü, bir gün önce el pençe divan duran şak şakçılar, mevcut tablo değiştiğinde birden yaralı aslana saldıran çakallar, sırtlanlar gibi saldırıya geçecekti. Rahmetli çok derdi, bir kez düşmeye gör diyerek. İnsan bir kere düşünce, selam veren, yüzüne tebessüm eden herkes birden saflarını değiştirir derdi. Birçok maddeden, aslı olmayan hurafe ithamlarla dönemin darbeci yüzbaşısı tarafından rencide edilmeye çalışılmıştı. Nitekim herhangi bir ceza almadan alnının akıyla haklı davasından dimdik bir şekilde sıyrılmıştı. Yaşama sevinci, ülkesine karşı muhabbeti ve hakkaniyet kavramına olan bağlılığı bizlere hep ışık olmuştu. Büyük annem ile yaşadıkları, atlattıkları badireleri, dile getirsek uzun uzadıya yazı dizisi olur. Son dönemlerini görmüş bir torunu olarak ne kadar ailenin büyük abilerinden şanssızda olsam hatıralarını buraya az da yazma fırsatı geçtiğim ve onun hatıralarını ölümsüzleştirdiğim için kendimi yine de şanslı hissediyorum. Yaşadığı kazalar, geçirdiği felçler bir yana gök gözlerinde kalan tarihi yaşanmışlıklar, bizlere büyük bir yol açtı.
2004 yılının Aralık ayında gözlerini kapatıp bu fani dünyadan, ebedi yaşam alanına yolcu ettik… Geçirdiği hastalıklardan dolayı uzun yıllar anne ve babalarının bakımlarıyla yakından ilgilenen, hayatlarını onlara adayan çocuklarına bu ahir zaman da yaptıkları fedakarlıklar için sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Gök Ali, geriye köklü bir aile ve hatıralarını bıraktı. Ailemizin büyük çınarını, saygı ve rahmetle anıyorum…

> Yeni Meram >Yazarlar > 1960 Darbesi ve Gök Ali
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.