Adem Esen

HAK-İŞ'in Gelecek 50 Yıl Çalıştayında Çalışma Hayatı Perspektifi

Adem Esen

HAK-İŞ Konfederasyonu 51’inci kuruluş yılında gelecek 50 yıl perspektifiyle geçtiğimiz hafta bir çalıştay düzenledi.

Çalıştay konuları 10 başlık altında toplanmıştır. Bunlar; 1-refahın adil paylaşımı ve vergide adalet; 2-kayıtlı istihdam ve sosyal güvence; 3-iş, gelir ve ücret adaleti; 4-sendikal hareket ve sosyal diyalog; 5-eğitim, beceriler ve nitelikli işgücü; 6-yapay zeka, dijitalleşme ve yeni çalışma biçimleri; 7-yeşil dönüşüm ve adil geçiş; 8-afet ve kriz dönemlerinde çalışma hayatı; 9-insana yakışır çalışma,  iş sağlığı ve güvenliği; 10-sosyal devlet, haklar ve politikalar, demografik dönüşüm.

Çalıştayda farklı disiplinlerden akademisyenler, işçi ve işveren sendikaları temsilcileri, siyasi partiler, dernekler ve vakıflardan katılımcılar yer almıştır. Ayrıca bazı siyasi partilerin genel başkanları veya temsilcileri partilerinin genel olarak çalışma hakkındaki görüşlerini dile getirmiştir.

Çalıştayın açılış konuşmasında Genel Başkan Sayın Mahmut Arslan çalışma hayatı ile ilgili temel sorunlara vurgu yapmıştır. Ana başlıkları ile bunlar; vergide adaletin sağlanması için vergi dilimlerinin düzenlenmesi; vergilemede ailenin dikkate alınması; ülkemizdeki kayıtdışı istihdamın OECD ülkelerinin neredeyse iki katına çıkmasının yani % 25 olmasının işletmeler ve sendikalar bakımından sebep olduğu olumsuzluklar; ücret adaletsizliği, çalışanların büyük bir kısmının (%45) asgari ücretli konumunda olması, burada asgari ücretin işçilerle işverenler arasında müzakare edilerek, hükümetin burada yer almaması, zira kamu kesiminde asgari ücretli yoktur; AB müktesebatı sürecinde sendikalaşma, iş güvencesinin sağlanması, ekonomik ve sosyal konseyin işlevsel hale getirilmesi; MEYEP yani mesleki yeterlilik projesi sadece HAK-İŞ’te vardır; yapay zeka ve dijitalleşme ile yeni mesleklerin ortaya çıkışı, bazı mesleklerin kaybolması; yenilebilir enerji çalımalarına ağırlık verilmesi; afet ve kriz dönemlerinde çalışanların sorunları; iş sağlığı ve güvenliğinde yasal gelişmelerin uygulamada yeterince görülemeyişi; uluslararası emek dayanışmasıdır.

Ayrıca Sayın Arslan, HAK-İŞ’in Filistin ve Gazze dayanışması kapsamında yaptığı yardımların toplamının 70 milyon lirayı bulduğunu belirterek, kendisinin ve kadın bir sendika yetkilisinin Sumud aktivistleri ile Filistin dayanışmasındaki küresel faaliyetlerini genişçe anlatmıştır. HAK-İŞ Konfederasyonu bu konuda “Umudun Adı Sumud” adlı bir kitap da yayımlamıştır.

Bizim dahil olduğumuz eğitim grubunda çalışma hayatında örgün, yaygın ve mesleki eğitim konuları üzerinde durulmuştur.

Nasıl sanayileşmeyle birlikte bazı yeni meslekler çıkmış, bazıları da kaybolmuşsa, akıllı makineler çağında bazı meslekler küçülmekte, kaybolmakta, yeni iş alanları da ortaya çıkmaktadır. Ancak bunun öngörülebilirliği net değildir. Bunun için teorik genel eğitimin sınırlandırılması, kreş ve anaokulu eğitimlerine önem verilmesi, bireylerin eğitim kabiliyetlerinin ilk çocukluk çağından itibaren tespit edilmesi, bu konuda ailenin mali ve idari açıdan desteklenmesi gibi birçok konu belirtilmiştir. Bu kapsamda, resmi kurumların verilerinin kullanılabilir hale getirilip ortak paylaşıma açılması, öğrencilere mentorluk ve rehberlik eğitimlerinin verilmesi, staj eğitimlerinin ve iş başında eğitimlerin yaygınlaştırılması vurgulanmıştır. Zorunlu eğitimin 12 yıl olmasının iktisadi ve sosyal etkileri ayrıca ele alınmıştır. Bizim kanaatimiz lise eğitiminin zorunlu olmaktan çıkarılması ve ortaokul eğitiminden sonra gençlerin mesleğe hemen yönlendirilmesidir. Çünkü zorunlu eğitimle ne işte ne de eğitimde yer almayan genç (buna ev genci de deniliyor) sayısı artmıştır. Sanayide çırak ve kalfa sayısı ciddi şekilde azalmıştır. Kızların evlenme yaşları artmış, dolayısıyla evlilikler azalmış ve doğum oranları düşmüştür.

Hayat boyu öğrenme kapsamında, eğitimin herkese yönelik olması amacıyla kamu kesiminde çalışanların tezsiz lisansüstü programlara katılımlarının artırılması; emeklilere yönelik programların düzenlenmesinde mahalli idarelerin daha faal olmaları; kamu kesiminde Devlet Personel Dairesi'nin yeniden kurulması; kamuda atıl durumda olan üst düzey personelin etkin hale getirilmesi; engellilere ve mevsimlik işsizlere yönelik çalışmalar da ele alınmıştır.

Erken emekliliğin getirdiği sıkıntıların başında, çalışma gücüne sahip olduğu halde bunu kullanmaktan kaçınan geniş bir kesimin ortaya çıkması gelir. Emekliler lokalleri oyun masalarıyla dolup taşmaktadır. Oysa buralarda basit de olsa çalışma atölyeleri oluşturulmalıydı.

Mesleki yeterlilik standartlarında çalışmalar, işgücünün eğitim düzeyini artıran faaliyetlerdir. Mesleki eğitime yöneltmede kamu spotları ile aileye yönelik bilgilendirme çalışmaları, üstün zekalılara yönelik programların yapılması, bölgesel ve sektörel ihtiyaçların yerel bazda belirlenerek beceri ihtiyaçlarının ve eğitimlerin ölçülmesi, güvenceli ve kaliteli öğrenmenin sağlanmasına ihtiyaç vardır.

İnsan ancak çalışmasının karşılığını alır; bu prensibe göre çalışmak esastır, yani üretmek esastır. Bu bakımdan, engelli bireyler dahil herkesi üretime sevk etmek illa para kazanmak amacıyla düşünülmemelidir. Çok yaşlı bir kadının veya erkeğin hem vaktini boşa geçirmemek hem de üretime katkı sağlamak amacıyla el işleri yapması, gelir elde etmek amacıyla yapılan çalışmaya kadar uzatılabilir. Çalışma halinde sağlık da korunmaktadır. Zira pek çok sağlık sorunu boş durmaktan kaynaklanmaktadır.

Çalıştaydan çıkan sonucun yayınlanması hem karar alıcılar hem de emek piyasası için önemli faydalar sağlayacaktır. Sendikalaşmanın azaldığı bir süreçte çalışma hayatının sorunlarının ele alınması ülke ekonomisine ve işletmelere önemli katkı sağlayacaktır. Artık dünyaya ve ülke şartlarına gözlerini kapatarak sınıf sendikacılığı yapmanın başta çalışan emekçilere zarar verdiği görülmektedir. Bunun yerine üretimden hak edilen payı yeterince almak için iktisat ve sosyal politikaları yeniden düzenleme ve hizmet sendikacılığına geçiş gereklidir.

İktisat bilimi maddi değerleri ve reel üretimi esas alır. Günümüzde para ve finans piyasaları öne çıkmıştır. Bunda, ahlaki dayanaktan yoksun bir iktisat anlayışı ile insanın alın teri dökmeden kazanma hırsı etkili olmaktadır. Halbuki tüm insanları ilgilendiren çalışma hayatındaki sorunlarla her gün karşılaşılmaktadır. Bu sebeple para ve finans piyasaları reel ekonominin hizmetinde olmalıdır. Çünkü insanın çalışmasından başka elde edeceği bir şey olamaz. Yoksa hava oyunlarıyla üretim sağlanamaz.

Finans ve para piyasalarının öne geçtiği günümüzde, insana ve aileye doğrudan hitap eden işgücü piyasasıdır. Çünkü üretime net katkı reel üretimle sağlanabilir. Yoksa sanal fon manipülasyonlarıyla değil, reel üretimle sağlanabilir. Sosyal politika tedbirleri ihmal edilmez. Genç nesillere çalışma ve kazanma motivasyonları kazandırılmalıdır. Çalışanların ve ailelerinin hayat şartları dikkate alınmadan siyaset üretilemez. Bu takdirde, sorunlar sadece iktisadi alanda kalmaz; hayatın diğer alanlarında da kısa sürede etkisini gösterir.

Çalışma hayatına önemli katkı sağlayacak bu faaliyetlerden dolayı HAK-İŞ Genel Başkanı Sayın Mahmut Arslan’ı ve emeği geçen herkesi tebrik ederiz.

Yazarın Diğer Yazıları