Adem Esen

İslam'da Türk, Arap vb. Ayrımı Olmaz: Al-Ahram Makalesine Cevap

Adem Esen

Mısır merkezli al-Ahram gazetesinde, Pazartesi, 18 Rebiü'l-Evvel 1448 Hicri / 31 Ağustos 2026, Yıl 151, Sayı 51037 aşağıdaki yazı yayınlandı. Faruk Gouda ([email protected]) adlı yazarın “Arap ve Türk İslamı Arasında Batı” adlı makalesi şöyle (https://gate.ahram.org.eg/Daily/News/1028000.aspx):

“Batı ile İslam arasındaki ilişki hakkında eski bir sorum var. Mesajın doğduğu yerin Arap olmasına, Peygamber’in (s.a.v.) Arap olmasına ve Kur’an-ı Kerim’in Arapça olarak indirilmiş olmasına rağmen, Batı'nın Türk İslamına Arap İslamından tamamen farklı bir şekilde yaklaştığını düşünüyorum. Yine de Batı, Türkleri Araplardan daha çok önemsiyor. Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye'nin Avrupa ülkelerini fethetmesinden, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethiyle doruğa ulaşmasından mı kaynaklanıyor, yoksa Osmanlı ordusu Batı için acı hatıralar mı bıraktı?

Medasreklam

Batı ile Türkiye arasındaki ilişkinin kendine özgü koşulları vardır. Bazı Türkler Avrupa kökenlidir. Türkiye'nin bir kısmı Avrupa'da yer almaktadır ve ayrıca Türkiye'nin Batı ile tarihi bağları, savaşları ve çatışmaları vardır. Batı bunu çok ciddiye almaktadır. Türkiye şu anda silah üretimi de dahil olmak üzere her alanda önde gelen bir ülke olarak kabul edilmektedir. Bu ilerlemeye rağmen, Türkiye İslam öğretilerine derinden bağlı kalmaktadır. Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dostluğundan bahsetmekte ve Suriye'deki savaşında İsrail'e karşı tavır almaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en son açıklamalarından biri, Türkiye'nin ezanı, Kur'an'ı ve Peygamber Muhammed'i (s.a.v.) unutması durumunda hiçbir şeyinin kalmayacağı yönündeydi.

Öte yandan, Arap dünyasındaki bölünmeler, her konuda Batı'ya bağımlılığı, başta petrol olmak üzere özellikle geniş kaynakları ve birçok İslami ilke ve prensipten vazgeçmesi nedeniyle onu hedef haline getirmiştir. Bütün bunlar, Türk İslamı ile Arap İslamı arasındaki uçurumu genişletmiştir. Batı kendi çıkarlarını gözetse de, Türklerle olan ilişkileri daha iyi görünmektedir ve Arap dünyası İslam'ın asıl vatanı olmasına rağmen Türk İslamı daha az katıdır.

İlişkilerdeki tüm değişikliklere rağmen Avrupa hâlâ Türklerden korkuyor, ancak tarih bazen günümüze iz bırakıyor.”

Yazar başlığında açıkça Türklerin Müslümanlığı ile Arapların Müslümanlığı arasında ayrım yapıyor. Biz de şu hususları belirtiyoruz ve kendisine (Arapça) iletiyoruz:

-Avrupalılar Türkleri Müslüman olarak tanırlar. Oysa Türk oldukları halde Ortodoks Hristiyan olan Türkler de vardır. Balkanlar’da aileler çocuklarına Türk’ün şartlarını şöyle öğretirlerdi. Türk’ün şartı beştir. Bunlar; Kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve zekat vermek. Görüldüğü gibi bunlar aslında İslam’ın şartlarıdır. Türklükle Müslümanlık et ile kemik gibi birbiriyle kaynaşmıştır.

-Türklerin, Arapların, Boşnakların, Farsların veya diğer ulusların Müslümünanlığını ayrı ayrı olduğu doğru değildir. Çünkü Müslümanlık birdir. İslam’ın iki kaynağı Kur’anı Kerim ve Sünnet-i Nebidir. Yaşam biçiminin örflere ve zamana göre değişmesi insanın doğasında vardır. Araplarla Türklerin inanç esasları farklı mıdır? Zira farklılık oluşturan inanç esaslarıdır. Türkler genel olarak, Arapların da büyük bir kısmı ehl-i sünnettir. Şia’nın Avrupa ile sınır ilişkisi olmamıştır. Müslüman Türkler Avrupa’ya Kur’an-ı Kerim ve Hadislerle gittiler, Endelüslü Arap Müslümanlar gibi… Fethettikleri ülkelerdeki inançlara ve ırklara saygılı oldular.

-Türklerden önce Avrupalılarla Arap Müslümanlar Endülüs’te, Suriye’de, Anadolu ‘da vs. muhatap olmuştur. Türkler daha çok Osmanlılar olarak sonraki yüzyıllarda Avrupalılarla muhatap olmuştur. Akdeniz’de, Balkanlar’da 4-5 asır Pax-Ottoman denilen barış çağı sürmüştür.

-Osmanlı Devleti’nde Müslüman nüfus içinde en fazla olan Araplardı, Türkler sonra gelirdi. Bu sebeple Osmanlı Devleti aynı zamanda Arapların devletiydi. Hatta Müslüman olmayanların da devletiydi. Bu özellik Osmanlı Devleti’nin en önemli yönüdür.

-Osmanlı döneminde Araplar bütünlük içinde yaşadılar. Osmanlı’dan sonra Araplar bir birlik içinde olamamıştır. Günümüzde pek çok Arap devleti vardır. Osmanlı Devleti varken Arapların yaşadığı bölgeler barış içindeydi. Unutulmasın ki İsrail Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra kurulmuştur. Arap coğrafyasında ırkçılık yükselmiş, ama aralarındaki çatışmalar hiç bitmemiştir.

-Osmanlı Devleti adaleti esas almıştır. Irkçı ülkeler, devletler Osmanlı’yı eleştirebilirler. Ancak Osmanlı arşivleri herkese açıktır. Bu durum Türklerin özgüvenini gösterir.

-Türkler Haçlı seferlerine karşı koyarak İslam dünyasını, Arapları korumuş; yüzyıllarca da pek çok Arap bölgesini sömürgeciliğe karşı korumuşlardır. Günümüzdeki durum için Müslüman ülkelerin silahlarını hangi ülkelerden aldığına ve hangi ülkelerin askerlerini çağırdığına bakmak yeterlidir.

- Avrupalıların Türklerden korkmaları Türklerin haksızlık yapmalarından mı kaynaklanıyor yoksa asker-millet Türklerin özgürlükleri, ırkdaşlarının ve dindaşlarının haklarını savundukları, İslam dünyasında sanayileşme ve bilimsel gelişmede gayret ettikleri için midir?

-Osmanlı’nın nüfusunun ve topraklarının önemli bir kısmı Avrupa’da idi. Türkiye’nin de önemli bir toprak parçası Avrupa kıtasındadır. Balkan ülkelerinde ve Avrupa’nın aşağı yukarı her ülkesinde Müslüman Türk nüfus vardır.

-Türkiye İslam ülkeleri içinde Avrupa kurumlarıyla en çok irtibatı olan bir ülkedir; NATO üyesidir, en güçlü orduya sahiptir. Avrupa Konseyinin kurucu üyesidir. Avrupa Birliği’ne aday ülkedir.

-Müslüman ülkelerdeki entellektüeller yeteri kadar birbirlerinden yabancılaştılar. Bu uzaklaşmanın ülkelerimize ne kadar zarar verdiğini görüyoruz. Bunun için aramızdaki ayrılık söylemleri yerine birlikteliklerimiz üzerinde durmayı tercih ederiz.

-Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmaları gerekir. Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler’de hep “Dünya beşten büyüktür” diyerek İslam dünyasının ve mazlumların sesini dile getirmektedir. Mısır gibi nüfus ve iktisat potansiyeli büyük olan kardeş ülkelerle Müslümanların birlikte daha güçlü olmaları için çalışmak hepimizin görevidir.

Yazarın Diğer Yazıları